Ermeni Çetelerinin Katliamına Uğramış Mağdur Aileleri Derneği, Sabancı Üniversitesi'nde halen öğretim görevlisi olarak çalışan Halil Berktay'ın bu Üniversite'ye yakışmadığını ve istifasının istenmesi gerektiğini anlatan bir bildiri ve ricayı Üniversite'nin rektörüne göndermiş.
Nedeni; bugüne kadar yaptığı tüm konuşmalarda Ermeni soykırım tezinin haklılığını savunan Berktay'ın son olarak -benim de kısa süre önce yazılarımda söz ettiğim- Amerikan PBS televizyonunun hazırladığı ve ABD'deki Ermeniler tarafından finanse edilen "Ermeni Soykırımı" belgeselinin "pürüzsüz" yayınlanması için yaptığı çalışmalar.
Programın son bölümünde Yusuf Halaçoğlu ve Gündüz Aktan'ın konuşacağını duyunca kıyameti koparan Ermeniler'in sorununu çözmek ona düşmüş.
Bu tür çalışmalarda Berktay'la yakın temasta olan, Ermeni diasporasından Stephen Psinstein kendisinden görüş isteyince bakın Berktay neler söylemiş:
1) Gündüz Aktan ve Yusuf Halaçoğlu reddedici devletin adamlarıdır, faşistimsi neo-nasyonalisttirler ve gerçeklerin düşmanıdırlar. (.....)
2) Reddedicilerle (sözde soykırım iddiasını reddeden Türkiye'yi ve aynı görüşü paylaşan vatandaşları kastediyor) direk olarak 'tartışma olmaz' demek hiçbir işe yaramaz. (.....) Bu durum reddedicilerin (....) eline koz verir.
3) Aktan ve Halaçoğlu gibilerin hakkındaki gerçekleri bilebilirken, esas önemli nokta halkın genelinin tanımasını sağlayacak eylemlere girişilmelidir. Başarıyı böyle sağlayabiliriz. (....) Ancak bunun yerine Türkiye ve yurtdışındaki Türkler üzerinde çalışma yapılabilir. Bizimle aynı paralelde açıklamalar yapacak Türkler bulunmalı, onlara bu sözler söyletilmelidir. Bunun finansal kaynağı sağlanmalıdır. (Para verilerek bazı Türkler'in 'Evet Ermeni soykırımı vardı' denmesi sağlanmalıdır diyor.)
Ermeni çetelerinin mağduru aileler derneği ne kadar haklı, ne dehşet verici açıklamalar değil mi? Daha önce bazı tarihçi ve yazarların diaspora ile bu dirsek temaslarından, ortak toplantılardan yazılarımda söz etmiştim, ama yine de bir diaspora mensubunun sözleri sanılacak kadar taraflı olabileceklerinin son örneği beni bile şaşırttı... Helal olsun, "objektif tarihçi" böyle oluyormuş demek!
Yarın devam edeceğim.
Reklam her şey değildir!
Ondan söz ettiğim her yazıda "Ben Hülya Avşar'ı severim" notunu düşmüşümdür. Hülya'yı gerçekten severim, sadece başarısını uzun yıllar sürdürmeyi de başarmış bir sanatçı olarak değil insan olarak nazik, sevimli, düşünceli yönünü de takdir ederim ki ben onun bu yanına bir olayda yakından da şahit oldum.
Bu özelliklerinin yanında 'Türkiye'nin en iyi iş kadınları" araştırmasında listenin üçüncü sırasında yer almasında da rolü olduğuna inandığım "olağanüstü bir PR yeteneği" var Hülya Avşar'ın... Kendisiyle ilgili olayların hemen tümünü reklâma çevirebilirle yeteneği...
Ben oradaydım!
Son olarak, Hello dergisinde saçının Erdem Kıramer in salonunda yandığını, bu nedenle kısacık kestirdiğini söylemiş. Bunu üç dört yıl önce bir kez daha yapmış, ben de Kıramer 20 yıllık kuaförüm olduğu, mesleki yeteneğini çok iyi bildiğim, o kadar yıl içinde saçlanm da hiç yanmadığı için itiraz etmiştim. Bunun üzerine Avşar "Ben böyle söylemedim" diyerek Erdem Kıramer'e "özür için" dev bir çiçek göndermişti.
Birkaç hafta önce saçına röfle yaptırıp kestirdiği gün tesadüfen ben de oradaydım. Hülya'yla konuştuk da, sonra harika bir modelle
çıktı, gitti ve ben arkasından saçı çok beğendiğimi söyledim. Hemen o günlerde aynı saçlarıyla Kıramer'in çıkardığı dergiye kapak oldu.
Aradan iki gün geçti, geçmedi bu kez saçını platin rengine boyattı. Saçlan yine sağlamdı Erdem Kıramer'in salonundan çıkarken... Sonra da bir daha dönmedi oraya. Etiler'de bir başka kuaförde tekrar boyatıp röfle yaptırınca aynı hafta içinde birkaç kez işlem gören saç doğal olarak yanmış. Aynen daha önce olduğu gibi...
Peki bu durumda Hülya niçin başka bir kuaförün bozduğu bir saçtan Kıramer'i sorumlu tutarak "başarısını titizliğine, özenine borçlu", mesleğinin zirvesinde bir isme zarar verir, işte ben bunu anlayamıyorum (neden bu olaylar başkalarının değil de hep onun başına geliyor bunu da anlamıyorum.)
Acaba magazincilerin "Mutsuz olduğu için saçını sık sık değiştiriyor" iddiasından kurtulmak, "Ben yapmadım, başkası sorumlu" demek ve bunun için de sansasyonu, yansıması en fazla olacak, en ünlü kuaförü seçmek olabilir mi?
İlk görüşte ona soracağım, bence artık reklamın "her şey" demek olmadığını, bu yolda başkalarına zarar vermenin de büyük haksızlık olduğunu öğrenmesi gerekiyor!
Halil Berktay mı, diaspora mı?
Ermeni Çetelerinin Katliamına Uğramış Mağdur Aileleri Derneği, Sabancı Üniversitesi'nde halen öğretim görevlisi olarak çalışan Halil Berktay'ın bu Üniversite'ye yakışmadığını ve istifasının istenmesi gerektiğini anlatan bir bildiri ve ricayı Üniversite'nin rektörüne göndermiş...
Haberin Devamı

