Güzel Sinem’in de hayalleri bitti!

Haberin Devamı

Aslına bakarsanız bence son haftanın en önemli ve üzerinde durulması gereken olayı buydu. Aynen yılbaşı gecesi Altunizade’de ölen üniversiteli genç kızın olayına benziyor... Onun da karşısına “trafik canavarı” aynı yerde çıkmış, bindiği taksiye çarparak ölümüne neden olmuş, alkollü olduğundan şüphelenilen kamyon sürücüsü kaçmış ve ertesi gün ortaya çıkmıştı.

Moda tasarımcısı Sinem Yalçın’ın hayatını kaybettiği olayda da sürücünün arkadaşları alkol aldıklarını söylüyor ve o yine kaçıp ertesi gün teslim oluyor. Doğal olarak da her buna benzer kazada “çarpan taraf”ın masumiyetini (!) belirtecek bir açıklama mevcut...

Hep birileri sıkıştırıyor ve sürücü kontrolü kaybediyor. Bu olayda kazayı yapan Faruk Kalkavan da öğrenci... Kendisi gibi genç bir insanın hayatına son vermiş olmak aslında ona da yaşamı boyunca rahat, huzur vermeyecek, nereye gitse aklından çıkmayacak, bu kesin... Aslında düşünen herkes henüz kendisi de hata yapabilecek yaşta olan bu gence de üzülecektir.

Ama sonuçta Sinem, o dünya güzeli kız hayatının baharında, tam da yaşamı boyunca süren eğitiminin meyvelerini almaya başlayacağı sırada o gelecekten koparıldı. Üstelik çok ama çok feci bir şekilde kaybedildi.

Duyduğum, okuduğum andan bu yana aklımdan çıkmıyor, Allah “en büyük acı”ya katlanmak zorunda bırakılan annesine, babasına dayanma gücü versin...

Faruk Kalkavan “Biri sıkıştırdı, emniyet şeridine geçerek çarptım” diyor ama hem alkollü, hem de çok süratli imiş. Bu “kaza” denemeyecek olayların “giderek artmasının nedeni” iyice düşünülerek sorgulanmalı.

(Trafik konusuna devam edeceğim.)

*****


28 Şubat ve bugün... Benzerlikler!

Zaten son iki yıldır gündemimiz en fazla 2 hafta türbansız kalabiliyor (ki o da maalesef terör saldırısı gibi nedenlerle) ama bu kez tam türbana kilitlendik.

Bütün gazete ve TV’lerin ana haberi türban... Başbakan Erdoğan türban dedi, Baykal türban dedi, Bahçeli türban dedi, Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya da hepsine karşılık yine “parti kapatma”yı çağrıştıracak bir “sorumluluk siyasi partilerindir” açıklaması yapınca tek konu kaçınılmaz şekilde türban oldu.

YÖK’te yapılacak rektörler toplantısının “olumsuz hava koşulları” nedeniyle ertelenmesini de unutmayalım... Hava koşulları (!) gerçekten olumsuz, haksız değiller yani...

Gündemin tepesinde bu konu olunca ve tabii konu toplumun geleceğini ciddi şekilde etkileyecek duruma gelince bize de onu tartışmak ve anlayabildiğimiz kadar anlamak düşüyor.

Yargıtay Başsavcısı’nın verdiği mesajı hukukçular nasıl yorumluyor?

Yine, bir kez daha ortaya çıkan “Hükümet-yargı-üniversiteli” gerginliği nereye varacak?

Türkiye yine bir yol ayrımında mı?

Seçimi kazandığı 22 Temmuz akşamından başlayarak “uzlaşma arayacağız, herkesi kucaklayacağız” diyen Başbakan şimdi neden dayatma yoluna gidiyor?

Bugünün gündemiyle Erbakan-Çiller dönemi arasında benzerlik var mı?

Pazar günü “Her Açıdan”da bunlara ve daha birçok konuya cevap arayacağız...

Ünlü tiyatro sanatçımız Müjdat Gezen’in tiyatrosunda şu sıralarda “Hababam Sınıfı”nın yeni versiyonu sahnelenmekte... Gezen “Hababam”ı neden ve nasıl değiştirdi, bunu da onun ağzından dinleyeceğiz.

Programın bu haftaki konukları, iki gazeteci-yazar: Mehmet Metiner, Nazlı Ilıcak, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum ve Müjdat Gezen olacaklar.

Nazlı Ilıcak’ın Dubai anılarından da bahsedeceğimiz ve benim ona Dubai ile ilgili yazısından sonra bu köşede sorduğum soruyu da soracağım Her Açıdan Pazar, saat 12.10’da STAR’da. Her zamanki gibi zevkle izleyeceğinize eminim, kaçırmayın.

DİĞER YENİ YAZILAR