Geçen dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk benim Medeni Kanun Mal Rejimi’nden söz ettiğim bir yazıma itiraz mektubu göndermiş.
Diyor ki; “Siz yazınızda benim de ‘Mal Rejimi’nin 2002’den önce evlenen tüm kadınlara uygulanmayacak şekilde çıkarılmasının yanlış olduğunu söylediğimi yazmışsınız, oysa ben bunu söylemedim.”
Şimdi bu sözlerin üzerine benim kalkıp da Sayın Türk’ü yalanlamam da bir başka yanlış olacak, biliyorum. Ayrıca kendisi gerçekten saygı duyduğum, değerli bir hukuk profesörü ve siyasetçidir. Ama... Bir tarafta da benim meslek onurum ve “yalan haber yazmamak” konusundaki kesin ilkem var.
Belki hafızalarımız bizi yanıltıyor olabilir. Hatırlamaya çalışalım; 2001 yılı idi ve Medeni Kanun Mal Rejimi’nin yeni şeklinin yasalaşmasından kısa süre önceydi. Sayın Türk bir grup gazeteciyle İstanbul’da bir akşam yemeğinde kendi daveti ile biraraya gelmişti. Toplantıdan çıkarken yanyana geldik ve ben Medeni Kanun konusunu açarak ona “Eğer Mal Rejimi bu haliyle yasalaşırsa kadınların bir 5-10 yıl daha onu değiştirmek için uğraşmak zorunda kalacaklarını, daha iyileştirilmiş haklar getiren bir yasadan tüm vatandaşların aynı şekilde yararlanmamasının büyük haksızlık olacağını ve ayrıca yasanın alındığı İsviçre’de böyle olduğunu” hatırlattım. O günlerde tüm dikkatimi Medeni Kanun’a yoğunlaştırmış olduğum için cümlelerimi bugün gibi hatırlıyorum (ama son zamanlarda öyle şeyler yaşıyoruz ki artık ismim konusunda bile tam emin olduğumu söyleyemem), daha sonra da bir değil birkaç kez yazdım;
“Haklısınız” dedi Sayın Türk, “Ben de bu şekilde çıkmasının doğru olduğunu söyleyemem ama inanın bana böyle çıkmazsa hiç çıkmayacak. Çıkartmayacaklar.”
Onun üzerine ben de ‘Çıkartmasınlar, hiç çıkarmamaları böyle yarım yamalak çıkarmaktan iyidir. Hiç değilse o zaman mücadelemize devam eder ve doğru şekilde çıkmasını sağlarız.’
Ben konuşmanın bu şekilde geçtiğine şerefim üzerine yemin edebilirim. Sayın Türk böyle olmadığı konusunda aynı şeyi yapabiliyorsa geri adım atar ve saygım nedeniyle “yanlış anlamış olduğum için” özür dilerim.
Olay bundan ibarettir. O konuşmadaki haklılığım kanıtlanmış ve yasa 35 milyon kadının sadece yarısının, “2002’den sonra evlenenlerin” yararlanacağı şekilde çıkarıldığı için bugün milyonlarca evli kadın mağdur olmuştur. Bu kadınlar aile içi şiddete bile -sokağa atılmamak uğruna- katlanmak zorunda kalmaktadır.
Nimet Çubukçu Hanım’a ve AKP Hükümeti’ne bir kez daha duyurulur!
(Not: Hikmet Sami Türk’ün “yapılanın yanlış olduğunu” söylemiş olmaktan neden kaçındığını anlayamıyorum. Bir Bakan olarak tüm iyi niyetiyle hiç değilse kadınların yarısına haklarını vermek istedi. Çok da haklıydı, aslına bakarsanız Ecevit Hükümeti’nde kendi eşlerinin mal sahibi olmasından korkan, olurlarsa kendilerini terkedeceklerini sanan, özgüveni eksik veya bencil milletvekillerinin sayısı az değildi.
Şunu da hatırlayalım; yasayı bir gece yarısı sessizce, milletvekillerinin çoğunun haberi yokken, “yangından mal kaçırır gibi” Meclis’ten geçiriverdiler. O kanunun mağduru olan, bu nedenle yaşamını kaybeden birçok kadının ahını aldıklarını hiç unutmasınlar.)
Soykırım için kullanacaklar!
Toplumda Hrant Dink’in öldürülmesine gösterilen iyi niyetli tepki, cenazeye binlerce kişinin katılması Ermenistan ve Amerika tarafından kötü niyetle kullanılmaya başlandı bile. Biz Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın “Türkiye ile ön koşulsuz diplomatik ilişkiye hazırız” açıklamasına sevinirken Ervan’da yapılan yürüyüş ve soykırım anıtına konulan çelenkle bitti.
Amerika Ermeni Asamblesi İcra Direktörü Bryan Ardowny ise “Türkiye’nin Ermeni soykırım iddiasını tanıması”nı isterken Hrant Dink’in adını kullanmayı ve “Türkiye’de bir hoşgörüsüzlük ortamı olduğunu” söylemeyi unutmadı.
Gelenden gidenden gereksiz ve çok haksız yere azar işitmekten, toplumca şamar oğlanı muamelesi görmekten rahatsız olanların sayısı az değil. Bu bağlamda Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanlığı’nın Ermenistan’a verdikleri cevapta ve Sanayi Bakanı Coşkun’un sözlerindeki haklılık payını görmek lazım.
Komşuya saygı!
Bütün gece boyunca ve ertesi gün sabahtan akşama 2 kurt köpeğinin aralıksız ulumasını dinlediğinizi düşünün.
365 gün ve gece aynı şeyi yaşıyorsunuz, kafanız ne hale gelirdi? İşte benimki o halde...
Bir de başıboş sokak köpeklerinin havlamalarını eklerseniz olayın dayanılmaz boyutunu tahmin edebilirsiniz.
Yakınlarda bir Azeri komşumuzun küçük köpeği de bu iki kurta eşlik etmekteydi, rica ettik, o anladı ve evine aldı. Diğerleri ise bırakın ricayı, polis, belediye, yasal işleme başvurulacağına dair yazılı uyarı, kısacası her yol denenmesine rağmen anlamıyorlar.
Sitelerinin kale gibi duvarları ve kapısı varken uluyan dev kurt köpekleri bahçede... Nedir yani bu, şımarıklık ve saygısızlık değilse?
Biliyor musunuz, medeniyet Avrupa’yı, dünyayı gezmekle, giyimle kuşamla, eğitimle filân da olmuyor... Kafanın içini değiştirebiliyor musunuz asıl önemli olan o.
Bunu yapanlar gezdikleri ülkelerde gece uyurken bir kulak kabartsınlar bakalım, yakınlarda kendilerini uyutmayan SAHİPLİ, SAHİPSİZ dev köpek sesleri duyabiliyorlar mı?
“Saygı ve özen”dir medeniyet herşeyden önce!
Hikmet Sami Türk’ün itirazı!
Geçen dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk benim Medeni Kanun Mal Rejimi’nden söz ettiğim bir yazıma itiraz mektubu göndermiş
Haberin Devamı

