Helâl olsun bu hakime!

Haberin Devamı

Biliyorsunuz Adli Tıp tarafından çocuk tecavüzü olaylarında çocuklar için yazılan “ruh sağlığı bozulmamıştır” raporlarının arkası gelmiyor. Böylece en az 30-40 yıl hapis cezası verilip bu ağır suçluların toplumdan uzaklaştırılmalarını sağlayacak, toplumun çocuklarını korumak üzere verilmesi gereken cezalar, çocuk tecavüzcülerini birkaç yıl içinde sokaklara salıverecek şekilde çıkıyor.

Türkiye ya bu konuların ve tüm yolsuzlukların üzerine gidip çözecek ve bir hukuk devleti olacak ya da ne hukuktan ne demokrasiden söz edilemeyerek gerçek (ve inkâr edilen) bir kabile devleti olarak yoluna devam edecek.

Dün VATAN’ın manşetindeki İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi ile Hakim Faruk Ceyhan gibi dürüst ve cesur hakimlerimizi de bu nedenle ayakta alkışlıyorum.

Adli Tıp’ın Hüseyin Üzmez olayındakine benzer ve onun serbest bırakılmasına neden olan abuk raporunu dinlememiş ve “Biz burada çocuğun ruh sağlığının bozulup bozulmadığını değil 15 yaşından küçük çocuğa tecavüzü yargılıyoruz” diyerek 30 yıl hapsi vermişler... Bu cezaların hiçbir affa, indirime uğramayacak şekilde verilmesi şarttır. Utanmaz sapık bir de annesinin yanında çocuğa porno film izletmiş, sırf bu nedenle “bir 10 yıl daha” ceza almalıydı.

Devlet bu çocukları da ailelerden alıp bakımını üstlenmek ve o çocuk yurtlarında da sapıklardan korumakla yükümlüdür.

Daha iki gün önce 13 yaşındaki erkek öğrenciye tecavüze kalkan, çocuk kaçtığı için dört el ateş ederek onu vuran sapığın haberi de vardı. Çocuk 3 kez ameliyat edilmiş.

Bu ülkenin mahkemeleri İzmir 11. Ağır Ceza’yı, hakimleri Faruk Ceyhan’ın dürüstlüğünü ve cesaretini örnek almadıkları takdirde saldırıya uğrayacak çocukların mağduriyetinde büyük payları olacak unutmasınlar. Hep söylüyorum; aslında mahkemelerin o raporları veren Adli Tıp üyelerini de yargılaması lazım!

Hastalar mı, suçlular mı anlaşılır.

*****


İmkansız periler (2)

Geçtiğimiz hafta boyunca yakamı bırakmayan ve hâlâ devam eden soğuk algınlığı çalışmalarımı oldukça zorlaştırdı. İşime ara vermedim ama Pazar sabahı bir avuç ilaç alarak başladığım Her Açıdan’ı saçlarım ve bütün vücudum ter içinde bitirebildim.

Bu nedenle de gazeteye gidemedim, bir gün önce hazırladığım yazılar zaten sistemdeydi ama maalesef arkadaşlarımız “İmkansız periler ve müthiş kadınlar” başlıklı yazımın ikinci kısmını almamışlar. Böylece “İmkansız periler”in ne olduğu da anlaşılamamış. Yazının ikinci kısmına bugün devam ediyorum.

DENİZ YILDIZINI KURTARMAK

Şimdi sıra geliyor sizin, bizim bu ülkenin geleceğine nasıl katkıda bulunup yardımcı olabileceğimize. Metro Group; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Milliyet Gazetesi ile işbirliği yaparak çok önemli bir projeyi “Metro Group’un Çağdaş Kızları” projesini hayata geçirmişti.

Büyük emeklerle yürütülen bu kampanya ile Türkiye’nin ücra köşelerinde eğitim imkanı bulunmayan 1000 kız çocuğun eğitim masrafları karşılanarak okumaları sağlandı. Şimdi bu çocuklar arasından en başarılı olanların öyküleri kendi ağızlarından kitap haline getirilmiş; işte o kitabın adı “İmkansız Periler”...

Bugüne kadar ÇYDD, Milliyet ve Metro Group üzerlerine düşeni yapmış, imkansızı “imkanlı” kılmışlar ama şimdi destek gerekiyor. Türkiye’de sadece Batman, Diyarbakır, Muş, Siirt, Bitlis, Şırnak gibi illerde 250 bin kız öğrencinin okuyamadığını, Türkiye’nin kız çocukların okullaşma oranında Bangladeş’in bile altında olduğunu hatırlayarak siz de bu kampanyaya katılın.

Bütün yapacağınız bir tane “İmkansız Periler” kitabı almak ve o ilginç öyküleri okumak.

“Tek bir deniz yıldızını kurtarmanın önemi”ni anlatan hikâyeyi unutmayın. “Ülkem için ben ne yapabilirim” diyorsanız hayat kurtarın. Alacağımız kitaplarla binlerce çocuğu daha okutabiliriz!


*****


Avrupa Avrupa duy sesimizi!

Avrupa Parlamentosu Çarşamba günü oylayacağı Türkiye raporunda Ergenekon’la ilgili açıklamalarda bulunmuş. Ama nedense Hurşit Tolon’un tam 7 ay cezaevinde tutulduktan sonra mahkemenin “elde onu suçlu gösterecek, cezaevinde tutulmasına neden olacak delil yok” kararıyla serbest bırakıldığına hiç değinmemiş. Bugüne kadar Tolon gibi çoğu önemli devlet görevlerinde bulunmuş isimlerin evleri arandı, gözaltına alındılar, cezaevine kondular ve serbest bırakıldılar. İçerde kim bilir daha kaç tutuklu onlar gibi -elde delil olmadığı halde- hak etmedikleri cezaları çekmekte...

Avrupa Parlamentosu’ndan hemen bu

konuda da bir yorum ve uyarı bekliyoruz.

Unutmuş ya da fark etmemiş olamazlar

herhalde!


DİĞER YENİ YAZILAR