Şu anda masamın üstünde birkaç gün önce çıkan bir gazete haberi var, kesip saklamışım. Şöyle diyor: "Başbakan'in ulema çıkışıyla gündeme gelen Din İşleri Yüksek Kurulu'nda 10 dil bilen hoca bile var. 16 Kurul üyesinin çoğunluğu 'Diyanet Akademisi olarak bilinen Haseki Eğitim Merkezi kursundan geçmiş. Hepsi en az iki dil biliyor ve felsefe, teoloji, filoloji, ilahiyat alanında önemli okullardan mezun olmuşlar."
Aman ne güzel, bunu öğrenmek ne mutluluk. Ve fakat neden biz onların sesini hiç duymuyor, merak ettiğimiz konuları danışıp cevabını alamıyoruz?
Bu başarılı, bu 10 dil bilen, en iyi eğitimleri almış din ulemasından bilgi istiyoruz. Daha
önce de yazdığım gibi bize türbanın "kesin emir", "namus" olup olmadığını, ayetler birlikte yorumlandığında "örtü (hamar)" ile "ziynet" ilişkisini ve anlamlarını, Kur'an'da, Müslümanlıkla (en bağışlayıcı, en hoşgörülü ve insan sevgisi olan dinde) kadına dayak diye bir şey olup olmadığını anlatsınlar.
Verecekleri bilgiye toplum olarak ihtiyacımız var. Lütfen saklamasınlar kendilerini, yüksek bilimlerinden memleket mutlaka yararlanmalı!
Dolma ve fotoğraf üzerine...
Türkiye'de fotoğraf deyince akla gelen ilk isim Ara Güler VATAN'in sorularını cevaplarken iki büyük hata yapmıştı.
Birincisi "Bir fotoğrafı seyretmektense dolma yemek daha keyiflidir bence" cümlesi...
Onun gibi olağanüstü güzellikte fotoğraf çeken birinin "dolma yemenin bunlan seyretmekten daha keyifli olduğunu" düşünmesi neye tepkidir bilinmez ama gerçekten inanılmazdı. Kimbilir belki de bu nedenle, "Ara Güler'in bile böyle düşündüğü" bir toplumdan fazla sanatçı çıkmıyor. Biz dolma yerken, bir elde sandviç işine bakan ve yemekle içmekle zaman kaybetmeyenler, sanata, bilime yemekten çok önem verenler ilerliyor.
Ve "80 bin dialık arşivini yakacağını söylemesi"... Buna ancak "pes" denilebilir. Öyle üzüldüm ki okuyunca... İnanın yalnız arşive değil, onun bu düşünceyi taşıyabilmesine.
Bu bencilce bir düşüncedir ve bence bizde yetişmiş insanlar, gerçek sanatçılar için bencillik, yetenek ve üretimle birlikte büyüyor.
Ne kayıp... Neden söylendiğini, yakılmak yerine neden en azından bir vakfa, bir müzeye bağışlanmadığını anlayamıyorum. Hiç kimsenin de anlayabileceğini sanmıyorum. Ayrıca Güler'i görsem şunu sormak isterdim:
Hem fotoğraf seyredip hem dolma yemek mümkün değil midir? Aynı anda iki lezzeti birden tatmak?
'Hasekili ulema'yı dinlemek!
Şu anda masamın üstünde birkaç gün önce çıkan bir gazete haberi var, kesip saklamışım. Şöyle diyor: "Başbakan'in ulema çıkışıyla gündeme gelen Din İşleri Yüksek Kurulu'nda 10 dil bilen hoca bile var...
Haberin Devamı

