Hüseyin Üzmez denilen yaşlı adamın (kelime bulmakta zorlanıyorum “adam” bile yanlış geliyor) kendi ağzıyla tecavüz suçunu kabullendiği ve “Bir şeytana, bir de nefsime kızgınım” dediği basında yer aldı, biliyorsunuz. Buna rağmen (hangi hukukla ve hakla yapabildilerse) onu da diğer birçok ağır suçlu gibi serbest bıraktılar. Ve hâlâ aylardır suçlunun serbest olduğu yetmiyormuş gibi şimdi de o 14 yaşındaki çocuk (tecavüz sırasında 12-13 olmalı), ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının anlaşılması için 50 kişilik Adli Tıp Kurulu’nun karşısına çıkarılacakmış.
Çok sayıda annenin “Bizim bu olayları duyunca ruh sağlığımız bozuluyor, tecavüze tacize uğrayan çocuklarınki nasıl bozulmaz, bu ne rezalettir” diye mektuplar gönderdiği tecavüzde ruh sağlığı (!) meselesi başlı başına bir skandaldır.
Bırakın cinsel tacize/tecavüze uğrayan çocukları, tecavüz mağduru yetişkin kadınların bile ruh sağlığının bozulduğu tartışılamaz.
Bir de üstüne zaten ağır bir travma yaşamış bir çocuğu 50 kişilik heyetle sorgulamak, beter bir travma daha yaşatmak hangi “yaratık” beynine ait bir buluştur acaba?
Bize isim versinler hangi yaratığa aittir? Bu olayların benzeri ancak 9-10 yaşında çocukları bile kadın-erkek sayan zavallı anlayışların yönetimindeki Afganistan, Pakistan, İran gibi ülkelerde görülüyor.
Türkiye o yola girdi girmesine de bu kadarı insaf yahu! Biri B.Ç’nin 50 kişilik kurul karşısına çıkmasını mutlaka önlemeli, bu insanlık dışı eyleme susulamaz!
(Not: Anayasa Mahkemesi “çocuk tacizinde beden ve ruh sağlığının bozulmasını ceza ağırlaştırıcı neden sayan TCK maddelerinin iptal edilmesi” isteğini reddetmiş. Bunu isteyen Manisa ve Çanakkale Mahkemeleri de insanı hukuktan utandırıyor doğrusu. Ayrıca “neden tam bu sırada istediler” sorusunu akla getiriyor. AYM talebi reddettiğine göre Üzmez’i kurtarmak için geriye sadece 50 kişilik kuruldan “ruh sağlığı bozulmamıştır” raporu çıkması kalıyor.
Yani çocuk delirmemiş diye bu ağır suçluyu serbest bırakabilirler. Medeni ülkelerde ise asla 15-20 yıldan aşağı kurtulamaz.
Türkiye de bu adaletsizliğe susamaz. Bugüne kadar çocuk tecavüzlerine susulduğu için tecavüze uğrayan çocukların yaşı giderek 6’lara, 7’lere indi ve olay sayısı hızla arttı. Artık buna dur demenin zamanı geldi, kadın kuruluşları ve toplum tepkiye şimdiden hazır olmalı!)
AKP tehditle çizmeyi aştı!
Adalet Bakanı Şahin’in “İktidarla uyumlu belediye başkanı seçin yoksa Ankara’da işiniz yürümez” tehdidinden sonra bir AKP’li milletvekili, daha sonra Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu “İktidarın adayını seçmeyen il ve ilçelere hizmet verilmeyeceğini” ustaca millete anlattılar.
Üstelik Adana’da babamın doğup yetiştiği Karaisalı ilçesinde yapmış Devlet Bakanı tehdidini, daha da çok sinirlendim. Bu cumhuriyet tarihinde görülmemiş baskıyı, açıkça utanmadan çekinmeden “oy vermezseniz, hizmet de yok” laflarını taklit edenler de arkadan geliyor tabii...
Eski ANAP’lı yeni AKP’li Adana Büyükşehir Bel. Bşk. Adayı Mehmet Ali Bilici “İktidarların adaylarıyız, size hizmeti daha kolay getiririz. İktidardan desteği almadan hizmetler biraz zor gerçekleşir” demiş hemen. O da “Bana oy vermezseniz, AKP’den hava alırsınız” diye tehdit ediyor.
Adana’dan duyduğuma göre (kendisine bu teklif yapılan bir kadın anlatıyor) insanlara:
“Ev kiranıza 450 bin TL yardım edeceğiz. Size her ay para vereceğiz. Ama AKP’ye oy vermezseniz yeşil kartlarınızı alırız” diyorlarmış.
Bu tür anti demokratik, faşist baskıların hukuki bir yaptırımı olmalı, burası hukuk devleti mi, diktatörlük mü bilelim.
Ayrıca, binlerce milyonlarca insana ayda 450 TL kira yardımı yapacak kaynağı bu ekonomik kriz ortamında, uluslararası ekonomi kuruluşlarının “önlem alın, kemerleri sıkın, yoksa batacaksınız” dediği bir dönemde AKP nereden buluyor, milletin bunu bilmeye hakkı var.
ABD Başkanı Obama Amerikan Kongresi’nde yaptığı ilk konuşmada “Artık para harcama dönemi geçti, herkesin durup düşünmesi gereken noktadayız” derken, bütün Avrupa ülkeleri kriz ekonomisi uygularken bu ne bolluk?
Amerika’dan, G-8 ülkelerinden daha zenginiz de biz mi bilmiyoruz? Durum buysa anlatsınlar da mutlu olalım.
Değilse “paranın kaynağını” anlatsınlar!

