Yazarlar ve odaları"... Haftalık dergisi, 2. yıldönümü nedeniyle çıkardığı 504 sayfalık özel sayısında "Çalışma Köşesi" başlığıyla köşe yazarlarının odalarını vermiş.
Benim odamı seyahatte olduğum günlerde çektikleri için masam pek düzenli, pek bakımlı görünüyor ama neyse ki gerçekte böyle olmadığını, masamın üzerinden okur mailleri ile Türk kahvemin ise hiç eksik olmadığını anlatmışlar.
Bu maillerin çoğunu atmaya kıyamadığımı ve tek tek okuduğumu da... Ne yazık ki böyle... 'Ne yazık ki' diyorum çünkü yer/gök mail dolu. 'Bunu tekrar okurum', 'Bunu yazarım' diyerek ayırdığım mailler, her gün eklenenlerle tepecikler oluşturuyor masamda.
Bazen bu tepecikler günlerce bekledikten sonra, fırsat bulur bulmaz aralarından numara veren bazılarını seçerek onları telefonla arıyorum. Hem onlar için hoş bir sürpriz oluyor, hem de ben okuyucumla "karşıkarşıya" duygusunu yaşıyorum.
Şimdi biriken maillerimden yazmak üzere ayırdığım birinin isteğini cevaplayacağım. Bir kadın okurumdan geliyor. Daha önce de kadın okurlarımdan şikâyetler aldığım bir konu olduğu için onun mektubunu seçtim. "Eşinin tepkisinden korkması" nedeniyle ismini vermiyorum.
Erkeklerin "bayiler toplantısı"
Konu: Sadece erkek firma temsilcilerinin, bayi temsilcilerinin katıldığı "bayiler toplantısı"... Bakın ne diyor:
"Sayın Ruhat Mengi,
Çok uzun zamandır köşe yazılarınızı okuyor, televizyon programlarına katıldığınızda da sizi ilgiyle izliyorum. Şu an size oğlumun vasıtasıyla ulaşıyorum. Beni uzun zamandır rahatsız eden bir konuda acil yardımınızı istiyorum.
Bitmek tükenmek bilmeyen, şu bayiler toplantısı adı altında yapılan ve asıl amacının (öfkeyle biraz abartılı bir amaç yazılmış)... Sunarak erkekleri bir şekilde ödüllendiren bu gezilerden büyük üzüntü duyuyorum."
Daha sonra eşinin yurt dışındaki toplantılar sırasında izlediği "sınır tanımayan şovları" dönüşünde anlattığını, geçen yıl yine böyle bir geziye kendisinin itirazlarına rağmen gittiğini, bu nedenle o günden beri psikolog yardımı ve antidepresan almak zorunda kaldığını anlatıyor.
Eşi yakında Antalya'da bir bayi toplantısına gideceği için şimdiden duyduğu huzursuzluğu da İsrarla vurgulamayı unutmamış.
Mektup "lütfen buna son vermek için elinizden geleni yapın" sözleriyle bitiyor.
Şimdi lütfen erkekler önce ellerini vicdanlarına, sonra da kendilerini bu kadınların yerine koysunlar. Kadınların çoğu "ev kadını", yani bir nedenle çalışmamak zorunda bırakılmış; ya okutulmamış, ya çalışmasına izin verilmemiş veya çocuklarına bakmak zorunda kalmış. Açıkçası maddi güç ve ona bağlı olarak her güç erkeğin elinde.
Sonra ortaya erkek erkeğe başka şehirlerde veya yurt dışında birkaç gün süreyle yapılan bu toplantılar çıkıyor. Erkeklerin konuşup, söyleşip gönlünce eğlendiği, kadınların ise evde çile doldurarak kocalarının dönüşünü beklediği, dönüşte de eğlence hikâyelerinin (kimbilir belki sadece duyabileceği kadarını) dinlediği "bayi toplantıları..."
Kadınların yerinde erkekler olsa ne hissederlerdi? Bu, haksızlığın ta kendisi değil midir? (Yarın "bayiler toplantısı"na devam edeceğim.)
"Haftalık" ve saklanan mektuplar!
Yazarlar ve odaları"... Haftalık dergisi, 2. yıldönümü nedeniyle çıkardığı 504 sayfalık özel sayısında "Çalışma Köşesi" başlığıyla köşe yazarlarının odalarını vermiş
Haberin Devamı

