Dün Show TV’de yayınlanan “Güzel ve Dâhi” isimli programın kadın izleyici ve kadın örgütleri üzerinde nasıl şok etkisi yaptığından söz etmiştim.
Türkiye’de bilgisayar, bilim, genel kültür alanlarında donanımlı “en az genç erkek sayısı kadar” genç kız bulunmasına rağmen bu program nedense her konuda alabildiğine cahil; Semra Özal, Pavarotti veya Kenan Evren’i bile tanımayan, üstelik çekim yapıldığını bilmesine rağmen erkeklerden tüyo almaya çalışacak kadar da “saf” kızları bulmuş.
Zira formata göre kızlar sadece “güzel, alışveriş ve modaya meraklı” velâkin aptal olmak zorunda... Erkekler ise bilime, bilgisayara meraklı “dâhiler”... Yani her konuyu bilen zeki yaratıklar.
Soruları cevaplayamayan “seçilmiş” kızlar sonra da “nihayet uzman olduğumuz noktaya geldik” rahatlığı içinde aptal aptal masa üstünde kırıtacaklar. Daha sonra da aynı evin içinde yaşayarak erkeklerden “akıllı ve bilgili” olmayı öğrenirken onlara “kadınlara nasıl davranılması gerektiğini ve dans etmeyi” öğretecekler.
Bu programı izleyen çocuk yaştaki kızlar ise “Alfabe”den öğrendikleri “kadının işi ev ve çocuk bakımı, erkeğin ise dışarda çalışmak” şeklindeki müthiş bilgilere bir de kadının aptal ve güzel, erkeğin zeki ve bilgili (ya da onların dediği gibi dâhi) olması gerektiğini ekleyerek feyiz almış (!) olacaklar.
Bu kadar cinsiyet ayırımcılığı yapan, “kadın”ı bu kadar aşağılayıcı bir program ve böyle bir medya anlayışı olamaz. Doğrusu ben “Mymax”te yayınlanan yine Amerikalılara ait Bachelor (Bekâr) isimli programdan kötüsü olamaz diye düşünüyordum, yanılmışım. “Güzel ve Dâhi” herhalde bu konuda birinciliği alır. Bu programı beğenerek yayınlayanlara Türkiye’de “güzel ve dâhi” çok sayıda genç kız ve kadının bulunduğunu, zekânın, bilimin, kültürün erkek tekelinde olmadığını hatırlatıyor, RTÜK’ü de dikkatle izlemeye davet ediyorum.
“MEDİZ” ise SHOW TV’ye kısa süre önce imzaladığı “Yayıncılık Etik İlkeleri”ni hatırlatıyor.
“Yayınlarında ırk, renk, dil, din ve cinsiyet ayırımcılığına yer vermeyecek”lerini...
Herhalde “anlayabilecek”lerdir!
Hangi babayiğit anketi doğru cevaplayabilir?
Oylarınızı seçim anketlerinin etkisinde kalmadan verin’ demiştim dün... Meğer anketlere ne çok kızan varmış!
Gelen telefon ve ‘mail’leri tek tek cevaplamam mümkün olamıyor, bu nedenle okumadığımı zanneden okurlarımız da var ama yanlış, hepsini okuyorum.
Öncelikle, ben bunu söylerken VATAN’ın anket yayımlamasının nedenini soranlara cevap vereyim. Gazetelerin hemen hepsi zaman zaman seçim anketi veriyorlar, VATAN da veriyor. Benim yazdıklarım ise bu konuda (ve her konuda) sadece kendi görüşlerimi içeriyor.
Anketlerin tarafsız yapıldığına veya her zaman cevaplayanların gerçek tercihini yansıttığına ben inanmıyorum. İsteyen inanabilir.
Neden inanmadığımı dün gelen iki mektup biraz açıklıyor. Ben bu anketleri yapan kuruluşlar kimlere aittir, hepsini bilmiyorum. Ama bildiklerim ve duyduklarım bana yetiyor. Okurumuz Cihangir Gözükızıl ise şöyle yazmış:
“Sayın Mengi,
Anket şirketleri ile partiler arasındaki ilişkilerin yıllar sonra ortaya çıktığını yazıyorsunuz ama partiler bile bunları saklamıyor artık.
Örnek verecek olursak GENAR, ANAR, Pollmark gibi araştırma şirketlerinin hepsi AKP’ye yakın isimler tarafından kurulmuş (...) Hepsinde ortak sonuç: AKP yeniden iktidar”... (Bu ihtimal gerçekleşebilir de. Ama baskı kabul edilemez. R.M)
TATVAN’a sürülmez mi?
Çanakkale’den yazan Aydoğan Ünver isimli okurumuz ise “işyerine gelen anketörler”i anlatıyor.
Geçen seçimde kime oy verdiğini, bu seçimde hangi partiyi tercih edeceğini soran anketörler en sonunda da “adını, soyadını, telefon numarasını” yazmışlar. Aydoğan bey diyor ki:
“Şimdi şöyle bir düşünelim. Bir kamu görevlisi ya da yakınları kamu hizmetinde çalışanlar bu anketi cevaplasa ve AKP’ye oy vermediğini veya vermeyeceğini söylese soluğu VAN’da ya da TATVAN’da almaz mı?
Aynı şekilde, çocukları iş bekleyen bir anne baba çocuklarının geleceğini riske atarak gerçeği söyleyebilir mi?”
Aydoğan Ünver mektubunu “Bu koşullarda yapılan anketleri yayınlayan medyaya kızarak” bitiriyor.
Daha ortada seçim ihtimali bile yokken ilkokul öğrencilerini okullarından alıp mitinge götüren bir partinin seçim propagandası sürecinde neler yapabileceğini tahmin eden edecektir.
Ben sadece dikkatli olmanızı ve etki altında kalmamanızı öneriyorum.

