İki komutanı kim koruyor?

Haberin Devamı

Balyoz’la ilgili belgelerin arasındaki bir DVD’den komutanlarla ilgili bir liste çıkmış. Yani “TSK medyayı fişliyor, andıçlar yazıldı” diye tekrarlayıp duranlara (ki o listelerde benim adım da vardı) yeni bir malzeme; bu iddiaya göre TSK kendini de fişliyor.

Her neyse efendim, listeye bakıldığında birçok orgeneral ve korgeneralin adının yanında darbeyi destekleyeceği düşünülenler için (+), desteklemeyeceği düşünülenler için (-) işaret varmış. Ama inceleyince çok enteresan bir durum göze çarpıyor. Her ne kadar, genelkurmay başkanları ve ordu komutanlarının tutumunu, konuşma yapması ve olayları aydınlatması gereken isimlerin susup bir kenara çekilmesini eleştiriyor ve son üç genelkurmay başkanının birlikte bu iddiaları çözebileceğine inanıyor, bu konuyu gündemde tutuyorsam da ortada açık seçik görünen durum, eğer “darbeye yatkınlık”tan söz edilecekse e-muhtıra veren Büyükanıt’ın darbeye, göreve geldiği andan bu yana “demokrasiye, hukuk devletine saygısını” her fırsatta dile getiren ve buna uygun davranan Başbuğ’dan daha fazla yatkın görüleceğidir.

“2003 yılında nereden bilecekler” diyorsanız aynı yıl hazırlandığı iddia edilen “darbeye destek istenecek yazarlar” listesinde, o yıllarda adı sanı bilinmeyen ancak bugün tanınan yazarların oraya nasıl girdiğini veya hayatında hiç siyasi yazı yazmamış isimlerin neden konduğunu da düşünmek gerekir. Dikkatle incelendiğinde bu listelerin hepsinde inanılırlığı ortadan kaldıran “şüphe çekmesin diye ‘her kesimden’ isimler koyalım” ya da “listeyi geniş tutalım ki belli isimleri hedeflediğimiz anlaşılmasın” benzeri noktalar olduğu görülüyor.

Komutanlar listesinde İlker Başbuğ’un adının yanında (+), Yaşar Büyükanıt’ta ise (-) varmış. Bilin bakalım dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’te ne var?

Hayret, onda hiçbir işaret yok. Yani herkesi etiketlemeyi, markalamayı başaran usta darbeciler (ya da her kim iseler... Muhakkak ki diğer fişlemeler de onlardan (!) çıktı) Hilmi Özkök’e bir (+) veya (-) lâyık görmemişler.

Peki, hukuka, demokrasiye saygılı olanla olmayan insanlar hele de askerlikte davranışından, konuşmasından hiç mi anlaşılmaz?

Örneğin; muhtıra verebilecek ya da darbe yapabilecek insanın davranışları, emrindeki askerler arasında darbe hazırlığı var mı yok mu onu bile anlamayacak ve “vardır da diyemem, yoktur da diyemem” şeklinde konuşacak insanın davranışları, “Bunların hiçbiri benim komutanlığım altında asla olamaz” diyeninki anlaşılmaz mı?

Keşke daha saf olsaydık, kim bilir ne rahat ederdik şu alemde!

*****


Sürpriz!! Kadına jest!

İnanın yapılması plânlanan Anayasa değişikliği paketinde “Kadına jest” başlığı altında cinsiyet ayırımcılığı yapan bir haber görünce aklıma hemen Medeni Kanun Mal Rejimi’nde kadın nüfusun yarısına yapılan haksızlığı düzeltmek isteyecekleri geldi.

Bildiğiniz gibi uzun yıllar verilen mücadeleden sonra Medeni Kanun’un “evli erkeğin, istediği takdirde eşini (ve hatta çocuklarıyla birlikte) beş parasız şekilde kapının önüne oturtabilmesine izin veren” Mal Rejimi maddesi değiştirilmişti. Ama her ülkede “yasalarda yeni haklar getiren, iyileştirici değişiklikler” tüm vatandaşlara eşit şekilde uygulanırken Türkiye’de erkek milletvekillerinin “malları paylaşmamak, hiç değilse kendilerini kurtarmak amacıyla” ve bunu TV’lerden açıkça ilân ederek yasayı sadece “2002’den sonraki evlilikler ve edinilen mallar için” uygulanır hale getirmeleriyle kadın nüfusun yarısı büyük bir haksızlığa uğramıştı.

Bildiğim kadarıyla o günlerde, kabul edilen bu kanun tasarısının altında ise Mehmet Ali Şahin’in muhalefet şerhi vardı. Hukukçuların hemen hepsi gibi kararın yanlış olduğuna ilişkin düşüncesi görülüyordu.

2002’den sonra kadın örgütleri defalarca haksızlığın düzeltilmesini istediler ama AKP hükümeti bunu yapmaya yanaşmadı.

İşte ben ‘nihayet büyük yanlışı düzeltecekler’ diye düşünürken kadın okurlardan gelen mektuplarda tamamen başka konuları akla getirdiklerini gördüm.

Bakın mesela Yasemin İnanç Eralp ne yazmış: “Bugünkü VATAN’da ‘kadına jest’ başlığıyla yazılanları okuduğumda ‘Acaba türbanı kadın hakkı olarak dayatan anlayış kamusal alanlarda bunun gerçekleşmesinin önünü açmaya mı çalışıyor’ diye düşündüm.”

Ne dersiniz, bu ihtimal olamaz mı? Bilmem, sizce olabilir mi?

Bakalım hükümet Yasemin Hanım’ı yanıltarak kadınlara Medeni Kanun’da haksızca kaybettirilen hakkını verecek mi?

DİĞER YENİ YAZILAR