Küçük kızlara, genç kız ve kadınlara tecavüz eden sapıkların yüz ve isimlerinin topluma bildirilmesini isteyen mektupların arkası kesilmiyor.
Fuhuş operasyonu yaparak kadınları isimleri, fotoğraflarıyla tanıtan medyanın tecavüzcü yüzbaşı ile liseli erkek öğrencilerin yüzlerini ve isimlerini neden sakladığını anlamak mümkün değil.
Yüzbaşı tutuklandı, aslına bakarsanız tecavüze uğrayan çocukların ağlayarak teşhis etmesi, bu adamların hiç zaman kaybetmeden ağır cezalara çarptırılmaları için yeterli olmalı.
13 yaşındaki kıza şantajla tecavüz eden ve görüntüleyen öğrencileri serbest bırakmaya da hiçbir hukuk, hiçbir yasa izin veremez. Bu öğrencilerin tedaviye ve suçlarının bilincine varmak için cezalandırılmaya ihtiyaçları var. Okullarda kural dışı davranışlar bile disiplin cezası alırken böylesine büyük bir suçu plânlı olarak işleyen 15 yaşındaki öğrencilerin "hiçbir şey olmamış gibi" yaşamlarını sürdürmesi kendilerine ve diğer öğrencilere ne anlatmış olacak, acaba kararı veren hâkimler hiç düşündüler mi?
Neden saklanıyoruz?
Tecavüzcü öğrencilerin veya tecavüze yeltenen her suçlunun toplumdan derhal soyutlanması, psikolojik tedavi altında yaptırımla karşılaşması gerekir.
Medyanın görevi ise onları saklamak değil tam aksine yüzlerini ve isimlerini iyice tanınacak şekilde göstermektir.
İngiltere'de bir ara trafik suçlularının boynuna suçunu anlatan tabelalar asarak sokaklarda dolaştırıyorlardı.
Keşke bizde de taciz ve tecavüz suçlularına aynı şey uygulansa...
Hakimlerin ve medyanın, sorumluluklarının farkına varmaları için daha kaç çocuk ve kadının hayatı kararmalı, soruyorum!
Masaya oturuyoruz!
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Onbinlerce insanı öldürenler terörist değil de nedir? Ama siz kalkacaksınız hâlâ bunları müdafaa edeceksiniz. Demokratik bir yaşam istiyorsanız kaçmaya, göçmeye, elde silah dolaşmaya gerek yok. Gelirsin masada her şeyi konuşursun" sözlerinin muhatabı elbette PKK değil, bir siyasi parti olan DTP'ydi.
DTP'li siyasetçilerin PKK'nın bir terör örgütü olduğunu bir türlü söylememeleri ve hatta "gerilla" tanımını kullanmaları, son terör olaylarının da belediye başkanları DTP'li olan illerde çıkması sadece Başbakan Erdoğan'ın değil tüm toplumun (Güneydoğu'daki sağduyulu vatandaşların da) büyük tepkisine neden oldu.
Diyarbakır Dicle Üniversitesi öğrencilerinden gelen mektuplar bölge üniversitelerinde de çok yoğun bir PKK/Apo propagandası yapıldığını, Apo posterleri asıldığını, duvarlara "Türk, Türkçü, Türkçe giremez" gibi cümlelerin yazıldığını anlatıyor.
Bu Pazar STAR TV'de sabah saat 11.30'da başlayacak olan "Her Açıdan" isimli programımda, son terör olaylarını ben Başbakan'dan önce masada tartışacağım.
Konuşmacılar; AKP Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, DYP eski Milletvekili ilk OHAL Bölge Valisi Hayri Kozakçıoglu, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Nevruz'u Güneydoğu'da izleyen VATAN haber muhabiri Alper Uruş...
Çok net soru ve cevaplarla Güneydoğu'da başlatılan olayların iç yüzünü anlamaya, çözüm yolunu bulmaya çalışacağız. Programın ikinci bölümünde ise Dr. Ferhat Göçer ile Sadettin Teksoy var.
Cumartesi gecesi geç yatıp sonra da uyanamadığınız için hayıflanmayın. Bazı izleyicilerimizin istediği gibi programı tekrar yayınlamak şimdilik mümkün değil. Onu da haber vermiş olayım!
Hakimler ve medya!
Küçük kızlara, genç kız ve kadınlara tecavüz eden sapıkların yüz ve isimlerinin topluma bildirilmesini isteyen mektupların arkası kesilmiyor...
Haberin Devamı

