Bernard Shaw'un dün "Ne demişler?" köşesine yazdığım sözünü daha önce de kullandığımı biliyorum ama gel gör ki çok seviyorum bu sözü ve sık sık da tam yerine denk geliyor. Ben de "Olacak O Kadar"daki gibi manzara koyacağıma onu kullanıyorum.
Tekrarlayalım Shaw'un sözünü:
"Benim espri yöntemim gerçeği söylemektir. Dünyada bundan komik espri olamaz."
Şimdi bakınız Rahşan Ecevit'in son konuşması: "Müslüman bir insanım ve İslâm'ı yaşamak istiyorum. Dinimiz elden gidiyor. Önce ülkenin başına türbanı, çarşafı doladılar. Derken AB çıktı. Vatandaşlarımızı iknayla Hıristiyan yapıyorlar, dinimiz elden gidiyor, buna razı olamam."
"Ya ne yaparsınız hanımefendi?" diye sormak istiyorsunuz bunu duyunca değil mi, iste ben sizin adınıza da soruyorum:
Ne yaparsınız hanımefendi? Af Yasası'nda yaptığınız gibi duygu sömürücü konuşmalarla bir kez daha olumsuz bir gelişmeye mi neden olursunuz? Eşinizin yaptığı tarihi hata, verdiği yanlış karar sonucu Avrupa Birliği'ne kolayca girme fırsatını elden kaçırmış, sırf bu nedenle bugün Güney Kıbrıs'ın eline düşmüş bir ülkeye bir kez daha "AB'nin yanlış olduğunu" anlatmaya çalışır, hiç değilse "anlamayan" ve her duyduğuna inanan kafaları mı bulandırırsınız?
Sağlığı bozuk olduğu, yürürken, konuşurken bile yardıma ihtiyaç duyduğu halde İsrarla koltuğunu bırakmayan, bu yüzden kendi partisini sıfırladığı gibi Türkiye'ye yüzde 35 oyla Medis çoğunluğunu ele geçirmiş bir iktidar kazandıran eşinizin hatalarını aklınızca bu konuşmalarla "hafifletmeye" mi çalışırsınız?
Yoksa bunca yıldır dininizden, inancınızdan hiç söz etmediğiniz, laik-demokratik bir rejimde buna gerek olmadığına (haklı olarak) inandığınız halde şimdi gerek duyduğunuza göre yapmak istediğiniz, hatalarla yok olmuş bir partiye -din istismarının oy getirdiğini görerek- oy kazandırmak mıdır? DSP'nin de ılımlı İslâm partisi olduğunu mu anlatmaya çalışıyorsunuz?
Katillerin, tecavüzcülerin, 60 bin suçlunun sokaklara salınıp yeni suçlar işlemesine destek verirken hatırlatmaya gerek görmediğiniz "din"i bugün dile getirmenizin tek nedeni misyonerlik midir gerçekten?
Öyle ise insanları neden kendi dini, inancı ile başbaşa bırakmıyor, herkesin kendi inancını seçme ve koruma hakkını savunmuyor, halkın kolayca inanan ve dininden de kolayca vazgeçen budalalardan oluştuğunu ima ediyorsunuz?
Biz anlamakta güçlük çekiyoruz, biraz daha açıklayın lütfen Sayın Rahşan Ecevit. Zira açıklamadığınız takdirde yaptığınız konuşma Bernard Shaw'un sözündeki "komik espri"lerden biri olarak kalacak!
"Başbakan arkamda"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş büyükşehirlilerin çoğunun (benim de) beğendiği, onayladığı bir başkan. Dün VATAN 34'te Safile Usul'un "hastalığı ve Başbakan Erdoğan'la arasının iyi olmadığı, üstelik bu nedenlerle başkanlığı bırakacağı" yönündeki dedikoduları cevaplarken "Başbakan arkamda, bundan kimsenin şüphesi olmasın" demiş.
Bunu görür görmez tepkisi geliyor: "Ne gerek var, halkın oy çoğunluğuyla gelmiş bir başkan 'başbakanın arkasında olduğunu' söylemeye neden gerek duyar?"
Onun çalışkanlığına, doğruluğuna, başkanlığı hak ederek aldığına inanan biri olarak ben de aynı tepkiyi gösteriyorum. Hiç değilse böyle insanlar işini zirvedekileri yağlamaya gerek duymadan yapmalı.
VATAN 34'ün harika bir İstanbul eki haline geldiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Gazetemizin okurlarından gelen takdirler de bunu açıkça ortaya koyuyor. Her gün böyle dört başı mâmur bir ilâve hazırlamanın zorluğunu bilerek VATAN 34 ekibinin yeni yılını da kutlamak istiyorum.
Aynı başarıyla gelecek nice yıllara... Bu dileği sizin için de tekrarlıyorum Sayın Topbaş!
Ilımlı Müslüman Rahşan Hanım!
Bernard Shaw'un dün "Ne demişler?" köşesine yazdığım sözünü daha önce de kullandığımı biliyorum ama gel gör ki çok seviyorum bu sözü ve sık sık da tam yerine denk geliyor
Haberin Devamı

