Haydi seç bakalım!

Haberin Devamı

Tartışmalarda görülen son moda şöyle; daha önce sanki ülkede laik rejime önem verenler küçük bir kesimden ibaret kalmış, AKP’ye ve diğer partilere oy veren veya kendini her neden ve her nasılsa “daha dindar” olarak tanımlayanlar arasında da mevcut değillermiş gibi “laikler, laik elitler” diye ayırdıkları insanlara artık “Kemalist” denecek.

Ve bu “Kemalist” takımına “dine karşı”, “İslâma karşı”, “inanca karşı”, “dinsiz”, “dindara baskı yapan veya aşağılayan” benzeri her türlü provokatif yakıştırma yapılacak. Böylece ayırım daha kesin bir çizgiye dönüştürüldüğü gibi cumhuriyet ilkelerinin, değerlerinin korunması gerektiğine inanan ama çoğu “dinine bağlı” insanlar bir ideolojinin de içine hapsedilecek.

Yani Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdıklarını takdir eden sıradan bir vatandaşsanız bununla kalamazsınız, yukardaki paragrafta bulunan tanımları da zorla alacaksınız.

Bana daha ODTÜ Hazırlık sınıfında 17 yaşındaki günlerimi hatırlatıyor. Babam siyasetçi... Ama benim hiçbir ilgim yok, tek isteğim okumak. Derslerimle uğraşıyorum ama en yakın arkadaşlarım bile üniversitede oluşmuş siyasi gruplardan birine girmişler, bana da sürekli baskı yapıyorlar:

“Öyle tarafsız olmak yook, bir grubu seçip gireceksin”.

Abicim istemiyorum, almayacağım... “Yook, gireceksin”... Yine de başaramamışlardı. Belki de sabahtan akşama siyaset konuşulan bir evde yetişmeye tepki, inatla siyaseti umursamıyordum.

Ne ben inadımdan vazgeçtim, ne de onlar beni bir grubun içine çekme inadından.

Yıllar geçti, büyüdük, olgunlaştık aynı hikâye bitmedi, bitmedi.

Hâlâ insanlar birbirlerini sınıflandırmaya pek meraklılar buralarda.

Şimdi durum tespiti yapalım, analizi sürdürelim (kendi iddiam değil, mevcut şartlardan söz ediyoruz, beni rahat bırakın):

Türkiye’de türbanla ilgili Anayasa Mahkemesi kararları var. Bu kararlara karşı çıkanların müracaatlarında AİHM benzer kararlar vermiş. Havadan vermemiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de benzer hükümler mevcut.

AİHM KEMALİST Mİ?

Ama bunu saptırmak isteyenler ne diyor:

“Kemalistler türbana karşı”, “Kemalistler engelliyor”... Niye onlar? Türkiye şartlarını gözeterek Anayasa Mahkemesi kararlarına her defasında hak veren AİHM de mi Kemalist?

O Avrupa ki AKP’ye seçim öncesi ve sonrasında gözü kapalı destek vermiştir, şimdi yeni Anayasa taslağı tartışmalarını görünce “din devletine kayarsanız AB’ye giremezsiniz” diyor.

Destek verince alkışlayıp, tedirgin olunca kızacak mıyız ona, ne yapacağız?

Geçenlerde Özlem isimli (soyadını maalesef hatırlamıyorum) türbanlı ama yoğun makyajlı konuşmacının Siyaset Meydanı’nda söyledikleri anlatmaya çalıştığım durumu çok güzel açıklıyor.

Aynen şöyle diyordu:

“Kemalist ana baba da olabilir, dininin gereklerini yerine getiren bir ana baba da...”

Nasıl bir provokasyondur bu; diyelim ki Atatürkçü veya Kemalist ana babadan söz ediyor; “bunların dinin gereklerini yerine getirmediğinden” emin olma hakkını kimden aldı acaba?

Durun bitmedi, devam ediyor konuşmacı:

“Dininin ritüellerini yerine getirmek isteyenleri kamusal alandan çıkaranlar Kemalistlerdir.”

Bu arkadaşlara bırakın Türk yüksek mahkemelerinin kararlarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni okumalarını önermek lâzım.

Aralara sıkışmış bir cümle de yine türbanlı (veya Yeni Şafak yazarının buluşuna göre “saçsız”) Prof. Ümit Meriç’ten alalım:

“Türban bir iddiadır. Ben yalan söylemem, ben zina yapmam, ben hırsızlık yapmam, ben fakirlere yardım ederim demektir.”

Takmıyorsanız sizin için tam aksi geçerli demek ki!

Pardon, kim diyordu “mahalle baskısı filan olmaz bu memlekette şapşallar” diye?

(Not: Orhan Pamuk “Ilımlı İslam’ın olabileceğini kabul etmek lâzım. Siyasi İslâm’dan korkmuyorum” demiş. New York-Manhattan’da yaşayıp, kameralara poz verince bunlar daha kolay söyleniyor olmalı...)

DİĞER YENİ YAZILAR