Kısa bir süre önce Kadıköy Kadın Konseyi beni arayarak ziyaret etmek istediklerini bildirdi. 24 Mart Cumartesi günü gazetede buluşmak üzere sözleştik.
Ben iki-üç kişi geleceklerini zannederken gazeteden telefon geldi; “Ziyaretçileriniz o kadar kalabalık ki onları toplantı salonuna aldık”... Yaklaşık 30 kadın kuruluşunun temsilcisi randevu saatinden de önce gelmişler, telaşla onlara yetiştim ve bir saat kadar sohbet ettik.
Şaşırtan, mutlu eden, onurlandıran bir ziyaretti. Kadıköy Kadın Konseyi adı altında toplanan; Çağdaş Eğitim Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Emekli Subay Eşleri Derneği, Kadıköy Kadın Platformu, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KADER), Kadın İş Gücünü Destekleme Derneği, Türk Anneler Derneği Kadıköy Şubesi, Türk Kadınlar Birliği, Türkiye Sakatlar Derneği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye Yardımseverler Derneği ve hepsini (maalesef) sayamayacağım birçok derneğin temsilcisi olan hanımlar bana “kadınlara tecavüzle ilgili yasa tasarısı hakkında yazdığım yazılar nedeniyle açılan davada destek vermek istediklerini bildirmek üzere” gelmişlerdi.
Bunun için Kadıköy Kadın Konseyi’nde alınan kararı bana ilettiler. Dikkatle izleyenler hatırlayacaklardır, bu derneklerin hemen hepsi Türk Ceza Kanunu eski tasarısı açıklandığında yazdığım tepki yazıları nedeniyle iki hukukçu profesörün açtığı davalarda zaten ellerinden geleni baştan beri yapmışlardı.
Adliye koridorlarını doldurarak, mektuplarıyla ve bazıları verdikleri ödüllerle her türlü desteği sağladılar, onlara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. (Ne acıdır ki Ekşi Sözlük sitesi bu içten desteği bile, dava açanların ağzıyla ve yanlış anlatmış.)
Adalet Bakanlığı Danışmanı Prof. Doğan Soyaslan’ın TV’de “Çekilin kadınların önünden, tecavüzcüleriyle evlensinler” şeklindeki konuşması üzerine yazdığım yazı nedeniyle açtığı, kaybettiğim takdirde ‘8 milyar’ın faiziyle 25 milyar TL ödemem gereken dava şu anda temyizde... Bu nedenle fazla açıklama yapmayacağım. Ama 27 kadın kuruluşunun bana ortaklaşa verdikleri yazılı açıklamayı sizinle paylaşmak istiyorum.
YANINDAYIZ
“Kadıköy Kadın Konseyi olarak, çağdışı ve insanlık dışı saldırılara karşı Türk Kadını’nın onurunu ve saygınlığını savunmayı ilke edinen değerli kadın gazeteci yazar Sayın Ruhat Mengi’nin yanında olduğumuzu duyururuz.
Mustafa Kemal cumhuriyetinin, laik, demokratik devrimci kadınlarının simgelerinden biri olarak nitelediğimiz Ruhat Mengi’nin bu haklı savaşımında başarılı olacağına yürekten inanıyoruz.
Tüm toplumumuzu, kadınlarımızın iffeti, namusu, özgürlüğü doğrultusunda el ele, yürek yüreğe bu savaşımda yer almaya, duyarlılığını sürdürmeye ve gerçek bir çağdaş kadın kimliği için bütünleşmeye çağırıyoruz.
Kadıköy Kadın Konseyi
24.03.2007”
Çok gurur verici bir destek ve desteğe çağrı yazısı değil mi? En azından bütün meslek yaşamını ilk günden başlayarak, öncelikle kadın haklarını savunmaya adamış bir yazar için büyük mutluluk.
Son paragrafta da çok haklılar. Doğrusu bu gayretle geçen yıllar içinde kadınlara yapılan haksızlıklara karşı çıkarken kendimi fazlasıyla yalnız hissettiğim zamanlar oldu. Toplumun da, diğer gazetecilerin de katılımını bekliyor insan ve bazen bakıyorsunuz kimsecikler yok.
Sanki bu olayları bir tek ben görüp rahatsız oluyormuşum gibi...
Her neyse, Kadıköy Kadın Konseyi’ne sonsuz teşekkürler. Bu davalar açıldığı zaman “Eğer o tasarıya dikkati çeker ve değişmesini sağlarsak bu yolda mağlup bile galip sayılır” demiştim. Tasarı tümüyle değişti. Şimdi hazırlayan (ADALET BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ) isterse bana açtığı davaların birini kazansın. Asıl davayı ve diğerlerini kaybetti, mesele budur!
Gurur veren dayanışma!
Kısa bir süre önce Kadıköy Kadın Konseyi beni arayarak ziyaret etmek istediklerini bildirdi. 24 Mart Cumartesi günü gazetede buluşmak üzere sözleştik
Haberin Devamı

