İngiltere’den ödül iyi fikirdi!

Haberin Devamı

İtiraf etmeliyim ki yabancı üniversitelerden veya kuruluşlardan verilen ödüllere pek güvenmem, zira çoğu durup dururken, pek beğendikleri için olmaz. Genellikle ya o üniversitenin, ya o ülkenin bir çıkarı vardır, ya o kişi ‘Türkiye’ye tarihi kini ve talepleri olan bir ülke-grup lehine’ tarihi bile yalanlayacak konuşmalar yapmıştır (bu durumda Nobel verildiği bile oluyor) ki bugüne kadar bu örnekleri bize yeterince izlettiler veya birileri çok güzel kulis faaliyeti yürütmüştür. Örneğin son yıllarda her konuda (referandum, Anayasa Mahkemesi’ndeki davalara destek vs) kulis faaliyetinin Davutoğlu ve Bağış gibi isimler tarafından aralıksız yapıldığını sık sık duyduk, buna iktidara yakın ve yurt dışı ilişkileri iyi bilen bazı gazetecilerin de katıldığı aynı şekilde duyulduÖ Daha önceki yıllarda iktidarların “şimdi dışarıdan öyle bir destek açıklaması alalım ki bizim tezlerimizin ne kadar doğru olduğunu herkes anlasın ama bunu nasıl sağladığımızı tahmin edemesin” şeklinde bir düşüncesi, faaliyeti olmadı, kimin aklına gelirdi ki? Ama siyasi partiler yerli yabancı think-thank kuruluşlarından yardım almaya başlayalı beri artık her şey akla geliyor ve uygulamaya konuyor. Bu nedenle efendim ben artık AB İlerleme Raporları’na bile şüpheyle bakıyorum, hiçbir şey sebepsiz değil, olsaydı “AB ülkelerinde yargının hükümetlerden bağımsızlığı sağlanmaya çalışılırken” Türkiye’de bunun tam aksinin yapılmasını onaylıyor görünemezlerdi.

Her neyse açıkçası herkes gibi (taksi şoförleri bile “nasıl oldu” diye soruyor) ben de Cumhurbaşkanı Gül’e birdenbire İngiltere’nin Chatham House isimli önemli düşünce kuruluşundan verilen ödüle şaşırdım, demek Cumhurbaşkanı Gül bizlerin duymadığı bir takım büyük işler yapmış olmalı ki diğer ülke liderlerini “devlet adamlığı”nda geçerek “2010 Devlet Adamı” ödülünü kazandı diye düşünüyor insanÖ Merak ediyor, öğrenip gurur duymak istiyor. Ve sonunda, küçük bir haber olarak verilen velakin merakımı gideren önemli bir haberi gördüm gazetede: Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer iki yıl önce girdiği Chatham House Mütevelli Heyetine “Gül’ü seçmelerini” kendisi önermiş ve sonra da seçildiği için gurur duymuş. Tabii ki bu ülkelerin tercihlerinde kendi plan ve projeleri, yaptırmak istedikleri şeyler, Türkiye’ye gelecekte “kankaları ABD ile birlikte vermek istedikleri şekil” gibi nedenler rol oynuyor, kendi çıkarları olmadan günahlarını bile vermiyorlar (bakınız AB üyeliği meselesi) ama yine de böyle bir ödülün verilmesinde Suzan Sabancı Dinçer’in rol oynamış olması güzel bir şey, bu nedenle Cumhurbaşkanı Gül ile birlikte o da kutlanmayı hak ediyor, az başarı değil doğrusu.

***


‘Demokrat Medya’nın ‘demokrat’ına ne oldu?

Bildiğiniz gibi son zamanlarda bir moda da her derneğin başına bir “demokrat” sözcüğü eklemekÖ Böylece “öyle olamıyorsan hiç değilse olduğuna isminle inandır mı denmek istiyor bilemem ama “Demokrat Medya” diye bir dernek kurulduktan, kurucularının sadece iktidara çok yakın medyadan isimler olduğu, geride kalan medyaya yapılan ağır siyasi baskıları “hiç fark etmiyor gibi” davrandıkları ve hatta “medya özgürlüğünün had safhada olduğunu, asıl şimdi çok sesli hale geldiğini” söyledikleri görüldükten sonra (afedersiniz izninizle biraz gülmeliyim) ben bu derneğin başındaki “demokrat” sözcüğünü hemen kaldırmaları gerektiğini düşünmüş, yazmıştım daÖ

Baksanıza son AB İlerleme Raporu’nda da “gazete ve gazetecilere baskının arttığından, Doğan Medya Grubu’na açılan vergi cezasının hala sürdüğünden, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasından” söz ediliyor ama bu derneğin umurunda değil, onlar hala “harika basın özgürlüğü var” diyorlarÖ Gerçi doğru, kendilerinin de bulunduğu kesime sınırsız özgürlük, parti genel başkanlarına hakaret özgürlüğü bile tanındığı, her tür imkan da sağlandığı için dünyanın böyle olduğunu sanıyor, medyada artık tek bir sesin duyulduğunu, istenmeyen isimlerin aynen bir seçim öncesinde açıkça çağrı yapıldığı gibi- tek tek ekarte edildiğini fark etmiyor olabilirler. Ama işte bütün bu durumlar nedeniyle isimleri “Demokrat Medya” olamaz derken bir de baktım ki “demokrat” kelimesi derneğin isminden çıkarılmış. Öyle olmalı çünkü Salih Memecan’ın başkanı olduğu “Medya Derneği” şeklinde çıkıyor ilgili haberlerin hepsi. Aslında doğru karar olmakla birlikte, bu kez de “Medya” ile tüm medya kuruluşlarının, gazetecilerin temsilcisi imişler gibi bir yanılma yaratacak, özellikle de yurt dışındaÖ Hazır isimle oynamaya başlamışken “sadece kendilerini anlatan daha uygun bir isim” mi arasalar acaba, zaten hazırda mevcuttu hatırladığım kadarıyla!

DİĞER YENİ YAZILAR