Yine yapmış... Yine aynı sözleri bu kez belediye eleştirileri üzerine söylemiş;
Gayri meşru menfaatlerin önü kesildi diye...", "Hortumların önü kesildi diye..."
Şimdi bunu söyleyen bir başbakanın, hemen ardından hangi gazete veya gazetelerin hortum peşinde olduğunu da açıklaması, aynı haberleri veren gazetelerin hepsini zan altında bırakmaması gerekir değil mi?
Siyasi etik bunu gerektirir.
Ama o açıklamıyor; şu anda ham meyveymiş de, süresi geçince de yenmezmiş de, tam zamanı gelince açıklayacakmış da, bir sürü geyik muhabbeti...
Ne zamanmış "yolsuz tekliflerin" tam yenecek zamanı?
Gerçekten insan okuyunca merak ediyor, ne zamana saklanıyor gerçekler?
Bu tür şifreli konuşmaları, magazin tarzı söylemleri daha önce başka liderlerden de duyduğumuz için artık etkilemiyor, sadece "bugün"ün "dün" den farkının şeffaflık olması gerektiğini düşündürüyor o kadar.
Başbakan böyle şifreli sözlerin dedikodudan, iftiradan hiçbir farkı olmadığını artık farkederek suçlamalarının, iddialarının muhatabını, söyler söylemez açıklasa çok daha iyi olacak.
Dedikodu bir başbakana yakışmıyor!
Manşetten duyurun şehitleri!
Yine birçok yerde 20-22 yaşındaki evlatlarının acısıyla bayılan analar, şehitlerinin fotoğrafına çocuğuyla birlikte sarılan eşler...
"Ona söz verdim ağlamayacağım, bir asker daha yetiştiriyorum, vatana feda olsun" diyen mangal yürekli kadınlar.
Bingöl'de teröristlerin döşediği mayınlar nedeniyle şehit düşen eşinin cenazesinde Gülsün Faydacı, "Hainler erkek gibi savaşsalardı" demiş. Ne kadar haklı... Kendi topraklarımızda teröristler cirit atıyor, saldırı yapıyor, çoğu kez de döşediği mayınlarla "zahmetsizce, kurbanlarının karşısına bile çıkmadan" can alıyor ve biz koca ordumuzla onları durduramıyoruz.
Böyle alçakça saldırılar sürerken hâlâ bir siyasi partinin açıkça PKK'ya taraf olması ve bunu söyleye söyleye Meclis'e de girmek istemesi kabul edilir bir durum değildir.
Uluslararası Politik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi hazırladığı son raporda "PKK'nın artık AB üyeliğinden kazanım elde etmekten vazgeçtiğini" vurgulamış.
Vazgeçti çünkü artık AB de terörü yakından tanıyor, her ülke onun burnunun dibinde olduğunu biliyor ve hiçbir terör örgütüne ayrıcalık tanımıyor, eskisi gibi "bazılarını" desteklemiyor.
Medyanın bunu da aklında tutarak, her şehidimizi tek tek yeterince duyurması, ülke olarak PKK teröründen hâlâ neler çektiğimizi dünyanın gözü önüne sermesi lâzım... Ki teröre destek verenler bunu siyasi bir olayın parçası gibi, terör örgütünü de Türk halkının bir kesiminin temsilcisiymiş gibi gösteremesinler.
Terör kurbanı şehitlerimizi manşetten duyurmak basının kesin görevidir!
Yok artık, bu kadarı fazla!
Kızım Nazlı okuduğu gazeteyi bir çığlıkla birlikte elinden attı. Ne oldu diye merak ederek aldım gazeteyi... Haberi görünce aynı tepkiyle bir çığlık attım, gazete yine yerde.
Düzce'nin Akçakoca ilçesinin Devlet Hastanesi'nde bir bebeğin başı doğum sırasında koparılıyor. Hamile kadının kız kardeşi olayı görüp de dehşet içinde çığlık atınca kafa koparan doktor bir de sinirleniyor ve "Kim bu, çıkarın dışarı" diye emir veriyor.
Kısa süre önce bir başka hastanede arka arkaya ölen bebekleri duyduğumda "Şimdi bize mâkul bir mazeret bulur ve hiçbir ceza almadan kurtulurlar" demiştim. Arkadan hemen "Hastane enfeksiyonundan öldüler, virüs var" mazereti geldi. Öyle denince işin içinden sıyrılıvereceklerini biliyorlar. Oysa hijyene dikkat eden, bakımlı, temiz hastanelerde böyle bir tehlike görülmüyor.
Şimdi dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bu olay için de sinirli doktorumuz "O bebeğin kafası zaten kopuktu" derse hiç şaşırmayacağım.
Annemin hastalığı nedeniyle sık sık karşılaştığım hemşireler devlet hastanelerinde temizliğe dikkat edilmediğini, hemşirelerin son derece özensiz davrandığını "görseniz inanamazsınız" sözleriyle anlatıyorlar.
Ne günlere kaldık Yarabbi, bu ülke bu kadar mı sahipsiz, Sağlık Bakanlığı neyle meşgul?
Ve bu hastane yönetimlerini, bebek öldüren doktorları kim cezalandıracak?
'Ham meyve' espirisi!
Yine yapmış... Yine aynı sözleri bu kez belediye eleştirileri üzerine söylemiş; Gayri meşru menfaatlerin önü kesildi diye...", "Hortumların önü kesildi diye..."
Haberin Devamı

