İnsanlık öldü mü gerçekten?

Irak Savaşı konusunda insanların zarar görmemesi için savaş karşıtı onlarca yazı döşenilen basında, hergün karşımıza çıkan "Türkiye'nin insanlık dışı olayları" hakkında tek kelime yazılmaması çok garip

Haberin Devamı

Irak Savaşı konusunda insanların zarar görmemesi için savaş karşıtı onlarca yazı döşenilen basında, hergün karşımıza çıkan "Türkiye'nin insanlık dışı olayları" hakkında tek kelime yazılmaması çok garip.

Akıl almaz, benzerine korku filmlerinde rastlanacak olaylar oluyor, bizde sadece haberleri var. Kimse de çıkıp "Bu ne sahipsiz memlekettir, bu ülkenin kanunları, Emniyet'!, Adalet Bakanlığı yok mu? Bunca tecavüz, cinayet, gasp ve her türlü suç kimseyi rahatsız etmiyor mu? Bu vahşeti böylece izleyip duracak mıyız?" demiyor. Şanlıurfa'da 6 sapık, iki öğretmenin evine saldırarak tecavüz ediyor, evini yurdunu bırakıp oralara çocuk eğitmeye giden öğretmenler kurtuluşu bölgeyi terk edip kaçmakta buluyorlar (Bu durumda bir daha kadın öğretmenlerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya gitmesini beklemek de haksızlık. Acaba bunu önlemek için mi yapıyor birileri?) Adamlar yakalanmış ama -kısa süre önce duyduğumuz- 12 yaşındaki kıza tecavüz edenlerden bazıları gibi "adresi nasılsa belli" türünden abuk nedenlerle iki gün sonra bırakılmayacaklarından emin olmak imkânsız.

Geçen Cumartesi günü çıkan bir başka insanlık dışı haber 85 yaşındaki karı-kocanın Üsküdar'daki evine "Elektrik tesisatçısıyım" diyerek giren bir alçağın önce yaşlı çifti dövmesi, sonra da 350 milyon emekli maaşı ile bileziklerini alıp kaçmasıyla ilgiliydi. Rami Bilgin isimli emekli adam ağzı gözü kan içinde "Biz yaşlı insanlarız, kimseye zararımız yoktur. Bu vahşeti yapanları yakalayın" diyordu.

Teşvik eden adalet(!)
Buna benzer sayısız olay var ama sadece bu ikisini aldığınızda bile olayların temelinde, mevcut yasaların ve güvenlik görevlilerinin çalışma sisteminin suça yelteneni caydırıcı olmak yerine teşvik edici özellikte olduğunun yattığını görüyorsunuz.

Kadınlara karşı işlenen suçlardaki ceza indirimleri, hafifletici nedenler (böyle olaylarda bile nasıl buluyorlarsa) ve bunlar da yetmiyormuş gibi polisin akıl almaz anlayışı suçların örtbas edilmesine sebep oluyor.

Şanlıurfa daki olay, görevini yapmak için zorluklara katlanıp oraya giden eğitim görevlilerinin başına gelenler örtbas edilemeyecek, buna asla izin verilmemesi gereken bir insanlık suçudur. Sadece Adalet Bakanı değil, yeni Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de bu olayı adım adım izlemek, sonucunu kamuoyuna duyurmak zorundadır.

Üsküdar'daki insanlık dışı olayın nedeni ise "hırsızlık ve bu nedenle işlenen suçlara" basit suç gibi bakılması, hatta "Biz yakalıyoruz, kanun bırakıyor" denerek suçluların yakalanmasına bile zahmet edilmemesidir.

Yönetimlerin birinci görevi halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması, gerekiyorsa bunları ortadan kaldıran yasaların ve sistemin acilen değiştirilmesi olduğuna göre görevlerini yapmalarını bekliyoruz. O makamlara yiyip içmek, gezip tozmak için gelinmiyor.
Toplum da olaylar kendi kapısına dayanana kadar susmamak, itici güç olmak zorundadır. Ne oldu, hepimiz paralize mi olduk, insanlık duygularımızı mı kaybettik yoksa?


"8 Yıllık Eğitim" tehlikede
Refah Partisi iktidarı döneminde yapılan tartışmalar Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'le birlikte yeniden başlayacak gibi görünüyor.

Çelik, koltuğa oturur oturmaz ilk icraatı üniversite rektörleriyle kapışmak olan eski bakan Mumcu'nun misyonunu devam ettireceğinin işaretlerini verdi bile. "Hükümetin ideolojileri doğrultusunda siyaset yaptığı" kendi (eski bakanı) milletvekili Yaşar Yakış tarafından da açıklandığına göre onun bu tutumuna da şaşmamak lâzım.

"İmam Hatip'lerin orta kısmını kapatmak için yürürlüğe konulan sekiz yıllık temel eğitim bütün sistemi felç etti. Ne düşünüyorsunuz?" ve "Meslek liselerinin mağduriyetini nasıl önlemeyi düşünüyorsunuz?" türünden çanak sorulara "ihtiyaç varmış ki İmam Hatip'ler kurulmuş. Meslek liselerini bir bütün olarak görmek zorundayız. Bunu İmam Hatiplileri üniversiteye yerleştirmek istiyorlar diye istismar etmek yanlış" cevabını veren Hüseyin Çelik yakın bir gelecekte belki de "Sekiz Yıllık Eğitim" sisteminin değiştirilmesini gündeme getirecek kimbilir?

Bu memleketin insanlarına huzur haram nasılsa, getirsin bakalım...

Ama yolunu da boş zannetmesin. Bir yandan "AB'yi istiyoruz" deyip öte yandan geri manevraya kalkışmak pek kolay olmayacak!

DİĞER YENİ YAZILAR