Bir yanda yolsuzluklarla, kullanılmayan bir sürü havaalanı, çarşı, bina ve hattâ yarım bırakılan metro inşaatlarıyla, kısacası israfla havalara giden trilyonlarca lira paramız, öte yanda kitapsız okullarımız, çantasız, önlüksüz, ayakkabısız öğrencilerimiz...
Türkiye'nin unutulmuş köşelerindeki okullardan gelen ve "kitap isteyen" mektupları zaman zaman sizlerle paylaşıyorum. Eksik olmayın bir çoğunuz günlerce yazıyor, adresi tekrar soruyor ve elinizdeki kitapları göndermek istediğinizi söylüyorsunuz.
Sık sık bizden iş isteyen, yardım isteyen mektuplar da geliyor ama inanın bana içimi en çok sızlatanlar arasında okullardan gelenler var.
İşte duymanızı istediğim, "iç acıtan" mektuplardan biri; Hakkari'de bir öğretmenden geliyor.
"Sayın Mengi,
Burası Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin kıytırık bir okulu. Çok emek verdim bu okul için, geriye dönüp baktığımda ise koca bir sıfır bıraktığımı gördüm. Bu yıl 6. senemi bitirdiğim bu okuldan ayrılacağım, giderken son bir hamle (bunun ölen bir insanın can havliyle son bir kez ayağa kalkmasına benzediğini söyleyebilirim) yapmak istedim. Okulda ne kitap var, ne düzgün bir bilgisayar ne de başka bir şey. Öğrencilerimize hiçbir gelecek hazırlayamadık. Bunun ezikliği bir yana yarın hırsız, tinerci, terörist olarak karşımıza çıktıklarında acaba suçlu kim olacak?
Siz mi? Ben mi? Onlar mı? Cevabı siz verin lütfen. Ben buradan görevini yapamamış olmanın üzüntüsüyle ayrılmak zorunda kalacağım. Hiç olmazsa benden sonra gelenler aynı üzüntüyü yaşamasınlar.
Kitapsız bir okulun öğretmeni olmak... Kalemsiz, daktilosuz, bilgisayarsız bir gazetede çalışmaktan farksız. Çok acı.
Lütfen pencereden dışarıya bakın. Hayat işte orada, tam karşınızda duruyor. Tüm zorluklarıyla ve güzellikleriyle orada duruyor. Sizi ve yardımlarınızı bekliyoruz.
M. Ulaş Özsoy"
Bundan önce gelen "okula kitap" isteğine benden bir koli kitap gitti (Buna da gidecek.) Okurlarımdan isteyenlere de adresi verdik. Bu okulun adresi şöyle;
"S. Uğur Sıtkı İlköğretim Okulu Yüksekova, Hakkari" Tel: 0438-351 41 58
"Orda bir köy var uzakta" şarkısını hatırlıyor musunuz? ilköğretim dönemimizde bizim de sık sık söylediğimiz... O köyler, o ilçeler bizim. Ne kadar uzak olsalarda. Haydi okuyup da bir köşeye bıraktığımız kitaplara bir göz atalım. Unutmayın, o öğretmenler için "dünyalara bedel" bir ödül onlar!
Vural Gökçaylı'nın alkışlanacak gayreti
Türkiye'nin ayakta alkışlanacak, zirvedeki moda ustalarından biri.,. Dünyanın en ünlü, en başardı "haute-couture" dizaynırlarıyla yarışacak bir yeteneğe ve deneyime sahip. Onun özgün ve zarif kıyafetlerini giymek her kadın için gerçek bir ayrıcalık.
Şimdi böyle başarılı bir moda "yıldızı" oturup sadece kendi işini yapmayı düşünebilir, tüm zamanını başarısını sürdürmeye ve hayattan keyif almaya ayırabilir değil mi? Bunca çalışmadan sonra hakkıdır da...
Ama o öyle yapmıyor. Vural Gökçaylı uzun yıllardır ciddi bir ekiple birlikte, Sevgi Gönü'ün başkanlığını yaptığı Geyre Vakfı'nı kalkındırmaya, ona kazanç sağlamaya uğraşıyor. Geyre Vakfı ise ülkemizin en önemli arkeolojik sitlerinden biri olan, Yunan ve Roma dönemine ait Afrodisias Antik Kenti'ni korumaya ve burada henüz ancak dörtte biri açığa çıkarılmış tarihi eserlerin geriye kalanlarını çıkarmaya...
En önemli amaçlarından bîri bu eserlerin korunması ve teşhirini en iyi şekilde sağlamak için gerekli olan müzeyi inşa edebilmek. Afrodisias'ın M.Ö. 6000-3500 yıllarından başlayarak çok önemli bir sanat ve kültür merkezi olduğunu düşünecek ve burada 600 yıl boyunca büyük ve dünyaca tanınmış bir heykelcilik okulunun yer aldığını hatırlayacak olursak tarihi kalıntıların değerini ve dikkatle korunmasının önemini biraz anlayabiliriz.
İşte Geyre Vakfı uzun yıllar önce bunu farketmiş ve bu görevi üstlenmiş bir sivil toplum kuruluşu. Bugüne kadar da çok takdir edilecek çalışmalar yaptılar ve "Müze" için kaynak yarattılar ki Vural Gökçaylı'nın bilfiil dernekte çalışması yanında sık sık yaptığı defilelerin tüm gelirini Vakfa bağışlaması da bunun bir parçasıdır.
Gökçaylı'nın yine Geyre Vakfı yararına düzenlediği, "2003 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu"nun sergileneceği defile 4 Nisan 2003'te yapılacak Ünlü mankenlerin yer alacağı defileyi modaseverlerîn SANAT-KÜLTÜR değerlerimize katkıda bulunmak isteyenlerin kaçırmaması gerekiyor.
Ben kaçırmayacağım, size de duyurmak istedim.
Değerli modacımızı bu duyarlı çabasından dolayı da bir kez daha kutluyorum!
"Cennet"
Cihan Demirci bana bir mail göndermiş. "Pazar günü köşenizde yazdığınız Füsun Ünal'ın gönderdiği fıkranın yazan benim, aynı fıkra yakında çıkaracağım kitapta da yer alacak" diyor.
İnternet'te herkes gördüğü, beğendiği bilgileri, fıkraları birbirine gönderiyor. Bazen de kulaktan kulağa yayılıyor. O fıkra da çok hoştu. Cihan Demirci'yi kutluyorum.
"Hayat işte tam orada!"
Bir yanda yolsuzluklarla, kullanılmayan bir sürü havaalanı, çarşı, bina ve hattâ yarım bırakılan metro inşaatlarıyla, kısacası israfla havalara giden trilyonlarca lira paramız, öte yanda kitapsız okullarımız, çantasız, önlüksüz, ayakkabısız öğrencilerimiz...
Haberin Devamı

