Hanefi Avcı’nın Haliç örneği!

Haberin Devamı

Emniyet’te çeşitli önemli görevler yapmış olan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabında Türkiye’deki sistemin nasıl çürüdüğünü, her tür hukuksuzluğa, yolsuzluğa açık hale geldiğini, çağdaş bir ülkede güvenilmesi gereken kurumların ne kadar güvenilmez hale geldiğini ve vatandaşın bunlar karşısında düştüğü durumu anlatan çok bilgi var.

Akıl almaz, inanılmaz öyle olaylar öğreniyorsunuz ki donup kalıyor “meğer biz ne safmışız, dünyadan haberimiz yokmuş” diyorsunuz. İstihbarat Dairesi’nde Gülen Cemaati’ne ait dinleme cihazları olduğunu, Emniyet’ten tüm kurumlara kadar ülkeyi artık bu cemaatin yönettiğini, Ergenekon olayından Baykal’ın kasetine kadar en önemli konuların onlar tarafından yönetildiğini anlatan bu kitabı okuduğunuzda “peki bu ülke nasıl kurtulacak” endişesini yaşıyorsunuz.

Ama daha kitabı elime alır almaz beni ilk etkileyen bölüm “Haliç’te yaşayanlar” oldu. İstanbul’da görev yaptığı yıllarda evine giderken her gün Haliç’ten geçmek zorunda kaldığını, o günlerde Haliç çok kötü koktuğundan buna dayanamadığını anlatan Hanefi Avcı “Haliç’te yaşayan insanların bundan hiç rahatsız olmadığını” farketmiş.

“Onlar parklarda geziyor, yemek yiyor, hatta bir kısmı piknik yapıyordu. Bu durum bana çok tuhaf gelmişti. Demek ki kötü bir ortamda bulunan insanlar bir müddet sonra oraya uyum sağlayıp alışıyorlar ve bu ortamın çirkinliğini göremiyorlardı (...) Bir an için düşündüm acaba bu uyum sadece fiziki ortamla mı ilgiliydi, yoksa düşünceler, sosyal davranışlar, etik kurallar gibi toplumsal hayatı etkileyen unsurlar için de geçerli miydi?” dedikten sonra şöyle devam etmiş:

“İnsanlar uzun süre kaldıkları ortamda yanlışlıklara, hatalara ve bütün anormalliklere alışıyor, uyum sağlıyor. Türkiye için de aynı şey söz konusu. Hürriyetlerin kısıtlandığı, baskının hakim olduğu, yanlış ve mantığa uygun olmayan bir Türk idari sistemi, Türk toplum yapısı ve özellikle kirli, yozlaşmış bir kamu sistemi içerisinde uzun süre kalan ve bu atmosferi teneffüs eden insanlar, bizler hepimiz, bu ortamın kötülüğünü, pisliğini artık algılayamıyoruz. Haliç’teki pis kokuya rağmen piknik havası içinde yiyip içip oynayanlar gibi biz de bu pis ortama en ufak tepki koyamıyoruz; halbuki dışardan bakıldığında bu durum dayanılacak ve kabul edilecek gibi değil.”

Ve daha sonra hileli ihaleler, tapu, trafik, gümrük gibi kurumların rüşvet batağında olması, yolsuzluk ve usulsüzlükler gibi konulara geçiyor.

Okudukça gerçekten de bir başka ülkede her birine skandal denecek, toplumun ayağa kalkmasına neden olacak olayların hepsini Türkiye’de artık doğal kabul edip susmaya alıştırıldığımızı daha iyi gördüm.

“Görevden de alınabilirim, bunu biliyorum ama ülkeme karşı görevimi yapmak için her ihtimali göze aldım” diyen Hanefi Avcı’nın “2 günde 20 bin sattığı” yazılan kitabı okunmaya değer...

Size de bu kitabı okumanızı öneririm, olayları daha iyi anlamak istiyorsanız tabii. Ama dikkat edin de moraliniz tümüyle kaybolmasın.

***


KPSS rezaleti açıklansın

Bu skandal olaylar oluyor, haksızlıklar yapılıyor ama üstü örtülerek unutturuluyor. KPSS’de bugüne kadar çok kişiye haksızlık yapıldı ama bu kez yüzbinlerce kişiye aynı anda yapıldı.

Gazeteler bütün soruları bilen karı kocaları, akrabaları bulup röportaj yapıyor, ülkede kıyamet kopuyor, atamaların ertelenmesi isteniyor. Ama neymiş efendim; “Bakan karşı”ymış. Yüzbinlerce insanın geleceği Bakan’ın keyfine mi kalmıştır? Öğretmen adayları “Artık sabrımız tükendi. 30 yaşına geldik, hala bize ailelerimiz bakıyor” diye ağlıyorlar.

Mektup yağıyor, herkes 800 bin kişinin girdiği KPSS sınav sorularının çalındığına emin, kanıtlarıyla anlatıyor. Bazı bilgiler şöyle;

- KPSS tarihinde eğitim bilimlerinden 120’de 120 yapan (çelişkili, net cevabı bulunmayan bazı sorular nedeniyle de) olmamış, en fazla yapan KPSS birincileri ancak 105 yapabilmiş ama bu yıl çok sayıda var.

- 6 yıldır KPSS’den hep düşük puan alan Vedat Şahin isimli aday bu yıl her nasılsa 120 soruyu da cevaplamış ve 467. sırada. (Demek ki en az 467 kişi 120 yaptı.)

- Her nasılsa son iki seneye göre sıralamada ilk 10 binde 1000 kişilik artış var.

Şimdi eğer bugüne kadar KPSS birincileri bile 104-105’in üzerine çıkamamış ve bu yıl 467 kişi 120 soruyu da eksiksiz cevaplamış ise kadro bekleyen 800 bin öğretmenin bunun hesabını sorma hakkı vardır.

Bu gençler yıllarca üniversitede dirsek çürüttükten sonra yine yıllarca KPSS ızdırabı çekiyor, üniversite sınavına çalışır gibi aralıksız çalışıyorlar. Her yıl umutla bekleşiyorlar ve büyük çoğunluğu gözyaşları içinde hayal kırıklığı yaşıyor.

ÖSYM’nin “tabii ki soruları bilecekler, o sorular ‘çözülsün’ diye hazırlandı” benzeri kurnaz açıklamalardan vazgeçip bu iddiaları cevaplaması gerekiyor. Onlar da bunu çözmek için oradalar!

DİĞER YENİ YAZILAR