Hiçbir aydın muhtıra istemez!

Bugünkü yazımı yazdıktan saatler sonra Genelkurmay’ın laiklik konusunda yaptığı muhtıra niteliğinde uyarı açıklaması geldi

Haberin Devamı

Bugünkü yazımı yazdıktan saatler sonra Genelkurmay’ın laiklik konusunda yaptığı muhtıra niteliğinde uyarı açıklaması geldi.

Genelkurmay Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki olayları, halen devam etmekte olanları, yapılan konuşmaları, inatla benzer bir aday çıkarma yönündeki gayreti dikkatle izlediklerini ve GEREKTİĞİNDE tavrını açıkça ortaya koyacağını bir kez daha net bir şekilde bildiriyor.

Önce tekrar hatırlatayım ki, benim adım “Genelkurmay andıçı” denilen listede, askerin siyasete müdahalesine karşı olan yazarlar listesinde yer alıyor. Uzun süredir, özellikle “Paşam, lütfen bu kez siviller kurtarsın” başlıklı yazımdan sonra bir çok kez yazılarımda “eğer demokrasinin tekrar kesintiye uğramasını istemiyorsak sivil toplum elini taşın altına koymalıdır” cümlesini tekrarladım.

Çünkü aslında Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt’ın daha önceki konuşmaları, 12 Nisan’da söyledikleri dün gece yapılan açıklamaya çok benziyordu. O konuşmalarda Cumhurbaşkanı adayının aynı zamanda ordunun başkomutanı olacağı, laik-demokratik rejime özünde bağlı bir ismin seçilmesi gerektiği, Genelkurmayın gelişmeleri dikkatle izleyeceği yeterince vurgulanmıştı. Bunların üstüne diğer önemli cumhuriyet kurumlarının, sivil toplumun, örgütlerinin de rahatsızlığı ciddi tepkilerle ortaya konulmasına rağmen, bu tepkiler küçümsendi.

Ve aynı ısrar, aynı inatlaşma sürdürüldü. Adeta bir muhtırayı davet eder gibi toplumun, ülkenin geleceğiyle çelik-çomak oynanarak bugüne kadar gelindi.

Şimdi, bu anlayışta ısrar edilmesini teşvik edenler, Abdullah Gül’ün adaylığına itiraz edilmemesi gerektiğini söyleyenler haklılık payı arayacaklardır.

Bir muhtırayı veya darbeyi demokrasi anlayışına sahip hiç bir aydın istemez. Ama eğer bir toplumun bütün kurumlarına ve gözle görülür bir çoğunluğuna endişe salacak gelişmeler olmuşsa ve bu endişeler yıllarca ısrarla artırılarak sürdürülmüşse ortada düşünülmesi gereken bir durum var demektir. Bu durum gözönüne alınmadan inadı, kışkırtıcı bir tavrı devam ettirmenin akıllıca olduğunu aynı tecrübeleri daha önce yaşamış bir ülkede hiç kimse söyleyemez.

Şimdi “İyi ama zaten 367’yi tutturamadıklarına göre ordu neden beklemedi” diye düşünenler olacaktır. Bence Genelkurmay bu olaydan mağdur görüntüsünde çıkan ve bunu avantaj olarak kullanacak olan Başbakan Erdoğan’ın aslında olayları Abdullah Gül’ün değil, kendisinin Cumhurbaşkanı olacağı şekilde yönlendirdiğini görüyor.

AKP bu şekilde daha büyük bir oyla erken seçimi kazandığı takdirde Erdoğan hem Gül’ün rekabetinden kurtulacak, hem de istediği birine başbakanlığı bırakarak (Örneğin Abdüllatif Şener) Çankaya’ya çıkacak. Planı aynen yürüdüğü gibi kimseye de itiraz hakkı kalmayacak.

Bu arada ilk tur oynamada fire verdikleri için oy kaybına uğrayacağını tahmin ettiği DYP ve Anavatan’ı da zayıflatmış olacak. Yani plan kusursuz... Şimdi demokrasi açısından bu gelişmeye üzülürken, sıkı bir özeleştiri yapmamız da gerekiyor. Biz elimizden geleni yaptık mı, yoksa sadece susup oturarak bekledik mi?

Veya provokatif eylemlere yardımcı olduk mu ? Haydi düşünelim bakalım!

*****

Anayasa’yı hazırlayan ünlü hukukçu Her Açıdan’da!
Konu o kadar çok uzatıldı, o kadar çok zaman kaybedildi ve sonunda öyle bir kriz noktasına gelindi ki ancak 1982 Anayasa’sını hazırlayan ve özünü, ruhunu bize anlatabilecek biri içinden çıkabilir. Onun için bu hafta Her Açıdan’da Anayasa’yı hazırlayan kuruldan önemli bir isim; Prof. Şener Akyol’u konuk edeceğiz.

Tartışmanın diğer isimleri CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, ANAVATAN Partisi MKYK üyesi Oltan Sungurlu ve Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan olacak. Bundan sonra neler olacağını merak edenlere “Çağlayan Cumhuriyet Mitingi”nin de zaman zaman naklen verileceği bu programı kaçırmamalarını öneriyorum.

29 Nisan Pazar sabahı 11.50’de STAR TV’de!

*****

Ümmet Bey iyi hazırlanmış!DYP’nin verdiği iki fireden biri; Denizli milletvekili ve eski AKP’li Ümmet Kandoğan oylamaya katıldıktan sonra bir de konuşma yapmış “İktidar partisine destek için değil, demokrasinin yanında yer almak için gittim. Tabanın istediğine uydum” dediği konuşması AKP’li dostlarından büyük alkış almış.

Farklı illerin DYP teşkilatlarından gelen sesler Ümmet Kandoğan’ın tabana değil, kendi keyfine göre oylamaya katıldığını gösteriyor. “Bunu lütfen yazın” şeklinde gelen ısrarların sayısı az değil. Ayrıca Ümmet Kandoğan’ın konuşmasının önceden plânlandığını, aksi takdirde söz alamayacağını söyleyenlerin sayısı da az değil.

Öyle görünüyor ki Ümmet Kandoğan sonunda dama taşı rolünü devam ettirerek eski partisi AKP’ye dönmek zorunda kalacak.

DİĞER YENİ YAZILAR