''Zehra, şimdi buraya bir iyilik perisi gelse ve sana dile benden ne dilersen dese ne dilerdin?
Zehra kocaman gözleriyle yüzüme bakıyor. Kafasını karıştırdığımı düşünüp, yeniden soruyorum:
'Hayatta en çok istediğin şey nedir senin?'
- Hayatta en çok istediğim şey, babamla çarşıda gezmek. Bu sefer şaşkın bakma sırası bende.
'Töre, babalarınızla gezmeye izin vermez mi yoksa?'
Önce gülümsüyor sonra çok yumuşak bir sesle anlatıyor karşımda oturan, genç kızlığa adım atmanın eşiğindeki mahzun gözlü çocuk.
'Benim babam ben çok küçükken trafik kazasında sakatlandı ve bir daha hiç yürüyemedi hocam. Hayatım boyunca sokaklarda babalarıyla gezebilen kız çocuklarına hep çok özendim. Hiç unutamadığım bir anım var, herhalde dört-beş yaşlarında olmalıyım, babamın elinden tutmuşum, Erzurum'un çarşısında yürüyoruz. Kaldırımlar biraz yüksek olur ya, ben zıp zıp zıplıyorum kaldırım taşlarında. Babam elimden tuttuğu için hiç korkmuyorum düşmekten. Bana, bir daha dünyaya gelsen ne yapmak isterdin deseler ben o güne dönmek isterim.'
Bunları anlatan Zehra 16 yaşında. Babası çalışamadığı ve annesinin de bir gözü görmediği için, kendinden bir yaş büyük ağabeyiyle birlikte, babanın emekli maaşıyla geçinerek çok zor şartlar altında yaşıyorlar. Dört yıldan beri almakta olduğu bursun hakkını vermek için de çok çalışıyor. Hedefi kesinlikle doktor olmak. Babasının katlanmak zorunda kaldığı acıları başkaları yaşamasın diye, ortopedi dalında uzman olacak. (...)"
Tam 17 çocuk!
Bu genç kızın öyküsünü Ayşe Kulin'in "Kardelenler" kitabından aldım. İnanılmaz güzel hayat hikâyeleri olan bir kitap bu. Çoğu Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun ücra köy ve kasabalarının yoksul ailelerinden gelen kızların öyküleri.
Kimi astronot olmak istiyor, kimi doktor, öğretmen ya da edebiyatçı. Portakal psikoloji okumak istiyor örneğin "İnsanların davranışlarının arkasındaki mantığı çözmek için"... Babasının, bu kadar yoksul ve çaresizken üç ayrı kadına, neden doğru dürüst besleyemediği ve giydiremediği on yedi çocuk doğurttuğunu anlamak için.
Turkcell, Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın desteği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin işbirliği ile başlayan "Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları" projesi ile 35 ilde 5000 kız öğrenci burslu okutuluyor. Ayşe Kulin onların yaşamındaki büyük değişimi "Kardelenler" de öyle güzel anlatmış ki.
Umalım da her yıl kardelenlerin sayısı "binler"le artsın... Umalım da bunun gibi projeler giderek artsın. Ve gençler Türkiye'nin de yolunu aydınlatsın.
Onlara ışık tutanlara ise hepimiz teşekkür borçluyuz!
Raflardaki kitaplar!
Evlerde kütüphanelerin raflarına dizilmiş, süs gibi yıllarca bir köşede bekleyen ve hiç el sürülmeyen kimbilir kaç kitap vardır?
Okuduklarımız, zaman zaman ihtiyaç duyduklarımız değil söz ettiğim... Unuttuklarımız, gerek duymadıklarımız. Onlara bizim ihtiyacımız yok belki ama ihtiyacı olanlar öyle çok ki! Bakın Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde bulunan Cumhuriyet İlköğretim
Okulu öğrencilerinden biri ne diyor;
"Eminim bu okulu hiç biriniz duymamışsnızdır, ama sesimizi duyurmaya karar verdik. Kitap istiyoruz. Her zaman okumak için, her şeyi okumak için bol bol kitap... Lütfen sesimizi duyun ve yardım elinizi uzatın. Unutmayın kaybedecek hiçbir şeyiniz yok, ama biz çocukların kazanacağı çok şey var."
Onların o ilçede belki eğlenceye de, resim sergilerine, tiyatrolara, festivallere, konserlere de, kısacası büyük şehirlerde yaşayan şanslı çocukların sahip olduğu her şeye ihtiyaçları var. Ama bunlar değil istedikleri. Sadece kitap!
Bugün Pazar ve hepimizin biraz zamanı var. Haydi, bugün kütüphanemizde, yarın postanede 10'ar dakika ayıralım onlara...Çok değil, on dakikacık. Ne dersiniz?
Hayatta en çok istediğin şey nedir?
''Zehra, şimdi buraya bir iyilik perisi gelse ve sana dile benden ne dilersen dese ne dilerdin?
Haberin Devamı

