Hummer alanlar suçlu mu?

Bindiğim taksinin önüne dev bir jipin çıkmasıyla başladı konuşma... Jiplerin çoğalmasından Hummer'larda kaçırılan vergilere geçtik

Haberin Devamı

Bindiğim taksinin önüne dev bir jipin çıkmasıyla başladı konuşma... Jiplerin çoğalmasından Hummer'larda kaçırılan vergilere geçtik. Biliyorsunuz galerilerin vergi kaçırarak bu jipleri ucuz fiyata sattık ları ortaya çıkınca hem satanın, hem de alanın ceza vermesi gündeme gelmişti.

Şoför "İyi ama" dedi "devlet hem bile bile bu satışlara göz yumuyor, hem de seneler sonra ortaya çıkıp 'haydi ceza ödeyin' diyor. Neden zamanında engel olmuyorlar ki?"

Benim de uzun zamandır aklıma gelip de yazamadığım bir konudan söz ediyordu. Eve gelene kadar sürdü sohbet. Şehrin en işlek caddelerindeki galeriler vitrinlerinde sergileyerek satıyorlar arabaları, jipleri. Muhakkak ki tek vergi kaçırılan marka da Hummer değil. Birinde yapan, diğerinde neden yapmasın?

Peki görevliler neden sorup soruşturmuyor, kaça satıldığını öğrenip zamanında engel olmuyor da sonradan alanları da satanlarla birlikte suçluyor? Burada galeriler ne kadar suçluysa devlet de o kadar suçlu.

İmar Bankası'nda usulsüz devlet tahvili satışına göz yuman, devletin ve vatandaşın mağduriyetine neden olan SPK görevlileri cezalandırıldığına göre aynı uygulamanın galeride ucuz araba satışına göz yumanlar için de geçerli olması gerekmez mi?

Şehirde jip kullananlar
Londra'nın İşçi Partili Belediye Başkanı "Şehir de jip kullananlar aptaldır. Jip engebeli arazide kullanılır" demiş. İşçi Partili bir siyasetçi olarak doğaldır, o da seçmenine mesaj gönderiyor.

Oysa özellikle Londra gibi şehirler için bunu söyleyememesi gerekirdi. Çalışanlarının yaz-kış her hafta sonu şehirden çıkıp daracık, engebeli köy yollarından geçerek doğaya kaçtığı bir megapol Londra.

Diğer başkentler gibi... Veya büyük şehirler gibi. Türkiye'de jip kullanımı ise (özenti ile veya gösteriş için alanları bir kenara bırakırsak) gerek yolların, bırakın dışını şehir içinde bile engebeli olması, gerekse trafik kazalarına karşı sağlamlık ve koruma önlemleri açısından çok daha uygun.

Rahatlığını da düşünecek olursak jip merakının tenkit edilecek bir yanı yoktur bence... İnsanlar paralarını, birikimlerini istedikleri gibi harcama özgürlüğüne sahiptir. Kime ne?

Not: Yazarınızın Hamır'ı mamırı yoktur... Ama olabilirdi de!

Veto etse kriz olur muydu?
Kadın hakları" değil kadınların insanca yaşam hakları, erkeklerin sahip olduğu vatandaşlık haklarını sağlayacak ilâvenin (Anayasa'nın 10. maddesine) yapılmaması konusunda yazdığım ve Cumhurbaşkanı'nın veto etmemesinin şaşırtıcı olduğunu söylediğim yazıma birkaç itiraz 'mail'i geldi okurlarımdan.

"Veto etseydi ve bir krize daha mı neden olsaydı?" diye soruyorlar. Yanlış düşündüklerini hemen söyleyeyim. Cumhurbaşkanı sadece 10. maddeyi ayırabilir ve diğerlerini onaylayıp onu tekrar Meclis'e gönderebilirdi. Bundan dolayı da kriz filân çıkmazdı. Tam aksine asıl kriz şimdi çıkabilir, zira ne Türkiye'nin yıllardan beri bu değişikliği bekleyen aydın kadınları, ne hukukçuları, ne de STK'ları aceleye getirilerek "değişiklik" diye empoze edilen ama gerçekte ayırımcılığın devamını sağlayacak maddeye susmayacaklardır. Sanıyorum AB'de...

Nitekim ilk girişim olarak kadın hukukçular ile sivil toplum kuruluşları Anayasa Mahkemesi'ne bu maddenin iptali için başvurmayı kararlaştırmışlar (Anayasa'ya göre böyle bir hak da varmış.) Avrupa Birliği işe karışmadan önce kendi içimizde her çarenin denenmesi gerekiyor.

Bakalım Anayasa Mahkemesi kadınların bir 100 yıl daha aynı şartlarda bekletilmesine göz yumacak mı?

DİĞER YENİ YAZILAR