Her Açıdan üzerine...

Haberin Devamı

Şaka değil gerçekten fanatik izleyici kitlesi varmış meğer Her Açıdan’ın. Hem de bir tatil günü, hem de 3.5 saat olmasına rağmen... Üstelik belli bir yaş grubu değil; 16-85 grubu düşünebiliyor musunuz? Beni bile hayrete düşürdü gördüklerim, bu kadarını tahmin edemezdim...

Keşke bana yazdığınız o muhteşem mektupları, satırlarınızdan fışkıran takdir ve sevgi ifadesini, “Pazar günlerimizin anlamı sizdiniz, bize çok şey öğrettiniz, Her Açıdan’ı sabırla özlemle bekliyoruz, hala neden yoksunuz, programınız yakın tarihin en başarılı haber programıydı” ve benzeri cümlelerinizi, özellikle Ekim başından beri yağan telefon ve mesajları Her Açıdan’ın sıradan bir program olduğunu zanneden veya başarısını kendince nedenlere bağlamaya çalışanların gözüne yapıştırabilseydim. Keşke sadece yurt içinde değil, yurt dışında da beni görür görmez gelip aynı şeyleri söylediğinizi, öğrencisinden emeklisine hepinizin söze “biz Pazar günleri asla Her Açıan’ı izlemeden sokağa çıkmayız” diye başladığınızı, “Türk mahallelerinde o saatlerde hayat durur” dediğinizi dinletebilseydim. ‘Bu yıl herhalde program yapmayacağım’ dediğimde yüzünüzde beliren tarifsiz üzüntü ifadesini görebilselerdi. Çünkü yine şu anda olduğu gibi biriken ve her biri benden mutlaka cevap beklediğini söyleyen yüzlerce mektuba cevap yazamayıp tek bir kısa açıklamayla sizleri bilgilendirmeye çalışsam da bundan fena halde rahatsız olan birileri çıkabilir ve adeta görevlendirilmiş gibi saldırıya geçebilir (referandum öncesinde neden ekranda olmadığımı sorup bana “sorumluluğunuz var, biz size güvenmiştik nasıl olur da böyle bir zamanda çekilirsiniz” diye kızan izleyicilerime cevap verdiğimde bunu yaşadım.)

Tabii bunlar, Her Açıdan gibi yıllarca reyting rekortmeni olmuş bir programın kaybolmayacağını, kaybolmasın diye benim herhangi bir gayret göstermeme gerek olmadığını, zamanı geldiğinde (ki o “zaman” bu ülkede medyanın özgürlüğünü tekrar kazandığı, iktidarların eleştirilebildiği, gerçeklerin özgürce tartışılabildiği zaman olacaktır) bilmeyen kişiler... Her Açıdan’ın başarı nedeninin “özgün olmasında, izleyicisiyle dürüst ve içten iletişim” özelliklerinde, konuklarının kalitesinde , olayların kalbine inebilen farklı sorularında ve analiz yeteneğinde , net şekilde geleceği görebilmesinde olduğunu anlayamayanlardır. Ki 22 yıllık gazete ve TV deneyimiyle hazırlanan program için yüzeysel, basit başarı nedenleri bile yazanlar çıkabildi... Sineye çekiyorum şimdilik, çünkü cevabın yine iş ile, zamanı geldiğinde bıraktığın noktadan “daha da güçlü şekilde başlayarak” verileceğini öğretti bana hayat... Sabretmeyi, bir gün sana kötülük yapanların “çok güvendikleri güçlerini” bir anda kaybedebileceklerini, hiçbir kötülüğün cezasız kalmayacağını öğretti. Her neyse, fazla uzatmadan merakınızı gidermek istiyorum; medyanın içinde bulunduğu baskılara rağmen bazı kanallardan yaz başından beri teklifler geldi (yayın sırasında “istersem Pazar günleri kendi programını bana bırakabileceğini” söyleyen meslektaşlarım oldu, çok teşekkürler), ama mevcut durumda kanalların çoğunda “tek parti hükümdarlığı ve baskıları kurulmuşken” başlamak kolay değil... Ben de en az sizin kadar bu ayrılığın bitmesini istiyorsam da acele ederek bir hata yapmamayı da düşünmem gerekiyor ve bunu takdir edeceğinizi umuyorum. Zira yayınlandığı her hafta rakipsiz zirvede kalan bir programın tekrar başladığında bir daha yerinden oynamaması(oynatılamaması) ve yurt dışındaki tüm izleyicilerine de ulaşabilmesi lazım. Her Açıdan için özellikle harcanan gayretin “onun gerçekleri anlatmaktaki gücünden” kaynaklandığını, referandum ve seçim öncesi ekranda olmamasının bazı partilere vereceği rahatlığı hatırlamak gerekiyor.

