Ekonomik krizi baştan beri fazla ciddiye almayan Başbakan Erdoğan “Henüz ölüm sinyalleri vermeyen hastaya kefen hazırlayan doktor gördünüz mü? Ben ülkemin doktoru ve sorumluluk üstlenen başbakanıyım” demiş.
Aylardır “durumu her gün daha kötüye giden” hasta annesini yeni kaybetmiş biri olarak söyleyebilirim ki “hasta ölüm sinyalleri vermeye başlayınca” zaten artık
Allah’a yalvarmaktan başka yapacak şey kalmıyor.
“Doktor”un ölüm sinyalleri noktasına varmadan çok önce tedaviyi bulmuş olması gerekiyor. Çare kalmamışsa tabii Başbakan’ın sözleri gibi aklınıza geleni söyleyebilirsiniz (umarız durum böyle değildir.)
İş adamları, ekonomistler aylar önceden krizin büyüklüğü konusunda uyardılar. Bırakın bizimkileri Amerikan üniversitelerinin ünlü ekonomi uzmanları bile “en riskli ülkelerden biri Türkiye” dediler. Biz ne dedik:
“Teğet geçecek, Türkiye için tehlike yok!”
Hâlâ da “Türkiye’nin durumu çevresindekilere göre çok daha iyi” demeyi sürdürüyoruz. Oysa iş dünyasından kiminle konuşsam endişe içinde... Fabrikalar, iş yerleri kapanıyor, işsizlik binlerle artıyor.
Sanayiciler, önümüzdeki 6 ay içinde durumun iyice kötüleşeceğini söylüyorlar.
Eğer Başbakan hâlâ seçimi düşünerek böyle konuşuyorsa bilmeli ki dibe vuruşun seçimi beklememesi büyük bir ihtimal. Gerçekleri söylemesinin krizi daha da ağırlaştıracağını düşünüyorsa o noktayı da çoktan geçtik.
Konuşmayla, propagandayla zaman kaybedeceklerine hâlâ çare bulma şansları var mı onu düşünsünler.
Son pişmanlık fayda etmez!
(Not: Tabii bunu İMF’den gelecek 4-5 milyar dolara bakarken bir gazetenin istedikleri kişiye satılması için devlet bankalarını boşalttıklarında da düşünmeleri lazımdı.)
Hasta ölünce çare kalmıyor!
Haberin Devamı

