Ermenistan’la Türkiye arasındaki gergin hava “iki ülke cumhurbaşkanlarının birlikte maç izlemesi”yle filân biraz yumuşadı. Belki sınır kapısı açılabilir ihtimali ortaya çıktı. ABD ve Avrupa’da Ermeni soykırım iddiasını kabul ettirmeyi yaşam amacı haline getirmiş olan Ermeni lobilerinin baskısına biraz ara verilir gibi oldu ve... Ve hayret, hemen bizim kendi içimizdeki “lobi” tekrar faaliyete geçti.
Bu kez (diasporayla Türk tarihçiler aleyhine yaptığı mektuplaşmalar ortaya çıktığından mı bilinmez) Halil Berktay öncülük yapmıyor faaliyete... Baskın Oran, Ali Bayramoğlu, Cengiz Aktan gibi isimler “Osmanlı döneminde 1915 yılında olan olaylar, tehcir ve ölümler” için bir özür kampanyası başlatıyor internette... Biliyorsunuz haberi çıktı, ben yazdım, başka köşe yazarları da yazdılar.
Ama ortada çok enteresan bir durum var bu grup “Türkiye’nin 85 yıldır inkarcı olduğunu, bu büyük felakete duyarsız kalınmasına karşı çıktıklarını” söyleyerek girişiyor işe... Oysa Türkiye hiçbir şeyi inkâr etmedi, tam aksine arşivlerini açtı, dileyen her tarihçiyi belgelerle tartışmak üzere davet etti. Türkiye arşivlerinden çıkan sonuca bu beyler, hanımlar “resmi tez” filân diyorlar ama aynı belgeler olaylar, tehcire katılanlar, geri dönenler, karşılıklı ölümler Alman, İngiliz, Rus arşivlerinde de mevcut.
Yapılan ise nedir biz araştırma, belge, tartışma filân anlamayız, çoğumuz tarihçi de değiliz ama özür dileriz... Neden? Yeni bir şey mi keşfettiniz ki yıllarca dilemediğiniz özrü tam şu anda dilemeye karar verdiniz? Önce Türk Tarih Kurumu tarihçileriyle veya (onlara “resmi, devlet” gibi etiketler yapıştırıyorsanız) soykırım olmadığını anlatan 153 bağımsız tarihçiyle masaya oturup tartışmayı teklif ettiniz mi?
Hayır, içinizdeki tarihçiler aynen Ermeni tarihçilerin yaptığı gibi, panellerde bile karşı görüşü dinlemeyi, aynı masaya oturmayı reddettiler.
Kendine aydın, liberal tanımlarını yakıştıran insanların bu tavrı demokratik anlayışın neresine sığar?
Eğer dürüstseniz, size bunları söyleyenleri suçlayıp duracağınıza hemen bir panel düzenleyin, Türk ve Ermeni tarihçileri davet edin, siz de oturun ve belgelerinizi ortaya açın bakalım. Neye dayanarak Türkiye’yi soykırımcı ilân ettirmek için çalışıyorsunuz millet görsün.
“Vur kaç” metodu yerine bilim bunu gerektirir değil mi?
Hiç çalışmadan yaşatacak yardımlar (!)
Dün Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Muammer Aydın’ı aradık ve Pazar günü “Her Açıdan”a gelerek veya telefonla katılarak millete ekranda 6 milyon (ışınlanmış) yeni-yepyeni seçmen ile seçmen kütüklerinde ortaya çıkan fahiş yanlışları açıklamasını istedik. Aydın ne gelerek ne telefonda “konuşmayacağı” cevabını verdi.
Türkiye’nin her köşesinden muhtarlıklardan, nüfus müdürlüklerinden “kütüklerde karşılaştıkları garip durumlardan dolayı şoka giren” vatandaşların uzun kuyruklar oluşturduğu haberleri gelirken ve YSK seçmen kütüklerini (partilerin taleplerine rağmen) bir süre daha askıda tutmayı reddetmişken, bu kadar ciddi bir durumda susmayı tercih ediyor.
Halka açıklama yapma zorunluluğu varken susması bir tercih olabilir mi, bunu iyi düşünmek gerekir. Muammer Aydın ve YSK susuyor, iktidar partisi AKP susuyor ve Türkiye hiç de güvenli olmayan bir seçime sürükleniyor.
Bu hafta Her Açıdan’da bu konuyu, CHP ve MHP’nin son tartışmalarını, toplumu kıvrandıran ekonomik kriz ve işsizlik sorunları ile “bir aileyi hiç çalışmadan yaşatabilecek” yeni sosyal yardım sistemini, unutturulan yolsuzluk ve şiddet olaylarını konuşacağız. “Türk halkı şiddet, yolsuzluk ve her türlü yanlışa duyarsız hale mi geldi” sorusuna cevap arayacağız.
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer ve Ekonomi Yazarı Yiğit Bulut’un katılacağı program 14 Aralık Pazar, öğlen 12.30’da STAR’da.
Bu kadar tatil yeter size, hepinizi (ülkesine sahip çıkmak isteyenleri) bu önemli tartışmayı izlemeye ve sorularını sormaya davet ediyorum.

