Hasan Pulur neden sevinmiş?

Türkiye'nin son derece önemli, insanlarının yaşamını birebir ilgilendiren sorunları var. Bunlar öyle yenir yutulur, unutulur ya da bağışlanır türden sorunlar da değil

Haberin Devamı

Türkiye'nin son derece önemli, insanlarının yaşamını birebir ilgilendiren sorunları var. Bunlar öyle yenir yutulur, unutulur ya da bağışlanır türden sorunlar da değil. Derhal çözülmesi gereken, bugüne kadar beklenmesi bile büyük hata olan konular.

Geçenlerde bir Amerikan filminde babaları iki erkek çocuğuna soruyordu: "Kimler kötü adamdır ve kimlerin cezalandırılması gerekir?"

Çocukların cevabı şöyle: "Silahı olanlar, şiddete başvuranlar, uyuşturucu satanlar, yasalara uymayanlar"... Onların vatandaşları böyle eğitiliyor.

Bizde ise bunların hiçbiri cezalandırılmaz. Yukarıdaki suçları işleyenlerin tamamı anında serbesttir. Neden diye merak etmeyelim, işte bu yüzden ülkemiz bir suçlular cenneti. İşte bu yüzden onlar en kalabalık, en büyük kentlerinde suçu büyük ölçüde azaltır, insanlarını korurken biz koruyamıyoruz.

Peki bunun sorumluları kimlerdir? Önce yasaları yapanlar. Sonra yarım yamalak olan bu yasaları bile uygulamayanlar... Siyasi çıkarları için af çıkaranlar. Ve tabii en korkunç, en dehşet verici haberleri bile hafif magazin olayları veya gündemin sıradan bir parçası gibi sunan ve hiçbir olayın derinliğine inmeyen, araştınp sorgulamayan MEDYA. Atalanmızın dediği gibi "lale sümbül biçerek, kahve tütün içerek", eğlence ve reyting arayarak haber yapan MEDYA.

Geri kalmış ülkelerin kabusu!

Dünkü gazetelerden bir haber:

"Altı çocuk annesi kadın töre cinayeti kurbanı. Aile meclisinin verdiği ölüm emri üzerine üç erkek kardeşi tarafından kurşunlandıktan sonra yakılarak öldürüldü."

Bir başka haber: "İzmir'in Menderes ilçesinde 14 yaşındaki kıza 28 kişi tecavüz etti."

Bir okuyucunun gönderdiği bir gazete haberi: "Şarkıcı Şahsenem'in kocası, Serap isimli genç şarkıcıya tecavüz ettiği haberini doğruladı ve 'onu çok beğendim, benden uzaklaşmaması için yaptım. İsterse hemen evlenmeye hazırım' dedi."

Şimdi... Bilmem her gün onlarcasını duyduğunuz ve aslında her gün yüzlercesi gerçekleşen bu olaylar yaşadığımız ülkenin karanlık yüzlerinden ve en önemlilerinden birini yeterince anlatıyor mu size?

Seviyeli üslup, seviyesiz üslup!
Bu vahşeti senelerdir izleyen çoğu kadın medya mensupları, hukukçular, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, bilim adamları "Aman düzgün kanunlar yapılsın ve uygulansın. Önleyelim bu suçları. Hiç değilse medeni bir toplum olmanın yoluna çıkalım artık" diye çırpınırken... Bazıları "bu cinayetleri, tecavüzleri önlemek yerine çocuk tecavüzlerinde çocuğun rızasından söz eden, tecavüze uğrayanların tecavüzcüyle evlenmesi durumunda affedilmesini isteyen anlayış hastadır" dedikleri için haklarında yüzlerce milyarlık davalar açılırken...

Değerli ve deneyimli meslektaşımız Hasan Pulur bu hastalıklı görüşü savunan bir profesör, Sulhi Dönmezer için geçen hafta şunları yazdı:

"Eleştirimizin üslubunu beğenmiş, seviyeli bulmuş sağolsun"... (Seviyesiz bulurlarsa oturup ağlaması mı gerekiyor yazarların acaba? Ayrıca bu profesör her zaman çok seviyeli konuşmalar mı yapıyor kadınlar hakkında acaba?) "Eleştirimizin esasına katılmıyor, yani geçer not vermiyor"... (Bu hesapça kimbilir kaç yazar ve hukukçu sınıfta kalacaklar?)

Sulhi Dönmezer, Pulur'un "tecavüze uğrayanların (Prof. hep 'ırzına geçilenler' deyimini kullanır. R.M.) evlendikleri takdirde tecavüzcüyü cezadan kurtarmalarını toplum vicdanı kabul etmez" sözüne şöyle karşı çıkmış:

"Sen ne diyorsun, yürürlükteki kanunda bu hüküm mevcut, 70 yıldır uygulanıyor, kimse de itiraz etmedi."

Bu söze karşılık Hasan Pulur:

"Aldık mı yazımızın payını..." 'Toplum vicdanı' diye genel bir deyim kullanırsan böyle açıkta kalırsın.' diyor.

Oysa sayın Pulur bu deyimi kullanmakta son derece haklı. Toplum vicdanı buna şiddetle karşı çıkıyor. Ayrıca 'Hoca' dediği şahıs da "örf ve adetleri", "töreleri" bahane göstererek namus cinayetlerinde ve tecavüz suçlarında indirimi savunmakta değil midir?

Ve hayır, bu maddeye her zaman çok itirazlar olmuş ama sesler yeterince duyurulamamıştır. 70 yıldır uygulanmasına gelince;

Türkiye onun için bugünkü halinde. Değişme gerekçesi bu zaten! (Devam Edecek.)

DİĞER YENİ YAZILAR