Her şey olmak istiyorum (2)

Batı ülkeleriyle karşılaştırdığımızda bizim gençlerimizin huzursuz olduğu görülüyor, çoğu üniversitede seçtiği meslek dalından da hoşnut değil

Haberin Devamı

Batı ülkeleriyle karşılaştırdığımızda bizim gençlerimizin huzursuz olduğu görülüyor, çoğu üniversitede seçtiği meslek dalından da hoşnut değil. Gözleri pol para ve şöhret getirecek gösteri mesleklerinde. Çoğu yaşından büyük davranışlar içinde. Batı ülkelerinde ise insanlar daha huzurlu. Herkes kendi dünyasında mutluluk yakalamayı, yetecek kadar kazanmayı hedefliyor. Taşlar yerine oturmuş. Böyle olunca gözler bile daha mutlu bakıyor dedik dün.

Sahip olduğu imkânlarla bütün dünyayı çocuklarının önüne sermeyi, tüm özgürlükleri sağlamayı eğitim zanneden, sorumluluktan böylece kurtuluveren aileler dışında TV'lerin inanılmaz olumsuz etkisi var gençler üzerinde.

Hiçbir dönemde magazin, eğlence programlarıyla, dizilerle, sürekli sanatçı, manken reklâmı yapılarak gençler bu kadar esir alınmamıştı. Türkiye değerlerini yerine oturtamadığı bir geçiş döneminde ve bu dönem de TV'lerin işgal boyutundaki baskısı altında.

Koca ülkede birkaç bin kişiyle sınırlı olan aşırı zengin kesimin ve "sanatçı" adı altında toplanan grupların yaşantısının sürekli olarak empoze ediliyor olması gençleri tatminsizliğe, ne yapacağını bilmez bir ruh haline itiyor. Yanlış anlaşılmasın, işiyle meşgul, sansasyondan, gösterişten uzak yaşayan insanlar, sanatçılar ya da sporcular değil konumuz.

Her gün medyada boy gösteren, olaylarının, gösterişlerinin ardı arkası gelmeyen hormonlu şöhretlerden söz ediyoruz. Gençlere gösterilen tek "başarı örneği" onlar. Gazetede, dergide, TV'de, restoranda, kafede, nereye baksanız her yerde onlar.

Mersin Üniversitesi'nde eğitimini sürdüren genç okurumuz Yalçın Apaydın'ın mektubunda da aynı etki hissediliyor. Eksik olmasın, Vatan gazetesini önceleri benim yazılarım için aldığını şimdi ise müptelası olduğunu söyleyen Apaydın şöyle diyor 'mail'inin bir bölümünde;

"Ben şimdiye kadar herşey olmak istedim, en fazla da oyunculuk. Ama işte malum sebeplerle İktisat'a düştük (şu anda çok seviyorum) ve 2-3 aydır ben GAZETECİ-YAZAR olmaktan başka hiçbir şey düşünmüyorum."

Son karar güzel aslında, zaten o da İktisat'tan sonra gazeteci olup olamayacağını soruyor (ki bence gerçekten istiyorsa mutlaka başaracaktır. Basında başka mesleklerden gelen ne çok isim var). Ama bakın iktisat okumak, sevse bile onu tatmin etmiyor. Hâlâ arayış içinde, işte benim arayışım da bu; Acaba gençler oyunculuğu gerçekten tek ilgi alanları olduğu ve kendilerinde o yeteneği gördükleri için mi istiyorlar yoksa nereye baksalar dünya nimetleri sadece bu işteymiş gibi gördükleri için mi?

Dizi yıldızları, şarkıcılar, oyuncular, gösteriş, eğlence gündemin en tepesine oturtulduğu için mi?

Onlara yüzlerce sanatçıdan, senelerce iyi bir noktaya gelmek için mücadele verenlerden yalnızca birkaçının o şöhret şansını yakaladığını da birilerinin anlatması gerekiyor artık!


Müthiş bir SARS uyarısı
Uçağa binerken THY'nin dağıttığı SARS kontrolü kâğıdını görene kadar hiç güleceğim yoktu. O dakika bir gülme krizi tuttu hâlâ aklıma geldikçe gözümden de yaşlar geliyor.

Ciddi ciddi girmişler konuya, isminiz, uçuş numaranız vs. vs. Arkadan ateşinizin o anda kaç derece olduğunu (durun bir dakika gülme krizim başlıyor yine galiba...SARSıla, SARSıla gülüyorum elimde değil), kuru bir öksürüğünüz olup olmadığını soruyorlar. Ben ilâveten boyumu da yazdım.

Düşünün şimdi yanınızda derece taşıyor olacaksınız. Ve eğer dereceniz 37'nin üzerinde ise, öksürüğünüz de varsa hemen ilgililere bildireceksiniz ki sizi uçağa almasınlar. Gerisin geriye dönesiniz.

Bunu yapmak zorundasınız(!) çünkü arkadan bir tehdit geliyor. Ateş ve öksürüğü doğru cevaplamayanlar Türk Ceza Kanunları'na göre cezalandırılacaklarmış. Yani bu uyarı belki Türk kanunlarını bilmeyen ve diğer ülkelerdeki gibi kesinlikle uygulandığını sananları biraz korkutabilir. Ama artık yabancılar da Türkiye'de ciddi suçlarda bile suçlunun iki gün içerde tutulup üçüncü gün bırakıldığını, aflarla 60-70 bin ağır ceza suçlusunun bile sokaklara salındığını biliyorlar.

Kim korkar hain kurttan, pardon TCK tehdidinden?

Komik, arkadaşlar, hem de çok komik. Gülerken, bir kuru öksürük ('yaş'ı nasıl oluyor acaba) tuttu beni ne ola ki?

DİĞER YENİ YAZILAR