Halk "mutlu" da bunlar kim?

Biliyorsunuz kısa süre önce "Türk insanının mutlu, halinden ve verilen hizmetlerden memnun" olduğunu gösteren bir araştırma sonucu açıklandı... Sorun yok. Hepimiz bir sevindik, bir sevindik...

Haberin Devamı

Biliyorsunuz kısa süre önce "Türk insanının mutlu, halinden ve verilen hizmetlerden memnun" olduğunu gösteren bir araştırma sonucu açıklandı... Sorun yok. Hepimiz bir sevindik, bir sevindik... Ama o da ne, yağan yüzlerce 'mail'in her birinde ayrı bir mutsuzluk hikâyesi var. Bunlar da kim? Nerede yaşıyorlar?

Bakın, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitiren, iyi derecede İngilizce bilen, bilgisayar programlan konusunda uzmanlık derecesinde bilgi sahibi; Finans Sistem Uzmanlığı, İleri Microsoft Office Sertifikası, İşletme Elemanı Yetiştirme Sertifikası almış bir okurumuz (ismi ve adresi bende saklı, iş vermek isteyene derhal gönderirim) ne diyor:

"Ben bu ülkeyi sevmiyorum. Ülkemi bu hale getirenleri sevmiyorum desem daha doğru olur. Kimse de bana şehit kanları üzerinden siyaset yapıp vatan haini olduğumu söyleyemez.Geçen ay elektrik faturası-kira-su-telefon derken cebimde 10 milyon kaldığını fark ettim. Bu parayla 4 gün idare etmem gerekti. Oturdum hesap yaptım. Her gün makarna yiyecektim ve yol parası vermemek için finans eğitimime katılmayacaktım. O esnada VATAN gazetesinin 250 bin lira olduğunu ve 4 gün için 1 milyon TL gerektiğini bile hesapladım. Eskiden kızardım insanlar neden gazete okumuyor diye ama o gün anladım her şeyi. Ben belki 10 milyonla 4 gün yaşayabilirim ama 5 kişilik aile asgari ücretle 1 ay nasıl yaşayabilir? (....) Özgeçmişime bakın, bu özelliklere sahip biri işsiz kalabilir mi? Sanırım tek kurtuluşum yurt dışına kaçabilmek!"

İkinci mektup Nevzat isimli emekli okurumdan (çocuklarından dolayı soyadını vermiyorum);

"Ruhat Hanım, ben bir SSK emeklisiyim, ayda son artışla (32 milyon gibi büyük! bir rakam) maaşım 365 milyon oldu. Belediyeden kiraladığım küçük bir büfem var. Anadolu Üniversitesi'nde okuyan bir kız, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde okuyan bir erkek çocuk sahibiyim. Sayın Başbakan 5 milyar 800 milyon TL. ile geçinemezken bu ülkede benim gibi ek iş yapan emeklilerden Hükümetimiz efendimiz 43 milyon 500 bin TL gibi önemli bir kesintiyi neden yapıyor? Bizim gibi mütevazı geliri olan insanlar buna nasıl katlansın? Ek işle kazandığını devlete mi ödesin? Lütfen konuyu gündeme getirin belki hiç değilse muhalefetin dikkatini çeker de bir şeyler yaparlar." (Devam edecek...)

İspanyollar onu İspanyol sandı!
Masada 9-10 kişiyiz. Kadınlı erkekli yedi İspanyol ve üç Türk. Bizim dışımızdakilerin hepsi müteahhit çünkü Çırağan Otel'de yapılan uluslararası bir müteahhitler yemeğindeyiz. Bu davete katılma nedenimiz yabancı müteahhitlerle konuşup yabancı firmaların Türkiye'ye yatırım yapma niyetinde olup olmadığını, değillerse nedenini kendi ağızlarından dinlemek... Ama sonuçta anlaşıldı ki birçok ülkeden kalabalık bir grup Türkiye'yi görmek ve fikir edinmek üzere gelmişler.

Türk Müteahhitler Birliği de onlara güzel bir tanıtım programı hazırlamış. Neyse, masadaki neşeli İspanyol grubuyla boğa güreşinden, flamenko dansından başlayıp futbolla ve Türkiye'nin görülecek yerleriyle süren bir sohbete dalmışken muhteşem bir kadın sesi duyuldu mikrofonda.

Ama gerçekten öyle böyle değil, anlatması hiç mümkün değil... Yan yana iki salon var ve biz sütunların arkasına düşen bir masada olduğumuz için söyleyen sanatçıyı da göremiyoruz. Zaten canlı müzik yapılan mekânlara pek gitmediğimiz için görsek de tanımama ihtimalimiz var. Su gibi akıyor mu desem, bülbül gibi şakıyor mu desem bilmiyorum, o büyüleyici sesiyle İspanyolca şarkılar söylemeye başladı.

Masadakiler "İspanyol mu?" diye sorarken o İngilizce parçalara geçti. İngilizcesi de en az İspanyolca kadar iyi... "İngiliz de olabilir" dedik bu defa. Ben atıldım "Türk de olabilir, bizim çok iyi şarkıcılarımız var"... İspanyollar hafif alaycı, inanmaz ifadelerle gülümseyerek dinliyorlar sarkıları. Ben de içimden 'böyle söyleyen bir tek sanatçı dinledim şimdiye kadar; Ece' diye düşünüyorum. Moda Klübü'nde senelerdir hafta sonları sahneye çıkan (bildiğim kadarıyla öyle) Ece Berker. Her dilden şarkıyı bu kadar güzel söyleyen bu ses olsa olsa Ece olabilir.

Biraz sonra sütunun arkasından göründü vee... Yanılmıyorum o. Gururla "Evet, evet o Türk" diye bağırmışım. İspanyollar yüzlerinde gülücükleriyle kaldılar öylece. Ece masaların arasından geçti, bizim masaya geldi ve ben kulağına kısaca kendisini İspanyol zannettiklerini fısıldayıverdim. Döndü ve masadakilerle İspanyolca konuşup espriler yaptı birkaç dakika.

Sonra gülerek Türkçe şarkılarıyla uzaklaştı yanımızdan. Hepsini zerafeti, sesi, konuşmasıyla hayran bırakarak. Sanatın bir ülkenin tanıtımında ne kadar önemli olduğunu o İspanyolların yüzünde okudum ben. Ve Ece'yle gurur duydum. Keşke bu gerçek sanatçılarımız sık sık tv programlarına çıksalar da onları herkes dinleyebilse!

DİĞER YENİ YAZILAR