Müzik ruhun gıdasıdır" demiş atalarımız, çok doğru bir söz. Ama bizde artık öyle şarkılar çıkmaya başladı, her şarkı söyleyen de kendini öyle sanatçı sanmaya başladı ki bırakın gıdayı insan sürekli dinlese ülser olur.
Zaten bu şarkıcı, sanatçı yarışmaları da sürerse yakında "Sanatçı(!) olmayanlar" parmakla sayılır hale gelecekler.
Geçen hafta bu yarışmalardan birinde Barış Manço'nun muhteşem bir şarkısını rezil etmekle meşguldü bir yarışmacı. Herkes herkesi beğendiği gibi onu da pek bir beğendikleri için ismini vermiyorum. Ama Barış'ın yakın bir arkadaşı olarak "Keşke iyi söylemeyenler hiç değilse saygı gösterip onun şarkılarına ilişmeseler" demeden de duramıyorum.
Hayatta olsa izin vermezdi herhalde şarkılarının bu hale getirilmesine. Öte yanda gerçek sanatçılar ile güzel ve özgün şarkıları da yüzlerce, binlerce sanatçı ve şarkı arasından sıyrılıveriyor ve ruhumuza gıda sunuyor.
İşte Yalın'ın CD'sindeki şarkılar. Hepsi birbirinden güzel, onun için biz gençler ona bayılıyoruz (di mi arkadaşlar), dinlemeye doyamıyoruz. Bir eleştiri yapacağım sevgili Yalın'a; "Aşkta telâfi olmaz" doğru değil. Ortada fahiş bir hata yoksa ve aşk da "gerçek aşk"sa her zaman telâfi mümkündür.
Ve Nazan Öncel'in "Hay Hay"ı... İnanılmaz güzel! Bin kere dinlesem duyamadığım gibi söylemeye de doyamıyorum. Üstelik bu söyleme, Tarkan'ın aradaki dansları bile unutulmadan, tastamam yapılıyor. İşte ben Nazan gibi, Yalın gibi gerçek sanatçılara bayılıyorum.
''Great man'' ve halı!
Başkan Bush'un Amerika'da Başbakan Tayyip Erdoğan'la karşılaştığında el sıkışırken çekilen bir fotoğrafın altına şöyle yazılmıştı;
"Başkan Bush Erdoğan'a 'You are a great man' dedi..." Çevirelim; "Sen büyük adamsın"...
Aslında yabancıların bu "great" sözcüğünü; "You are great" veya "You look great" olarak kullandığını bilmekle birlikte 'Herhalde Tayyip Bey ve yanındakiler yanlış anlamış değillerdir. Belki de gerçekten onun 'büyük bir adam' olduğunu düşündüğü için söylemiştir' dedim kendi kendime...
Gel gör ki o zaman da şu muzır düşünce geliverdi aklıma; Tayyip Bey keşke o lâfın üstüne hemen soruverseydi;
"Madem ki büyük adamım nerede benim kırmızı halım?"
Bizde aynısını yapalım!
Türkiye'de protokol kurallarına göre hemen bütün yabancı devlet başkanlarının karşılama törenlerinde kırmızı halı seriliyormuş. Bugüne kadar uygulama böyle olsa bile, neden bundan sonrası yeniden düşünülmesin?
Örneğin bütün G-8 ülkelerinin liderlerini kırmızı halıyla karşılayan ama bizim başbakanımıza (Arap ülkeleriyle birlikte) halı sermeyen Amerika'ya neden biz de aynı cevabı vermeyelim. Türkiye'nin gururunu kıran, bir anlamda basbayağı aşağılayan Amerika'ya bu cevabın mutlaka verilmesi gerektiğine inanıyorum.
İki gün için "yolmayın"!
Nato Zirvesi için İstanbul'a gelecek olan ülkelerin temsilcilerine görmeleri, ziyaret etmeleri gereken yerlerin listesi veriliyormuş. Bunlar arasında Kapalıçarşı, Ortaköy Pazarı, Çiçek Pasajı ve başka bazı restoranlar da var. Bizde esnaf genellikle (hepiniz alınmayın, genellikle diyorum, istisnaları kastetmiyorum) turistleri "yolunacak kaz" olarak görme alışkanlığındadır. Hele bazı balık restoranlarında minyatür meze tabaklarıyla gelen yiyecekler için istenen fiyatlar yerli müşteriyi bile şaşkına çevirir.
Bence Nato Zirvesi, tabii ziyaretçiler güvenlik nedeniyle otellerine tıkılıp kalmazlarsa turistik açıdan da fikir vermek için iyi bir fırsat. Onları yolmaya kalkacağımıza uygun fiyatlarla en güzel ürünlerimizi ve mekânlarımızı tanıtabilirsek bizim için iyi olur. Ne dersiniz?
Yılın fıkrası!
VATAN'dan, arkadaşımız Aşkın Arslan "Yılın Fıkrası" diyerek göndermiş. Ben de bir Pazar fıkrası olarak sizinle paylaşıyorum...
Yönetimi ele geçiren Başkan Bush buyurmuş; 'Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle Başkanlık'ın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.'
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş;
'Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkasına zamk sürmediniz mi?'..
'Sürdük efendim' demiş yetkili ve eklemiş; 'Yapamamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi!..'
Güzel şarkılar nasıl da fark ediliyor!
Müzik ruhun gıdasıdır" demiş atalarımız, çok doğru bir söz. Ama bizde artık öyle şarkılar çıkmaya başladı, her şarkı söyleyen de kendini öyle sanatçı sanmaya başladı ki bırakın gıdayı insan sürekli dinlese ülser olur
Haberin Devamı

