Ben bu konuyu Şubat ayına bırakmıştım ama Cuma gününden beri meslektaşlarımız hemen her gazete "rüzgârdan uçuşan etekler" i yazınca devamını getirmek zorunda hissettim kendimi...
Biraz da yanlış söyledim galiba; "Rüzgârdan uçuşan etekler" değil, "Rüzgârın bir kişinin elbiselerini alıp götürmesi halinde üstünü kapatmayan kişide hayasızlık mevcuttur" şeklinde geçiyor kitapta.
Hangi kitap?
Söyleyeyim, "Tecavüz edenle mağdurun evlenmesi halinde tecavüzcünün cezası affedilmeli", "Çocuk tecavüzlerinde çocuğun rızası varsa cezada indirim yapılmalı", "Namus cinayetlerinde haksız tahrik varsa ceza büyük ölçüde hafifletilmeli" düşüncelerini savunanlar ruh hastasıdır dediğim için dava açan iki Prof.'tan birinin kitabı:
Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doğan Soyaslan'ın Ceza Hukuku Özel Hükümler (ve üstelik gözden geçirilmiş 4. Baskı)...
Önceki gün birçok gazetede yer alan bu haber çok ilginçti tabii ama aynı kitapta daha da ilginç cümleler var.
İşte Türkiye'nin değerli hukukçularının ayıkladığı bu cümlelerden üçü:
1) "Sayfa 357: Gerçekten normal şartlar altında ve normal yoldan olmak kaydıyla karı koca arasında kullanılan cebir ve şiddet ile cinsel ilişki, cebren ırza geçme sayılmaz."
Normal şart!
Ben de 'gerçekten' diye başlayayım, gerçekten bu kitabı yazan ve büyük ihtimalle öğrencilerine ders kitabı diye okutan "hoca"nın bu cümledeki "normal şartlar"ı açıklaması gerekir. Gerekir ki "cebir ve şiddet ile ilişki" nasıl oluyor da cebren tecavüz sayılmıyor; cahil kafalar (bu bizler, hukuk konusunda eğitilmemiş vatandaşlar oluyoruz) anlasınlar.
Yani saçından sürüklemek, kemerle dövmek, kamçı, tekme, bağlamak filân "normal şart" mı sayılıyor örneğin?
Azıcık şiddet!
2) Eğer cinsel ilişki, üzerinde cebir şiddet kullanılan eşin sıhhatine zarar verecek veya tehlikeye sokacaksa reddedilebilir... Meselâ frengili bir kocanın ilişki için şiddet kullanması. (Bir meselâ da biz diyelim; Meselâ alkolik, o sırada leş gibi içki kokan, küfreden, zor kullanan bir koca ise sağlığına zarar vermese bile kadının reddetmesi, hocaya göre kabahat midir?)
3) En enteresanı bu; Sayfa 357 "Cebir ve şiddet gerçekten mağdurenin direncini bertaraf etmek için ve edecek derecede yapılmalıdır." (Yani fazla dövmeyin, sövmeyin, yaralamayın, azıcık azıcık şiddet kullanın diyor hoca ve devam ediyor. Tanrım, sen bize de devam edecek güç ve sabır ihsan eyle)... "Ancak bazen muğdure, görünümü kurtarmak veya vicdanında yaptığı şeyin kötülüğünü bertaraf etmek için failin cebir ve şiddet kullanmasını isteyebilir. Bu durumda cebren ırza geçme yoktur."
Şimdi, "gözden geçirilmiş 4. Baskı"da bunu okur okumaz öğrenci soracak:
"Ne demek bu hocam. Ne demek?"... "Aklı başında bir öğrenci olarak ben anlamam böyle akıl, mantık dışı şeyi"...
Sorar sormaz da doğru mahkemeye, dava hazır; "Bana akılsız dedi"
Mazereti yok
Bir şey söyleyeyim mi size, bu beylerin bilmediği veya (lisan bildiklerine göre) hatırlamak istemediği bir şey; İngilizce'de bizim "tecavüz mağduru" tanımımız "rape victim" yani "tecavüz kurbanı" olarak geçer. Tecavüzün her türlüsü bir kurban yaratır.
Bunun da yukarıdaki gibi mazeretleri yoktur.
İyi ki hukuk okumamışım, ya tesadüfen bu anlayışta hocalarım olsaydı.
Yarıda bırakırdım okulu herhalde!
Bayram!
Sevgili okurlarım, hepinizin mübarek Kurban Bayramı'nı en iyi dileklerimle kutluyorum. Umarım huzurlu, mutlu bir bayram ve tatil geçirirsiniz.
İlişkide cebir ve şiddet!
Ben bu konuyu Şubat ayına bırakmıştım ama Cuma gününden beri meslektaşlarımız hemen her gazete "rüzgârdan uçuşan etekler" i yazınca devamını getirmek zorunda hissettim kendimi
Haberin Devamı

