Hayatınızın şahitleri!

Herkesin hayatında vardır "kaybedilmiş arkadaş 'lar. Benim de oldu... Aslına bakarsanız bazı arkadaşlıkların da bazı evlilikler, beraberlikler gibi belli bir yaşam süresi olduğuna inanıyorum. Eğer aynı dalga boyunda değilseniz ve bir zorlama varsa gün geliyor ip inceldiği yerden kopuveriyor

Haberin Devamı

Herkesin hayatında vardır "kaybedilmiş arkadaş 'lar. Benim de oldu... Aslına bakarsanız bazı arkadaşlıkların da bazı evlilikler, beraberlikler gibi belli bir yaşam süresi olduğuna inanıyorum. Eğer aynı dalga boyunda değilseniz ve bir zorlama varsa gün geliyor ip inceldiği yerden kopuveriyor.

Ne kadar özen göstermiş olursanız olun önleyemeyebiliyorsunuz. Bence yine daha çok bize özgü bir karakter yapısından kaynaklanıyor biraz da; aşırı alınganlıklar, duygusallıklar, arkadaşlığın gerektirdiği sabır, nezaket veya olgunluğa sahip olmamak etkiliyor ilişkileri... Bazen çıkar için başlatılmış veya sürdürülmüş olduğunu görüveriyorsunuz uzun yıllar emek verdiğiniz, gönlünüzü açtığınız bir arkadaşlığın... En acı olanı bu... "Neden" ortadan kalkınca "ortaklık" bitiveriyor.

Oysa nasıl da önemlidir arkadaş... Gerçekten birbirinizi bulmuşsanız nasıl sarıp sarmalayıverir sizi ihtiyacınız olduğu anlarda. Birlikte ne güzel paylaşır, konuşur, gülersiniz ve hayatınızın tatlı, zor veya acı anlarının şahitleri oluverirler.

Lise Fransızca öğretmeni olan annem çocukluğum da bana dikkatli olmayı ve onları üzmemeyi bardak örnekleriyle anlatırdı nedense: "İki bardak birbirine çarpınca biri kır ılırsa öbürü de çatlar" derdi. Veya "Kırılan bir bardağı yapıştırsan da bir daha asla eskisi gibi olamaz" derdi.

Kamuran Tekin'in gönderdiği hikâye bunları hatırlattı bana, okuyun bakın.

"Arkadaşlarıyla çok sorun yaşayan bir genç varmış.

Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. 'Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak' demiş."

Genç, birinci günde tahta perdeye 37 çivi çakmış.

Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.

Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakamamış.

"Dikkatli bak"!

Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence "Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi sök" demiş.

Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki bütün çiviler çıkarılmış.

Babası ona 'aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak' demiş.

Sonra devam ederek:

Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenir. Her kötü kelime bir yara bırakır. Arkadaşın bin defa affettiğini söyleyebilir ama bu delik aynen kalacak, kapanmayacak.

Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir, sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur, seni dinler, sana yüreğini açar' demiş...

Umarım özellikle arkadaşlarına özen göstermeyenler hiç unutmaz bu "çivi" öyküsünü. Elde olmayan nedenlerle bitse bile arkadaşlıklar kırmadan, kırılmadan, düşman olmadan biter.

Edinburg'da soykırım kampanyası

Eğer bir değişiklik olmazsa İskoçya, Edinburg Kent Konseyi'nde 17 Kasım tarihinde "Ermeni soykırım" oylaması yapılacak. Bu nedenle bir kampanya başlatılmış ve sivil toplum kuruluşları bu oylamayı protesto için dünyanın her yerindeki Türkleri kampanyaya katılmaya çağrıyorlar.

Bugün birkaç mail adresi vereceğim, yarın ise (ingilizce bilmeyenler için) e-mail metnini ve diğer adresleri vereceğim. Avrupa'da soykırımı kabul eden birkaç ülkeye Birleşik Krallık'tan da katılımın başlatılmasını önlemek isteyenler kampanyaya dahil olabilirler.

iain.whyte@edinburgh.gov.uk, shami.khan@edinburgh.gov.uk, michael.dixon@edinburgh.gov.uk, phil.attridge@edinburgh.gov.uk.

Mesajı kendi yazanlar nazik bir dil kullanmaya özen göstermeliler.

DİĞER YENİ YAZILAR