Emine Erdoğan'ın Etiyopya'da bir kimsesiz çocuklar yurdunu ziyaretinde, küçük, sevimli Etiyopyalı çocukları görünce söylediği "Bunlardan iki tane götürsek Başbakan bayılır" sözünü duyduğumda çoğunuz gibi ben de şaşırmış ve çok tuhaf bulmuştum.
Bir başbakan eşinin (benzetmek gibi olmasın) sanki bir hayvan çiftliğinde kedi ya da köpek seviyormuş ve onlardan alıp götürmek istiyormuş gibi bir ifadeyi çocuklar için kullanması garip gelmişti.
Cumartesi günkü Milliyet gazetesinde, Melih Aşık'ın köşesindeki Ercan Akyol'un karikatürü konuyu harika şekilde özetliyordu:
Emine Erdoğan aynı sözü söylerken yanındaki eli tespihli ve sakallı, siyah kıyafetli bir erkek görevli elini ağzına kapatarak söyle diyor:
"Emine Hanım bizde bunların beyaz olanlarından çok var."
İşte "zekâ", "yaratıcılık" diye buna derim ben. Türkiye'deki SHÇEK yuvalarında binlerce kimsesiz çocuk var. Üstelik bunlar, çocukla alâkalı işlerde hiçbir deneyimi olmayan, onlara faydadan çok zararı dokunan, sadece AKP'li oldukları için oraya getirilmiş, bir kısmı da "devlete ve kendilerine teslim edilmiş çocuklara taciz, tecavüz edecek kadar hasta ruhlu" yöneticilerin elinde.
Bu olaylara çözüm arayıp, onları kurtarmak, bakabilecek ise onlardan birkaçını almak varken başka fakir ülkelerde popülist konuşmalar yapanlara verilecek en güzel cevap bu karikatürdü bence...
Bravo Ercan Akyol! Teşekkürler Melih Aşık!
Justin Mc Carthy geliyor!
CHP, dünya çapında tanınmış bir Amerikalı tarihçiyi, Türkiye'de Ermeni olaylarını da yakından incelemiş, araştırmış ve "soykırım olmadığını, bunu kabul etmenin atalarımıza ihanet olacağını" söylemiş olan Justin Mc. Carthy'i konferans vermesi için davet etmiş.
Bu nedenle ülkesinde Ermenilerden tehditler alan, işini kaybetme tehlikesiyle karşılaşan, buna rağmen çekinmeden görüşlerini açıklamayı sürdüren Mc Carthy, 19 Mart'ta Türkiye'ye gelerek CHP'nin organize erliği bir dizi konferansa katılacakmış.
Ermeni olayları hakkında bilgi edinmek isteyenler, özellikle de bilgisi olmadığı halde konuşmayı ve yazmayı sürdürenler mutlaka izlemeli.
Konferansların nerede olacağını da öğrenip, bildireceğim.
Deprem!
Prof. Ahmet Mete Işıkara'ya bayılıyorum. Bir ara 'Türkiye'nin en seksi erkeği" seçildiği için değil tabii... Bütün Türkiye'yi dolaşıp deprem çalışması yaptığı, insanları bilinçlendirdiği için.
Ama keşke şu "yere çökerek ellerle başı koruma" hareketi ile korunmanın mümkün olacağını söylemese... Bu hareketin ancak 4.5-5 şiddetinde bir depremde "belki" koruyucu etkisi olabilir. Ben depremden hemen sonra o bölgeleri dolaştım, inceledim. Moral bozmak istemiyorum ama bir kez daha hatırlatmam gerekiyor:
Üst katlar giriş katının üstüne yığılmış, binaların bir kısmı yan yatmış, buzdolabı, çamaşır makinası gibi "yanına sığınılırsa koruyacağı" söylenen eşyalar pencerelerden fırlamış ve ezilmişti.
Büyük depremlerde ancak binalar güçlendirilerek can kaybı önlenebilir, Japonya, Amerika gibi şehir plânlamasını, inşaatları "depreme göre" yaparak önlenebilir.
Vatandaşın can güvenliğinden, her konuda olduğu gibi depremlerde de devletler sorumludur. Bizde ne önlemler alındı acaba?
Paydost!
Bu akşam 19.55'te TRT 1'de Ülkü Erakalın' ın yönetmenliğini yaptığı ve başrollerini Ediz Hun, Selma Güneri, Cihat Tamer, Tomris Oğuzalp gibi ünlü sinema ve tiyatro sanatçılarının oynadığı "Paydos" filmi var.
Cevat Fehmi Başkut'un yazdığı Paydos'u, yine Ülkü Erakalın 1968 yılında Sadri Alışık, Gülustan Güzey, Vahi öz, Mualla Süner gibi o yılların başarılı sanatçılarıyla çekmişti.
İkincisi, bu akşam gösterilecek olanı ben "basın tanıtımı" nda izledim, gerçekten görülmeye değer.
Sinema severlerin kaçırmaması için hatırlatmış olayım.
"İki tane götürsek"..?
Emine Erdoğan'ın Etiyopya'da bir kimsesiz çocuklar yurdunu ziyaretinde, küçük, sevimli Etiyopyalı çocukları görünce söylediği "Bunlardan iki tane götürsek Başbakan bayılır" sözünü duyduğumda çoğunuz gibi ben de şaşırmış ve çok tuhaf bulmuştum
Haberin Devamı

