Herkes ayrı telden...

Bu AKP bir alem. Geldiğinin 2. ayında çelişkiler ayyuka çıktı. Başbakan Gül'le Genel başkan Erdoğan'ın İhale Yasası gibi çok önemli konularda çelişkiye düşmesinin şoku geçmeden oradan bir kadın çıktı. Milletvekiliymiş, böylece adını duymuş olduk...

Haberin Devamı

Bu AKP bir alem. Geldiğinin 2. ayında çelişkiler ayyuka çıktı. Başbakan Gül'le Genel başkan Erdoğan'ın İhale Yasası gibi çok önemli konularda çelişkiye düşmesinin şoku geçmeden oradan bir kadın çıktı. Milletvekiliymiş, böylece adını duymuş olduk;
Ailede "kendisinin" malı olmazmış. Aile ortaklık değilmiş; benim senin değil 'bizim malımız' olurmuş.
Haydi bugüne kadar gazete okumamıştınız hanımefendi, milletvekili olduktan sonra da mı okumuyorsunuz? Gözünüze, gözünüze yazıyoruz, Türkiye'de gayrimenkullerin %91.3'ü erkeklere ait. Sadece %8.7'si kadınların üzerinde. Üstelik çalışan kadın sayısı hiç de az olmamasına rağmen.
Peki bu nasıl "bizim" anlayışıdır? Çıkın da ağzınızı yaya yaya bir de bunu açıklayın millete...
Zaten bu "yasa" biraz da kadınların "ağzına vurup, lokmasını alan" ve evlilik içinde bile köle durumuna getiren bir bencillik ve haksızlık anlayışına arka çıkan bu çoook akıllı, çook zeki (biliyorsunuz basına sınırlama var ve üstelik bu sınırlamalarda basının çook akıllıları tarafından destekleniyor, onun için ben de çook dikkatli kelime seçiyorum, yoksa farklı kelimeler duyardınız. Neyse siz anlarsınız.) kadın milletvekilinin benzerleri yüzünden sakat çıktı.
Türkiye'nin binlerce hukukçusuna hukuk dersini bitirdikten sonra da din dersine başlıyor, kadınlar kadere inanmalıymış. Zeki milletvekili hanım; Meclis kimsenin babasının malı değil. Kimseye miras da kalmadı. Peki TBMM'de 530 erkeğe karşı 20 kadın olmanızın nedeni kader midir bir düşünün bakalım. Tanrı'nın adaleti bu olabilir mi? Yoksa bu sorunun cevabı da "Kadınlar kadere inanıp evde oturmalı. Biz de zaten vitriniz"mi olacak?
AKP'nin erkek milletvekillerinin "10. madde"ye koydurduğu muhalefet şerhi hatırlatıldığı için bu konuşma bir kaçış yöntemi midir bilmiyoruz.
Ama AKP bilmeli ki bunun kaçışı yok. Verdikleri diğer sözlerle birlikte Medeni Kanun'la ilgili olanı da tutmak zorundalar
Diğer "çok aydın" kadın milletvekillerinin, özellikle CHP'dekilerin (ve hele bir zamanlar bu konularda kitaplar hazırlayanların) sesi neden çıkmıyor? Dillerini mi yuttular yoksa?
Bu arada... CHP Genel Başkanı Deniz Baykal son konuşmamızda dokunulmazlık, yargı bağımsızlığı gibi konuların bulunduğu "öncelikli yasalar" paketine yürürlük maddesi değişikliğinin de konabileceğini söyledi ve:
"Ben başından beri yanlış yapıldığına ve düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum" dedi.
AKP de aynı fikirde olduğuna göre bu hanımı hiç duymamış olalım.

Yeni yıl bilmeceleri
Arkadaş Yayınevi tarafından çıkarılan, Adnan Ersan'ın renkli karikatürlerle süslenmiş Çocuk Bilmeceleri kitabı o kadar hoş, benzerlerinden farklı ve sadece çocuklar değil herkes için eğlenceli ki 2003'ün ilk günlerinde sizinle paylaşmayı düşündüm.
İçindeki bilmeceleri arkadaşlarınıza sormayı deneyin, bakın çoğu cevapları düşünemeyecekler. İşte bugün için seçtiğim birkaç örnek:
* Ağır olmadığı halde bir gemiyi
ne batırabilir?
* Arılar hangi kovana bal yapmazlar?
* Penguenler niçin koltuğa oturmazlar?
* Hangi saat kurulmaz?
* Yağmurlu havalarda gökyüzüne baktığımız zaman ne görürüz?
* Meyvelerin şefinin adı nedir?
* Denizler niçin tuzludur?
* Hangi soruya cevap veremeyiz?
* Yenildiği zaman orucu bozmayan şey nedir? (Cevaplar en altta)


Sedef Erbil "ı-ıh" dese?
Türkiye'de erkek istiyor evleniliyor (ve"ev"leniliyor), erkek istiyor boşanılıyor. Neden acaba? Neden? Neden? Neden?..
Şimdi cevaplayalım; güç onda da ondan. Kadın da erkek gibi çalışıyor bile olsa erkek karar verir, teklif yapar, kadın kabul eder. (Ebru Gündeş hariç...) Boşanmada hele, kesinlikle durum budur, istisnalar dışında hep erkek "artık istemediğine veya "başkasını istediğine" ya da "evliliğin yürümediğine" karar verir ve "şiddetli anlaşmazlık" veya "uyuşmazlık" gibi bir neden bulunarak kadın başladığından beter durumda ortada bırakılıverir.
Mağdur hep kadındır, kadının erkekten güçlü olduğu çok uç örnekler dışında. Zira toplum içinde de gelenekler (daha doğrusu garip gelenekler) gereği erkeğin sosyal durumunda bir değişiklik olmaz.
O her zaman rahat, haklı, özgür konumunu korur. Kadın İse hemen her örnekte sosyal statüsünde büyük değişim geçirir.
Eh, artık 2003'te bu da değişsin. Madem ki bir gelişim (!) sürecinden geçiyoruz bu saçma sapan haksızlık da ortadan kalksın.
Keşke bunu Sedef Erbil başlatabilse. Örneğin; hakime dese ki "Ben boşanmak istemiyorum. Eşime sorar mısınız bu kadar kısa sürede ne oldu da o büyük aşk böylesine yıprandı"... Dese. Ve hiç değilse kendi istediği güne kadar boşanmasa. Sonunda da kararı onun yerine başkası değil, bizzat kendi vermiş olsa?
Evet, bu durumda boşanma avukatlarının deyimiyle "kadının başında Demokles'in kılıcı gibi duran" üç yıl sonra otomatik olarak boşanma maddesi var.
Bu maddenin de diğeriyle birlikte değiştirilmesi, en azından büyük sorunlar olmadığı halde boşanmak isteyen erkeklerle ilgili evliliklerde sürenin mutlaka uzatılması gerekiyor.
Sedef Erbil çekinmeden boşanmayı red adımını atabilir. Hiç değilse istediği an, istediğini yapmakta kendini kuşlar kadar özgür hisseden, verdiği sözleri, fotoğrafçılara verdiği pozları kısa sürede unutan erkeklere bir ders olsun diye...

Bilmecelerin cevapları
* Bir delik
* Mermi kovanı
* Smokinleri buruşmasın diye
* Kum saati
* Şemsiyemizi
* Şeftali
* Balıklar kokmasın diye
* Uyuyor musunuz?
* Dayak

DİĞER YENİ YAZILAR