Hıncal Uluç da Cuma günü aynı şeyi yazdı, belediyeler suçlu. Oy hesaplarıyla çarpık yapılaşmaya göz yuman, çürük demir, beton, eksik malzeme ile yapılan binalara doğru dürüst denetlenmeden ruhsat ve oturma izni veren belediyelerin tamamı suçlu.
Zümrüt Apartmanı' na bütün hatalar mevcut olmasına rağmen ruhsat veren Belediye de suçlu. Aynı şekilde eksik malzeme ile plânsız projesiz yapılan binlerce apartmanın inşaatı ise Türkiye'nin her köşesinde seçim öncesi hızla sürüyor şu anda. Şimdi suçlular; projeyi yapan mimarlar, yapımdan sorumlu müteahhitler, denetlemesi gerektiği halde görevini yapmayan sorumlular ortada, belli. Peki ne ceza alacaklar?
Büyük ihtimalle hiç! Çünkü mevcut ceza konusundaki boşluklar ve indirimler onların bu işlerden tereyağından kıl çeker gibi kurtulmalarını sağlıyor. Hıncal "Kanun koyucu yasal kontrol kurumu getirmiştir, önlem almıştır. Mühendis odaları, firmaları inşaatları adım adım incelemek, denetlemek zorundadır" diyor. Doğru ama bütün bu görevleri yapmayanlar "görevi ihmal nedeniyle cinayet" ten yargılanıyorlar mı şu anda? Hayır...
İşte olayın en önemli nedenlerinden biri, hatta en önemlisi bu. Türk Ceza Kanunu'nun yenilenmesinin önemi de burada yeniden karşımıza çıkıyor. Sonuçta yaptıklarının hesabını vermeyeceğine emin olan herkes istediği her eylemi rahatça yapıyor. Burada "yüksek binalarda betonarmeden vazgeçilmesi, uygun arazilerde dikey yerine yatay inşaatların tercih edilmesi" gibi koruyucu tekniklerin kullanılması elbette çok önemli ve bilimin, teknolojinin böylesine ilerlediği günümüzde bu konulardaki hataların da "bağışlanamaz" olduğu konusunda Hıncal Uluç'a kesinlikle katılıyorum. Herhalde katılmayan da yoktur.
Bu konunun sorumluluğu da yine belediyelere ait. 200 metrekarelik alanlara bile 7-8 katlı, kibrit kutusu gibi yamyassı binalar yaparak trilyonlar kazanmak isteyen partili veya tanıdık müteahhitlere siyasi çıkar uğruna bu izinleri veren onlar.
Tek suçlu medya değil
Her bölgede binlercesi yükselen hatalı binalara göz yuman ilçe ve büyükşehir belediyelerine hesap soran oldu mu hiç? Hıncal'ın unuttuğu nokta "yasalarda mevcut olan zorunlu uygulamaları yapmayanlar için mevcut olmayan yaptırımlar"... Birde "tek suçlunun olayları sonuna kadar takip etmeyen medya" olarak gösterilmesine katılmıyorum ben. Medyanın içinde Hıncal Uluç gibi, benim gibi olayları sonuna kadar takip edenler de var. Onlar da "bildiği ve kendisinin de yaşadığı" gibi "gözdağı verilmek üzere" açılan yüzlerce milyarlık davalarla boğuşmak zorunda kalıyorlar. Medeni Kanunu çağdaş düşünen hukukçular ve STK'larla omuz omuza 15 yıl takip ettik, yarım yamalak da olsa düzeltilmesini sağladık. Şimdi AKP'nin bu yasayı tekrar değiştirmeyi plânladığı söyleniyor. Verilen hakları geri alacaklarına, tam aksine mağdur edilen 17 milyon kadına da devrim niteliğindeki değişiklikten yararlanma hakkı vermeleri gerekiyor. Onun da peşinde olacağız.
Türk Ceza Kanunu tasarılarını da yıllardır izlemekteyiz, yakında sonuçlanacak. Her iki konuda da medyada Hıncal Uluç'un kendisi gibi sorumlu, destek veren, izleyen yazarlar ellerinden geleni yaptılar. Sonuçta daha Tasarı Meclis'ten geçmeden hakim kararlan Kanun'un yeni şekline göre verilmeye başlandı. Büyük bir adımdır bu. Şimdi medyaya düşen görev Zümrüt Apartmanı sorumlularının da (belediyedekiler dahil) aynı şekilde TCK'nın yeni tasansına göre cezalandırılmasını istemektir. Bu yapılmadığı takdirde aynı olayları tekrar tekrar yaşayacağımıza hiç şüpheniz olmasın!
Hıncal her şeyi yazmış, bir eksikle!
Hıncal Uluç da Cuma günü aynı şeyi yazdı, belediyeler suçlu. Oy hesaplarıyla çarpık yapılaşmaya göz yuman, çürük demir, beton, eksik malzeme ile yapılan binalara doğru dürüst denetlenmeden ruhsat ve oturma izni veren belediyelerin tamamı suçlu
Haberin Devamı

