Hasan Pulur’un kulakları çınlayacak

Sanıyorum bundan sonra gazetecilerle ilgili olarak açılan her davada Hasan Pulur’un adı en az bir kez anılacaktır

Haberin Devamı

Sanıyorum bundan sonra gazetecilerle ilgili olarak açılan her davada Hasan Pulur’un adı en az bir kez anılacaktır.

Ben şimdiden birkaç kere anmış bulunuyorum, bilmem kulakları çınladı mı?

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın Pulur aleyhine açtığı 10 milyarlık tazminat davasında (sonradan mahkemede 2’ye inmiş) Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin verdiği ve AİHM kararlarını andıran karar basın özgürlüğü açısından ciddi önem taşıyor:

“Gazetecilerin yapacağı eleştiriler, kamu yararı taşıması ve doğru amaca yönelik olması halinde sert, kırıcı, hatta küçük düşürücü olabilir. Böyle durumlarda hukuka aykırılık ortadan kalkmaktadır.”

Çok güzel. Demek ki bundan böyle, örneğin yurt dışında gerçeğe uymayan konuşmalar yaparak kendi ülkesine ve toplumuna kasıtlı olarak zarar verenlere veya “kadınlar tecavüzcüleriyle evlensin” şeklinde yasa hazırlamak isteyenlere yapılacak sert itirazlara öyle kolayca ceza kesilmeyecek.

Zira bu durumlarda bırakın gazeteciyi, her vatandaşın tepki vermeye, kendisini sorumsuzca küçük düşürenlere ya da gençlerinin geleceğini karartanlara itiraza hakkı vardır.

İyi ama şu ana kadar Yargıtay bu doğrultuda karar vermediği için bizler haksızlığa uğradık. “Çocuklara tecavüz olaylarında çocukların rızasına bakılmalı” diyen, diyebilen yaşlı, başlı kanun yapıcılara karşı sert yazdığımız için büyük para cezaları ödedik. Maalesef, istemeyerek AİHM’ye başvurmak zorunda bırakıldık. Hâlâ eften püften nedenlerle hakkımızda açılmış davalarla uğraşıyoruz. Hiç değilse bundan sonra Yargıtay sonuncu kararı birkaç kez açık seçik ortaya koysa da gazetecileri her fırsatta mahkeme kapılarına sürükleyenlere durumu iyice anlatsa!

*****

Bolluca Çocuk Köyü için defile...
Aradan zaman geçti biliyorum ama bazen benim de yazmayı çok isteyip yazamadığım, bir türlü sıra gelmeyen yazılar oluyor.

Modacı Ayla Dümer’in Conrad Otel’de Bolluca Çocuk Köyü yararına yaptığı yemekli defile bunlardan biriydi. Türkiye’nin en başarılı modacıları arasında bulunan Ayla Dümer aylarca göz nuru dökerek hazırladığı çok sayıda ve çok zarif kıyafetlerle yaptığı defilenin tüm gelirini bu “kimsesiz çocuklar köyü”ne bıraktı.

Defileye katılan mankenlerin hepsi, gelinliği sunan sanatçı Ahu Türkpençe dahil podyuma ücret almadan çıktılar.

Dümer, mankenler ve katkısı olan herkes takdiri fazlasıyla hakediyorlar.

Onlar bunu yapar ve kusursuz bir gösteri hazırlarken hiç değilse biletlerin satışında yardımcı olması ve anlaşmaya göre biletlerin yarısını satması gereken Bolluca Çocuk Köyü yöneticileri ise tek bir bilet bile satmayarak (veya bunu başaramayarak) çalışan ekibi tümüyle yalnız bırakmış.

Böylece sanıyorum Ayla Dümer gecenin tüm masrafını tek başına üstlenmiş oldu.

İyiliğin, içten bir yardım çabasının karşılığı bu olmamalı herhalde... İnanın bana artık duyduklarıma şaşırmıyorum sadece üzüntüm her olayda biraz daha artıyor.

Neden bunlar hep bizde oluyor?

Neden, Neden?

DİĞER YENİ YAZILAR