"Durun, yapmayın, dokunmayın ona" diye bağırmak geliyor insanın içinden... Ve istiyorsunuz ki bu feryat toplumun çığlığı olarak dalga dalga yükselsin, Batman'a ulaşsın ve bugün temel atmak için Hasankeyf te toplanmış olan elleri durdursun.
"Sizin değil; size, bize yalnızca bu kuşağa ait değil Hasankeyf, bir dünya mirası o... Bizden sonraki kuşaklara ve tüm insanlığa ait, onun için her yıl binlerce turist geliyor dünyanın her köşesinden... Hakkınız yok onu yok etmeye" diye çınlasın feryat...
1000 yıllık bir tarih ve kültür birikimini, eşsiz bir doğa güzelliğini taş ve su yığınlarıyla örtecek, milâttan önce 9. ve 8. yüzyıla kadar uzanan sayısız medeniyeti ve onların bıraktığı eserleri barındırmış bir alanı acımadan, düşünmeden, farklı projeler üretmeyi denemeden baraj ve hidroelektrik santralı haline getirecek adımı nasıl atabildiklerini anlamak, kabullenmek mümkün değil. Oysa yerli ve yabancı bilim adamları anlattı onlara bu projenin başka alanlara kaydırılması gerektiğini. Hasankeyf Gönüllüleri; tarihi yok etmek yerine Hasankeyf'i su havzası dışında bırakacak bir proje geliştirilebileceğini, güneşten yeterince nasibini alan bölgede güneş enerjisi veya rüzgâr enerjisi üretebilecek santraller kurulabileceğini, bir yerine 3 ayrı baraj kurulabileceğini, fuel oille çalışacak enerji santralı yapılabileceğini ve de...
Ve de kaçak elektrik kullanımı önlenirse Ilısu Barajı'ndan elde edilecek enerjinin 2 katını kazanabileceklerini anlattı...
Bölgeye gelen turistlerin çoğunun Hasankeyf için geldiklerini de ısrarla vurgulayarak.
Dinlemediler. Hâlâ kulak vermeden çok önemli bir dünya mirasını yok etmek üzere toplanıyorlar.
Ama unutmasınlar, yalnız bugünün bilinçli insanları değil gelecek kuşaklar da onları asla affetmeyecek.
Haydi "Durun" diye bağıralım hep birlikte, bakarsınız çığlığımız ulaşır duyarsız kulaklara!
Pantolonsever hostesler!
Her bindiğimiz uçakta en az iki erkek kabin görevlisi görmeye alıştık artık... Belediyelerde sekreterlik görevlerine, çocuk yurtlarının, yuvalarının başına bile erkeklerin getirildiği bir dönemde "kadın işi" olarak bilinen hosteslik de yoğun şekilde erkeklere açıldı.
Tamam "eşitlik olsun" diyoruz ama erkeklerin bugüne kadar hep "daha eşit" olduğu iş, meslek alanında bazı mesleklerde kadınlar adına bir pozitif ayrımcılık olmasında bir mahzur yoktur.
Şimdi bekliyoruz bakalım erkek kabin görevlilerinin sayısı giderek arttırılacak mı?
Benim beklediğim bir şey daha var, açıklayayım; yaz nedeniyle son iki aydır normalden daha sık uçak yolculuğu yaptım. Ve her seyahatte hosteslerin arük etek giymediklerini, yelek-pantolon şeklindeki kıyafetlerinin de aynen erkek görevlilerinkine benzediğini farkettim.
Öyle ki yanınızda yiyecek-içecek (hani o meşhur soğuk ve içi neredeyse boş sandviçler) servisi yapanın kadın mı, erkek mi olduğunu anlamak için saçlarına, yüzüne bakmanız gerekiyor, öylesine aynılar.
Dayanamayıp birine "Etek yerine pantolon mu geldi, eskiden hep etek giyerdiniz" diye sordum. "Hayır" dedi, "Eteklerimiz de var ama biz pantolonu tercih ediyoruz"...
Hepsi aynı anda... Etek tercih eden tek hostes solmamacasına...
İlginç geldi tesadüfün bu kadan. Şimdi bekliyorum, bakalım yeleklerin boyu seneye uzayacak mı?
Merak işte, herkesin bir takıntısı olur ya ben de THY'deki değişikliklere takmış durumdayım!
Hasankeyf sizin değil!
"Durun, yapmayın, dokunmayın ona" diye bağırmak geliyor insanın içinden...
Haberin Devamı