Ayrılık uzarsa merak etmeyin, bir gün mutlaka bitecek, hangi baskı sonsuza kadar sürebilmiştir ki? Hepinize çok teşekkürler, ben de sizi seviyorum!

(NOT: İsteyen herkes asistanım Nükhet’e başvurarak Her Açıdan izleyici mektuplarını görebilir, bu konuda yazı yazacak olanlara ise özellikle önerilir.)

***


AB Raporu’nda övgü yok!

Her ne kadar artık Güneydoğu’daki bölünmeyi gerçekleştirmek üzere yorumlar yapacaklarını, desteklerini de ona göre vereceklerini biliyor olsak da... Brüksel’den “Tüm AB haberleri Today’s Zaman gazetesinin denetiminde veriliyor” benzeri haberler gelse de... AB’nin son raporundan söz edeceğiz yine... Bazı gazeteler her zaman yaptıkları gibi son AB İlerleme raporu için de “olmayan övgüler”den söz ediyorlar. Oysa övgü filan yok. Anayasa değişikliği için de yok... Asıl “yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracak” değişikliklerin yanında aynı pakete olumlu (ama anayasaya girmesi bile gerekmeyen) maddeler konmuştu, raporda onlar için “AB’nin bazı beklentileri karşılandı ama bu değişikliklerin hazırlanma ve kabul sürecinde sivil toplumun ve siyasi partilerin katıldığı bir tartışma süreci yaşanmadı. Avrupa standartlarına uygun şeffaf uygulama anahtar öneme sahip olacak” deniyor. Zira yüksek mahkemelerin “Avrupa ile hiçbir benzerliği olmayan, demokratik şekilde oluşmamış bir parlamentoda, tek parti-tek lider tarafından seçilmesini sağlayacak” bir sistemin getirilmesini övecek bir AB’ye ilerde hesap sorulur, onun için övemezler. Aslında bu rapor “HSYK’ya hala Adalet Bakanı’nın başkanlık etmesini, hakim- savcı soruşturması açılabilmesi için kararı da onun vermesini” eleştiriyor ama son durumda Bakan’la müsteşarın yanına bir de müsteşar yardımcısının eklendiğini, bu önemli yargı kurulunun artık iyice bakanlık emrine girdiğini hiç fark etmiyor. Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmamış olmasını, basın özgürlüğünün ortadan kalkmış olmasını, yolsuzlukların yaygın olduğunu, tutukluluk süresinin uzunluğunu vurguluyor ama bunların düzeltilmesi için bir baskı yapmadığı görülüyor. Oysa bazı davalar sürecinde Anayasa Mahkemesi’ne uyguladıkları ağır baskıları unutmak mümkün mü? Kısacası arkadaşlar, ben bu AB’nin samimiyetinden çok şüpheliyim çok... AB ülkelerinde yaşayan dostlarım da bu duyguma öyle hak veriyorlar ki bilseniz!

***


BAYRAM

Sevgili okurlarım hepinizin mübarek Kurban Bayramı’nı en iyi dileklerimle kutluyor huzurlu, mutlu, sağlıklı bir bayram ve tatil diliyorum. En içten sevgilerimle...

DİĞER YENİ YAZILAR