Gürtuna, Gül ve türban!

Haberin Devamı

Enteresan haberler duyuyoruz bir süredir... Önce Abdullah Gül “eğer Köşk’e çıkarlarsa” eşinin daha modern bir baş bağlama stilini tercih edeceği şeklinde bazı açıklamalar yaptı.

Sonra Ali Müfit Gürtuna’nın eşi Belediye Başkanlığı öncesinde ve sonrasında sımsıkı bağladığı türbanını yavaş yavaş çıkardı, çıkarmakla kalmadı makyajıyla, giyimiyle, “açıktaki ziynetleriyle” en modern tarzı seçti.

Ve sonunda Abdullah Gül’ün kızı perukla bitirdiği üniversitenin mezuniyet gününde ortaya yine türbanla çıktı.

Yanlış anlamaya hazır bekleyenler olduğunu bildiğim için önce tekrarlayayım ki hiç kimsenin özel alanı içinde yaptıkları, yaşam ve tercihleri, din kurallarını nasıl algıladığı ve uyguladığı bizi ilgilendirmez. Din, ibadet “Allah’la kul arasında” olduğuna göre başkalarını da ilgilendirmez. Olsa olsa işin “samimiyet” kısmıyla ilgilenebiliriz.

Diyanet İşleri İslam’ın 5 şartından biri olan namaz konusu ile “başörtüsü”nün aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini açıklıyor.

Bunun nedeni “namaz”ın “olmazsa olmaz” bir emir, bir şart oluşudur. “Örtülerini yakalarının üstüne indirsinler” şeklinde anlatılan (ve aslında “saç” ve “baş”tan hiç söz edilmeyen) örtünme ise “onlar için daha iyidir” veya “daha hayırlıdır” şeklinde bir tavsiye olarak Kur’an’da yer almaktadır.

Ama bunu da “dinin emri” olarak algılayıp takanlar olabilir tabii. Peki o zaman bu nasıl bir din emri ki mevkiye göre anında değişebiliyor?

Siyasi konumda, Dışişleri Bakanlığı’nda Arap usulü bağlanan türban, siyasi gömleğin çıkarılacağı Cumhurbaşkanlığı’nda modernleşebiliyor?

Önce Türkiye’yi türban nedeniyle AIHM’ye şikayet eden biri istediğinde (yakaların üstüne inmesi gereken) türbana şekil değiştirtebiliyor?

Veya eşi Belediye Başkanı iken sımsıkı bağlanıp sonra çıkarılabiliyor?

Son olarak Fas’ta açık örneği görüldüğü gibi “okullarda öğrenci ve öğretmenlere türban (veya bir başka dini simge) baskısını önlemek üzere” ve laikliğin gereği olarak konmuş bir kurala okul süresince uyulabiliyorsa “bir gün daha” beklenememesi nasıl açıklanabilir?

Galiba bunları Gürtuna’nın “Eşim türbanı çıkardı ama davaya ihanet psikolojisi yok” sözleri ciddi ölçüde açıklıyor.

Röportajı ben yapıyor olsaydım “hangi dava”dan söz ettiğini Sayın Gürtuna’ya sorardım.

Türban bazıları tarafından “siyasi bir davanın gereği olarak” mı takılmaktadır ki çıkarıldığında davaya ihanet duygusu olsun?

Ne olabilir bu “siyasi dava” onu da hep birlikte düşünelim bence!

*****

Bush ne demiş, ne demiş?

Amerika devreye girmiş; Başkan Bush, Mesut Barzani’yi aramış ve;

“Teröre karşı verilen mücadelede birlikte hareket ederek ikili ilişkilerimizi sürdüreceğiz” demiş.

Barzani’nin Bush’a defalarca teşekkür etmesine şaşmamak lâzım, ABD Başkanı iyi niyetli olsaydı bu sözleri Barzani’ye değil bize söylemesi gerekirdi. Ona ise “Kendinize gelin, terör örgütünü orada çalıştırıp, yetiştirip, bizim verdiğimiz silahlarla, bombalarla donatıp Türkiye’ye göndermeyin, yoksa sizi biz bile kurtaramayız” demeliydi.

Ama kendisi terör örgütüne havadan erzak desteği verirken bunu söylemesi biraz güç tabii.

Önceleri Amerikalı ve İngilizlerin “Bush’un zekâsı” ile alenen alay ettikleri kitaplar, karikatürler bana çok acımasız geliyordu ama şimdi destekliyorum. Daha fazlasını hak ediyor bu adam!

DİĞER YENİ YAZILAR