Bugün Milli Eğitim den söz edelim demiştim ama dunun biraz kafamı toplayayım. Dün gece sabahı sabah ettim, gözüme uyku girmedi. Şu anda doğal olarak 'ne diyecektim ben?' durumlardayım, hemen geçer merak etmeyin.
Yazılarımı olumsuz etkilememesi için geceleri erken yatarım aslında, 2'de filân. Cuma gecesi de yoğun kar nedeniyle eve tıkılıp ateşin başında gazetelerimi didikledikten sonra o saatlerde yattım. Birkaç saat sonra aniden uyandığımda henüz sabah olmamıştı ve kar tüm hızıyla devam ediyordu.
Karanlıkta pencereden, bembeyaz bir örtüyle kaplanmış yolların ve bahçenin güzelliğine dalmış bakarken birden evin alt katının tüm ışıklarının yanmakta olduğunu gördüm. Aa, o da ne? Parti filân mı var, yoksa biri bütün ışıkları açık mı unuttu?
Merdivenleri yalınayak üçer beşer atlayarak indim ki ne göreyim, kızım Nazlı'yla yakın arkadaşı Zeynep Ocak oturmuş, sanki günün en normal saatinde sohbet ediyorlarmış gibi derin bir konuşmaya dalmışlar. Buzdolabında ne var, ne yok hepsi çıkarılıp masanın üstüne dizilmiş.
İki kişilik parti anlayacağınız. Benim şaşırmama çok şaşırdılar. Birbirimize öylece bakarken birden aynı yaşlarda benim aynı şeyleri yaptığımı, annemin de o andaki yüz ifademle bize baktığını hatırlayarak gülmeye başladım. Seynan Sezgin (Levent) ve Serpil Tümiş (Bilgel) ile az mı sabahlamıştık...
O bitmek bilmez sohbetler, dedikodular sabahlara kadar az mı sürmüştü?
Biz annemi bu sohbetlere davet etmezdik ama benimkiler ısrarla ederler. Kafa dengiyim ya ben, sohbet-kahkaha dedin mi kaçırmayı sevmem. Zeynep'le Nazlı'da da lâf bitmez, sabahı bulduk.
Sonra onlar uykuya, ben masa başına... Alçaklar, insan hiç değilse bir kahve yapar. Ama tamam, uyandım artık.
Bakan'ın fotoğrafı
Gelelim Milli Eğitim sohbetimize. Bakanlığa geldiği gün ilk uygulama olarak YÖK ve Üniversite rektörleriyle kavga başlatan Erkan Mumcu'nun ikinci uygulaması İl Milli Eğitim Müdürlüklerine fotoğraflarını göndermek olmuş. Okullara Bakan'ın fotoğrafı asılacakmış. Daha sonra CD halinde yeni fotoğraflar gönderilmiş, asılmış olanlar yenileriyle değiştirilecek.
Öğrenciler Bakan'ın yüzünü her an görmeliler, haklı yani. Hatta yakında bu fotoğrafların Atatürk' ünkilerin üstüne ve hatta onun yerine asılması da uygun görülürse şaşmamak lâzım.
Üçüncü uygulama olarak okullardan "Atatürk ilke ve inkılapları" ile ilgili dersleri kaldırtma çabasına giren bir bakandan bu da beklenir. Bugün demokratik bir meclise sahip olma ve popolarını rahat makam koltuklarına yayma lüksünü Mustafa Kemal'in devrimlerine, Türkiye Cumhuriyeti'ni yoktan varetmek üzere dünya liderlerinin bugün bile andıkları, hayran kaldıklan bir disiplinle yaptığı savaşlar ve çalışmalara borçlu olduğunu unutanlardan aslında herşey beklenir.
Bu hükümet gerçekten de bekleneni yapmaktadır. Okullarının çoğu soğuktan kırılırken, yolu bile yokken, çocuklar Doğu Anadolu'da kar altında tehlikeli nehirlerin üstünden gerilmiş iplerle, sallarla geçerek okula ulaşma zorunluğundayken, şehirlerde bile çoğunun önlüğü, ayakkabısı yokken, eğitim sistemi bin türlü hatayla doluyken en önemli ve gerekli uygulama onlar için budur. Bunu yapmak üzere geldiler, bakmayın ılımlı, ılımlı rol kesmelerine.
MEB'nın yükseköğretim yeni yasa taslağı diye ortaya çıkardığı liste kavram kargaşası ve sloganlarla dolu. Örneğin; bir tarafta "Eğitim dili Türkçe'dir" denerek Türkçe'ye verilen önem (sözüm ona) anlatılıyor, öte yanda "Türk dili" dersi zorunlu ders olmaktan çıkarılıyor.
Hükümet bir yanda Avrupa Birliği ve küreselleşmeye katilim için gayret eder görünürken öte yanda bunun için en gerekli şey olan yabancı dil eğitimini köstekliyor.
Milli Eğitim hakkında hiçbir bilgisi olmadığı sığ konuşmalarından da anlaşılan insanların bakan olmasına izin verildikçe, bu insanların popülarite ve siyaset adına ülkeyle top gibi oynamasına ve de bunu yaptıkça yükselmesine göz yumuldukça daha kimbilir ne sorunlar ortaya çıkacak?
En iyisi uyumalı... Haydi uykuya!
Devlet Tiyatrosu'ndan itiraz
AKM gişelerinde ayın her günü için tam bir ay Öncesinden ve sadece bir gün boyunca ve yalnızca nakit para ile bilet satışı yapıldığını yazmıştım, hatırlaycaksınız.
Devlet Tiyatroları Genel müdürü Lemi Bilgin aradı ve bilgi verdi. Ankara, Emek Mahallesi 60. Sokak'tan komşum ve çocukluk arkadaşım olan Genel Müdür'ün açıklamasını size duyurmadan geçemem.
Lemi Bilgin bu uygulamaya Devlet Tiyatrolan'nın dahil olmadığını, onlarda kredili satışlar olduğu gibi internet satışları ve abonman sistemi de bulunduğunu, hergün bilet alınabileceği gibi, toptan satış da yapıldığını belirtiyor ve tarif ettiğim uygulamanın yalnızca Devlet Opera ve Balesi için geçerli olduğunu söylüyor.
Sonunda ise gülerek "Doğru olan dediğiniz gibi 'kapalı gişe' oynamamız" diye eklemeyi unutmadan...
Devlet Tiyatroları ile Opera ve Bale'nin bu başarısını ve sanatseverlerin ilgisini bir kez daha gönülden alkışlıyor en kısa zamanda aynı kolaylığın Opera ve Bale tarafından da sağlanmasını diliyorum. Özellikle iş sahibi tiyatroseverlerin buna ihtiyacı olduğu kesin!
İki kişilik parti
Bugün Milli Eğitim den söz edelim demiştim ama dunun biraz kafamı toplayayım. Dün gece sabahı sabah ettim, gözüme uyku girmedi. Şu anda doğal olarak 'ne diyecektim ben?' durumlardayım, hemen geçer merak etmeyin
Haberin Devamı

