Birkaç gün için Girit'e giden bir arkadaşım ağlamaklı bir sesle bu adanın nasıl korunmuş olduğunu, yemyeşil yamaçların önünde uzanan uçsuz bucaksız kumsalları anlattı dönüşünde.
Hanya'nın güzelliğini, marinasında bile denizin pırıl pırıl olduğunu, kumsalların arkasına da bizdeki gibi Çin Şeddi görüntüsünde sitelerin, beton yığınlarının dikilmediğini...
Anlatırken içinin acıdığını hissedebiliyordum sesinden, dinlerken benim de içim aynen onun gibi sızlıyordu...
"Yunanistan adalarını, sahillerini korumayı başarabiliyor da biz neden başaramıyoruz? Bu aç gözlülük, doğayı ve her şeyi tahribeden bu hırs neden yalnız bizde var?" sorularına verecek cevabım yoktu.
Güzelim Kuşadası'nın site diye yığılan betonlarla mahvedilmeden önceki hali geldi gözlerimin önüne. Diğer sahillerimizin; Bodrum, Edremit Körfezi, Antalya, İstanbul, İzmir ve diğerlerinin görüntüsünü düşündüm.
İstemeyerek "Lanet olsun" sözleri döküldü ağzımdan: "Lanet olsun bu tahribata izin verenlerin hepsine..."
Çünkü artık kaybedilmiştir Türkiye'nin doğa harikası güzellikleri... Çekirge sürülerininkine benzer bir yıkım gücüyle yok edilmiştir. Artık düzeltilmelerinin de imkânı yoktur
İstanbul'da, Olimpiyat Stadı'nda yapılacak Avrupa Şampiyonlar Ligi final maçı için gelecek yabancılardan, gecekonduların berbat görüntüsünü saklamak için çare düşünülmüş.
Birkaç yıl öncesine kadar, henüz bu gecekondular biraz durdurulabilecek durumda iken belediye başkanlanna "Neden izin veriyorsunuz? Bu şehri particilik uğruna mahvetmeye vicdanınız nasıl elveriyor?" diye sorardık. Otoyoldan görünen çirkin manzarayı nasıl önleyecekleri sorusuna, bir belediye başkanı "ses duvarı çekeriz" cevabını bile vermişti.
Artık durum rezalet boyutunun da ötesine geçtiği, önlenmesi imkânsız hale geldiği ve tam bir üçüncü dünya ülkesi görünümüne eriştiği için biz sormuyoruz. Belediyenin bulabildiği tek çareyi dün VATAN'da görmüşsünüzdür: Gecekonduları boyatıyorlarmış. Ama sadece staddan görünen yüzlerini...
Hem de yeşil, sarı, mavi gibi renklere... Bu renkler "vatandaşın zevkine" sunulmuş. Devlet arazilerini kanunsuzca işgal eden ve üstüne dünyanın en zevksiz evlerini diken vatandaşın zevkine...
İstanbul gibi bir dünya şehrinin geldiği durumu düşünebiliyor musunuz?
Hiç değilse bu fırsatı değerlendirerek gelenlerin Boğaz'ı, Adalar'ı ve şehrin diğer güzelliklerini görmesi sağlanabilse...
Ruhum yoruluyor düşündükçe!
Doğançay'ın resim yarışması
Avrupa ve Amerika'da uzun yıllar yaşayan ve orada örneklerini gördüğü "özel kişisel müze" hayalini Beyoğlu'nda açtığı Doğancay Müzesi ile gerçekleştiren Burhan Doğançay şimdi de çocuklara resim sevgisi vermeye çalışıyor.
Eserleri Guggenheim. Metropolitan, National Gallery gibi dünyanın en önemli sanat müzelerinin "daimi koleksiyonları" araşma giren Burhan Doğancay'in Müze'yi açarken de gençlere sanat zevki aşılama isteğini nasıl heyecanla dile getirdiğini biliyorum. Onun için, Beyoğlu ilçe ilköğretim okullarının katıldığı "Beyoğlu" konulu bir resim yarışması açtığını, dereceye giren öğrencilere birçok firma tarafından ödüller verileceğini duyunca bu haberi kutlamak istedim.
Profesyonel ressamlardan oluşan jürinin seçimi sonunda 12 öğrencinin eseri ödüle, 18 öğrencinin eseri sergilenmeye lâyık bulunmuş. Ödüller arasında fotoğraf makinaları, ingilizce eğitim seti, boya şefleri, hediye paketleri var.
Ama zaten en büyük ödül, böyle önemli bir yarışmayı "kazanmış olmak" değil mi?
Bugünlerde Burhan Doğançay kime rastlasa yine aynı heyecanla okulların Müze'ye gösterdiği büyük ilgiyi ve bu yarışmayı anlatıyor.
Umarım katkılarıyla kendisi gibi sanatçıların yetişmesini sağlayabilir.
Kukla festivali
8. istanbul Ülker Kukla Festivali Salı akşamı Ses Tiyatrosu'ndaki açılışla başladı. Her yıl dünyanın ünlü kukla tiyatrolarına yer veren festivalde bu kez ünlü Rus topluluğu "Serguei Obraztsov State Academic Puppet Theatre" var.
Her gittiği ülkede o ülkenin dilini de kullanan Obraztsov kuklalarını ben tören akşamında izledim. Festivalin bu yılki onur ödüllerinin Müşfik Kenter ile rahmetli Oğuz Aral'a verildiği (onun ödülünü de Müşfik Kenter aldı) akşam, gösterinin sonunda kuklaların nasıl oynatıldığının sergilenmesi, tek bir kuklaya 7-8 kişilik ekibin düştüğünün gösterilmesi de en az tiyatronun kendisi kadar ilginçti.
Kukla tiyatrosu sevenler, özellikle çocuklar ve gençler için beğeniyle izlenecek bir sanat olayı.
18 Mayıs'a kadar devam edecek.
Hanya ile Konya!
Birkaç gün için Girit'e giden bir arkadaşım ağlamaklı bir sesle bu adanın nasıl korunmuş olduğunu, yemyeşil yamaçların önünde uzanan uçsuz bucaksız kumsalları anlattı dönüşünde
Haberin Devamı

