Hacıyatmaz gibi siyasetçiler

Arı Hareketi’nin Kurucu Başkanı Kemal Köprülü bir süre önce ABD’de Eski Başkan Clinton’ın konuşmacı olduğu bir toplantıya Türkiye’den davetli üç kişiden biri olarak katılmış, dönüşünde de bana izlenimlerini aktarmıştı

Haberin Devamı

Arı Hareketi’nin Kurucu Başkanı Kemal Köprülü bir süre önce ABD’de Eski Başkan Clinton’ın konuşmacı olduğu bir toplantıya Türkiye’den davetli üç kişiden biri olarak katılmış, dönüşünde de bana izlenimlerini aktarmıştı.

Bunlar arasında benim sizinle de paylaşmak istediğim önemli şeyler vardı ama bugün, yarın derken, araya gündemin atlanamayacak konuları girdi ve bir türlü yazamadım.

Kemal Köprülü sık sık Amerika’ya gidiyor ve orada siyasetteki gelişmeleri izliyor. Son seyahatinde ve o toplantıda dikkatini en çok eski liderlerin, bakanların sivil toplum için yaptıkları gönüllü çalışmalar çekmişti.

Clinton da dahil olmak üzere bu eski siyasetçiler gerekli konulara el atıyor ve hem sivil toplum kuruluşlarına ilgiyi arttırıyor, hem de onlar için tahminlerin üstünde büyük yardımlar topluyorlardı. Bunlar arasında Al Gore (çevre örgütlerine yardım ediyor), Madeleine Albright (güvenlik ve savunma konularında çalışıyor) gibi isimler vardı.

Bill Clinton da sadece o toplantıda, 2,5 gün sürede 7.3 milyar dolar toplamıştı. Dile kolay, 7.3 milyar dolar!

Türkiye’de ise böyle bir gayret asla göremezsiniz, bizde eski siyasetçileri kırpıp kırpıp “yeni siyasetçi” elde ediyorlar. Onlar Hacıyatmaz gibi yere yapışsalar bile “hoop” geri kalkıveriyorlar ve tam kurtulduğunuzu zannederken bir bakıyorsunuz yine sahnedeler.

Buyrun mesela Korkut Özal’dan kurtulabiliyor musunuz? Haaayıır, kurtulamazsınız. Sanki geçmişte pek yararlı işler başarmış gibi bir süre susar sonra yeniden akıl vermeye başlar.

Kimsede akıl yok, bir onlarda var ya, kullanılsın bir kenarda beklemesin istiyorlar. Memleketin başında kendileri gibi peynir gemisinin lâfla yürüyeceğini sanan insan sayısı yetmezmiş gibi bize zaten halihazırda fazlasıyla fazla gelen, her kelâmlarından birkaç köşe yazısı üretebileceğiniz bu adamların yanına bir de “zamanı geçmiş”lerin, zamanında içimizi yeterince baymışların kelâmı ekleniyor.

DERİNDEN DAHA DERİN!
Ne demiş hazretleri; Erdoğan’a derin yerler suikast yapabilirmiş, onu iyi korumak lâzımmış. Olur, zaten yüzlerce polis, bilmem kaç zırhlı makam aracı ve uçakla, geçtikleri geçecekleri yollar kapatılarak az korunuyorlardı, şimdi bütün polis teşkilatını kafasına yığarlar.

Kendisinin aklı fazla, geriye kalanlar enayi ya söylediklerinin arkasında ne olduğunu kimse çakmayacak. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasına sanki sadece “derin yerler” karşı çıkıyormuş gibi bir hava yaratmak, ortada bir baskı varmış gibi onu mağdur pozisyonuna sokmak ve elinden gelen desteği vermek istediğini kimse anlamayacak.

O zaman Korkut Özal da bir kamuoyu araştırması yaptırsın da görsün bakalım halkın yüzde kaçı bu adaylığı istiyor. Son zamanlarda yapılan her araştırma çoğunluğun istemediğini ortaya koydu.

Aynı araştırmalar yine çoğunluğun cumhurbaşkanı seçiminden çok “aş ve iş”le ilgilendiğini ve bunları istediğini de.

Onun için bıraksınlar bu ayakları, koktu artık.

Milletin çoğunluğu aç ve işsiz. Memlekette can güvenliği sıfırlanmış. Başı olduğu Hükümet’in icraatlarından memnun değilken, bir de cumhurbaşkanlığına çıkmasına tepkide bunun da rolü yok mu acaba?

Artık her olayın ve hatta suikastların arkasında bile söz ettikleri “derin”den daha derin başka nedenler aranıyor, kimse görünene, parmakla işaret edilene inanmıyor, onu da bilmiş olsunlar!

*****

Cumhuriyet’e cumhuriyet sahip çıksın!
Dün Tayfun Devecioğlu yazdı: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı “Cumhuriyet’e sahip çıkma koalisyonu” önermiş.

Bir yanlış da burada... Mevcut durumda zaten sağduyusu olan herkes Erdoğan’ın aday olmamasının daha doğru olacağı görüşünde. Aslına bakarsanız bunu kendisi de biliyor. Siyasi ve ekonomik istikrarın etkileneceğini de bildiği için aday olacağını söylemek için son günü bekliyor.

Her şeyden önce hakkında dokunulmazlığı nedeniyle bekleyen yolsuzluk dosyası bulunan birinin cumhurbaşkanı olmaya kalkması görülmemiş bir durumdur. Ayrıca ısrar ettiği takdirde bundan sonra Meclis’te çoğunluğu ele geçiren her partinin genel başkanının o mevkiye aday olması da kaçınılmaz olacaktır.

CHP’ye gelince. Olayların demokratik sınırlar içinde doğal gelişimini “Cumhuriyet’e sahip çıkma koalisyonu”na çevirmeye çalışmaları son derece gereksiz ve bir kez daha “mağdur ve sırf bu nedenle mağdura ilgi” yaratacak bir çabadır.

CHP eğer Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsa elinde topluca istifa ederek “sine-i millete” gitme imkânı var, bunu kullansın.

Bıraksınlar Cumhuriyet’e ona inanan ve geleceğe önem veren insanlar sahip çıksın.

Bu ülke ne seçimler, ne sonuçlar görmüş, bu millet kendisine ayrıcalık, özgürlük sağlayan Cumhuriyet’i korumayı her zaman başarmıştır. Demokrasiyi zorlamaya, panik yaratmaya gerek yok!

DİĞER YENİ YAZILAR