İnsanın gümrük memuru dayısı olmalı!

Var mı Gümrük'te dayınız, yaşadınız. Bakın tutuklanan memurların servet artışını gizlemek için en pahalı; Cherokee, BMW, Range Rover (veya Land Rover) jipleri, arabaları yeğen, kayınbirader, baldız gibi akrabaların üzerine kaydettirdikleri söyleniyor

Haberin Devamı

Var mı Gümrük'te dayınız, yaşadınız. Bakın tutuklanan memurların servet artışını gizlemek için en pahalı; Cherokee, BMW, Range Rover (veya Land Rover) jipleri, arabaları yeğen, kayınbirader, baldız gibi akrabaların üzerine kaydettirdikleri söyleniyor.

Hukukçular ise davalar sırasında mal varlığı araştırmalarının hiç de düzgün yapılmadığını, orada da rüşvetin iş gördüğünü, sanık durumunda olanların mal ve gelir bildirimini kendi kafalarına göre yaptığını anlatıyorlar. Bugünlerde benim de "sözlü cinsel taciz" için açtığım bir davam var biliyorsunuz, bu sabah 11.00'de 2. duruşması yapılacak, diğer şehirlerden de avukatlarım geldi, onlardan bu açıklamaları bol bol dinledim.

Bu şartlar altında hak, hukuk nasıl sağlanabilir, orası meçhul...

Efendim, Kapıkule'deki rüşvetçi gümrükçüler olayında tutuklamalar 69'a çıkmış. Toplam kaç kişiler ki zaten diye merak ediyor insan...

Yine aynı noktaya geliyoruz; benzer bir olay girmeye çalıştığımız AB'ye dahil ülkelerden birinde olsa bırakın ilgili bakanın gitmesini, bu kadar yolsuzluğu önleyememiş hükümet de birlikte düşerdi.

Dün sormuştum; 'Neden eski siyasetçiler Yüce Divan'da yargılanabiliyor ama yeniler hesap vermiyor' sorusunu... Gümrükten sorumlu bakanın derhal istifa ermesi (denetlemek ve düzgün çalışmasını sağlamak onun sorumluluğudur) gerekir.

Özal'ın aynı nedenle (orada 46 kişi tutuklanmış) azlettiği Bakan Vural Arıkan Meclis'te yaptığı son konuşmasında:

"Bakanlığa geldiğimde şunu gördüm; buradaki yolsuzluklar hiç bitmiyor" demiş. Bilmediği gibi artarak devam etmekte, 69 kişi yakalananlar, yakalanmayan veya diğer gümrüklerde aynı dolapları çeviren kimbilir kaç kişi var? Peki bakanın işi nedir?

Olaylardan şikâyet erme hakkı milletin olmalıyken bizde bakanlar şikâyet ediyor. Ve sonra hızlı tren faciasında veya Sakal-ı Şerif olayında gördüğümüz gibi bakanlar yerinde kalıyor.

Kalsınlar... Ama Hükümet bilmeli ki onlar kaldıkça hepsi birlikte düşüyorlar... Gözden!

Artık kimse yutmuyor.

Harç ödemeyen öğrenciler!

Bir yanda Amerika başkanlarıyla lüks yarışında siyasetçiler, öte yanda okul harçlarını yatıracak para bulamadıkları için eğitim fırsatlarını kaçıran, "bize burs bulun" diye yalvaran öğrenciler...

Bir yanda israfın âlâsı, sökülüp sökülüp yeniden yapılan yollar, kaldırımlar, devlet binaları, üç beş kişi için Avustralya'lara kalkan özel uçaklar, gümrüklerde hırsızlıklar, öte yanda yoksulluğun dibine vurmuş bir halk.

Eğer israf olmasaydı devlet bu gençlere burs verebilirdi... Yakarışlarını duyup da dayanabilmek mümkün değil.

Harcını ödeyemeyenlerin yanında bir de gününü geçirdiği için dönem kaybeden öğrenciler var. Marmara Üniversitesi'nden yazan öğrenciler son ödeme tarihini birkaç gün geçirdikleri için bir sömestr kaybettiklerini bildiriyorlar. Oysa "Öğrenci işleri" sorduklarında onlara beklemelerini ve sınavlara girmelerini söylemiş. Şimdi her fakülteden 100 civarında öğrenci bir dönem kaybediyor.

Böyle bir haksızlık olamaz. Okul yönetimlerinin bir dönemin öğrenciler ve aileleri için önemini, bazı ailelerin ödemede zorluk çekebileceğini düşünmesi, öğrenciye bu kadar kısa bir süreyle dönem kaybettirmenin büyük bir hata olduğunu bilmesi gerekir.

Marmara Üniversitesi'ni ve aynı uygulamayı yapan diğer üniversiteleri insafa davet ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR