AKP’ye açılan kapatma davasından sonra partinin yönetim kadrosunun, özellikle de Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmalar ülke yöneten bir partiye yakışmayacak çizgiye ulaştı.
Bülent Arınç’ın “Böyle bir iddianameyle suçlanmaktan onur duyduğunu” söylemesini mi istersiniz (bunlardan onur duyuyor olması maalesef tereddütleri de ortadan kaldırıp başlı başına davanın haklılığını ortaya koyuyor), Başbakan Erdoğan’ın “Millet iradesine karşı” veya “Oylarımız daha da artacak” demesini mi, ne ararsanız var. Ama hepsinin üstüne tüy diken; Erdoğan’ın da grup toplantısında dile getirdiği ama Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın “Ergenekon soruşturmasının önü kesildi... Başsavcı da belki yönlendirildi... Demokrasilerde hakem halktır” gibi her cümlesi ayrı bir skandal niteliğindeki konuşması... (Aslında AKP yöneticileri, okurumuz Selçuk Tınaz’ın dediği gibi her konuşmalarında iddianameye ilave yapıyorlar.)
Burada hemen ortadaki çifte standart geliyor insanın aklına; bu ülkenin vatandaşları ve medyası söylediği, yazdığı şeylerden hukuk önünde, yargı önünde sorumlu tutuluyorsa siyasetçinin bundan muaf olmasının ve demokrasinin yalnızca onlar için “sınırsız özgürlükler rejimi” haline getirilmesinin yanlışlığı ve haksızlığı...
Ben gazeteci olarak “kadınlar tecavüzcüleriyle evlenirse suç ortadan kalksın” veya “çocuk tecavüzlerinde çocuğun rızası olup olmadığı araştırılsın” diyen yasa hazırlayıcı profesörler için “bunu ancak bir ruh hastasının söyleyebileceğini” yazdığım için aylar boyu mahkemelere taşınıp “15 bin YTL” ceza ödüyorum, onlar hukuka ve üst mahkemelere, ülkenin tüm savcılarının başı olan bir isme hakaret ediyorlar ceza söz konusu değil.
Ertuğrul Günay’ın sözleri “iftira” niteliğindedir. Yargı, hem de Cumhuriyet Başsavcısı nasıl olur da önemli bir soruşturmanın önünü keser ve yönlendirilir (davayı AKP mi yürütüyor ki önü kesilsin?).. Hangi cesaretle bu ileri sürülebilir? Kanıt var mı elinde? Yoksa, Türkiye’nin bir bakanı bu sözleri kafadan atabilir mi, atması sorumsuzluğun had safhası değil midir?
Haydi, davet edelim, Ertuğrul Günay çıksın ve kanıtlarını göstersin, bekliyoruz. Çıkamazsa yalan söylediğini itiraf etmelidir.
HUKUKA KARŞI HAKEM OLAMAZ
Ayrıca demokrasilerde halk hukuka, hele de yüksek yargıya karşı hakem olamaz. Bir partinin aldığı oy oranı (% 90 bile olsa) söz konusu partiyi yasalar karşısında dokunulmaz kılamaz.
Türkiye’de en ağır suçlulara bile cezaevi önünde kalabalıklar tarafından “Türkiye seninle gurur duyuyor” gösterisi yapılabiliyor, buna bakarak onların suçsuz olduğunu mu anlamamız gerekiyor?
Eğer Günay’ın veya arkadaşlarının (hatta hukukçu Özbudun’un) söylediği gibi “Suçlamaların hiçbiri suç değil”se bunu suçlanan her vatandaşın, kurumun yaptığı gibi aksini ispatlamaya çalışarak göstermeleri gerekir. İddiaların haksız olduğunu kanıtlayarak... Gerekiyorsa AİHM’ye giderek... (Gerçi Başbakan AİHM yerine “ulema”ya sorulması gerektiğini de söylemişti ama bu durumda fikir değiştirebilir!!)
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay önlerine hangi yüksek mahkeme gelse ona ve görevini yapan savcılara saldırarak değil.
Başbakan basında kendisiyle ilgili eleştirilere, karikatürlere kaç kez dava açtı. Kazandığında memnun oldu, kaybettiğinde yargıya kızdı.
Ergenekon davası ilk açıldığında “Cumhuriyet Savcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi. Partisi hakkında dava açıldığında ise o savcıların üstündeki Başsavcı’ya sinirleniyor.
Artık bir karar vermeleri lazım; Yargı olsun mu, olmasın mı? Hukuk olsun mu, olmasın mı?
Her cümle ayrı bir skandal!
Haberin Devamı

