Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref kısa süre önce Türkiye'ye geldiğinde şu açıklamayı yapmıştı:
"Biz Pakistan'da kadının yerel politikada, sosyal ve ekonomik faaliyetlerde, ulusal seviyede parlamentoda yer alması için bilinçli ve yoğun bir çaba gösteriyoruz. Parlamentomuzda kadınlara ayrılan koltuk sayısının 60'a çıkarılması, bu yöndeki büyük bir adımdır."
Pakistan kadın milletvekili sayısını 60'a çıkarırken biz % 4'lük kadın oranıyla Bangladeş (9.1), Hindistan (9.0) ve Irak'ın (7.6) bile arkasında, ancak birkaç arap ülkesinin önündeyiz.
Ve Perşembe akşamı bir TV programında konuşan AKP'li kadın milletvekilleri olanca güleryüzlü hallerini takınarak kalıplaşmış erkek sloganını tekrarladılar;
"Tenkit, eleştiri kolay, kimse elini taşın altına koymuyor. Özellikle entellektüel kesim!"
550 kişilik Meclis'e, bugüne kadar adaylığını koyan kadınların onda birinin dahi giremediğini, kadın adayların en entellektüelinin 15. sıralara konduğunu, hemen bütün partilerde liste başlarına (en az yüzde doksan beşine) erkek adayların yerleştirildiğini söylemiyorlar da sloganlarla sempati gösterisi yapıyorlar. Daha önce "kadınlara
kota konmalı" dendiğinde "kota eşitliğe aykırıdır" teranesiyle anlamsız gösteriler yapanlar gibi...
Türkiye'de bugüne kadar kadın davalarındaki kayıpların bir nedeni de Meclis'e girmeyi başaran kadınların, erkek söylemlerini ve fikirlerini benimsemesidir. Erkek milletvekillerinin kadınlarla ilgili sorunlan ciddiye almadıklan, alan birkaç kadının ise etrafını çevirip "Burak bacım bu işlerle uğraşmayı, şimdi bütün Meclis'i karşına alacaksın" gibi sözlerle etkileyerek vazgeçirdiklerini bizzat kadın vekillerin kendilerinden defalarca dinledim.
Bu nedenle Medeni Kanun değişikliği bile MHP'li, SP'li erkek milletvekillerinin isteği doğrultusunda çıkmış, etkili olabilecek kaç kadın milletvekili onların ağzıyla konuşmuştur.
Şimdi aynı konuyu, Medeni Kanun'da yapılan hatayı Adalet Bakanı Aysel Çelikel TCK'da kadınlar aleyhine olan maddelerle birlikte yeniden gündeme getiriyor. Bence, bunu birinin mutlaka yapma-j sı gerektiğini iyi bildiği için hükümet ; değişmeden bu gayreti gösteriyor. i Hatırlayacaksınız, Medeni Kanun değişikliğinde "Yasal Mal Rejimi" ile ilgili madde, son anda Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün de "Bu halini kabul etmezsek hiç değiştiremeyeceğiz" diyerek geri adım atmasıyla mantığa ve uluslararası normlara, anlaşmalara aykırı şekilde çıkarılmıştı. Erkek milletvekilleri, çıkan yasa sırf "kendilerini de etkilemesin" telaşıyla kanunu mevcuda değil (17 milyon evli çifte değil) geleceğe uygulanacak şekilde Meclis'ten geçirmişlerdi.
En başarılı hukukçuları şaşkınlığa, kararsızlığa düşüren bu yasanın tekrar değişmesi, adalete, eşitliğe, insan haklarına uygun ve diğer ülkelere benzer hale gelmesi Meclis'teki iki partinin ve özellikle kadın milletvekillerinin ellerini taşın altına sokmasıyla, bu dönemde mümkün olabilir.
Bugünkü toplantıda neler konuşulduğunu da yarın anlatacağım.
Nerede kaldı şeffaflık?
Kiminle karşılassam, konuşsam söz dönüyor dolaşıyor Meclis'teki gizli oy meselesine geliyor. Hani bu yeni hükümet en adil, en dürüst, en uzlaşmacı, en, en, en... çözüm bulucu hükümet ya, buna da mutlaka çözüm bulmalı diyorlar.
"Anayasa değişiklikleri ve tüm oylamalarda kimin ne oy verdiğini görelim"...
"Bu yasalar millet için, milletin seçtiği vekil-
ler tarafından yapılıyorsa hangi vekilin ne yaptığını görmek de milletin hakkıdır"... Diyorlar.
"Bizden başka hiçbir medeni ülkede, hiçbir demokraside böyle acayip uygulama yok. Kimse kaçak güreşmiyor, herkes oyunun arkasında duruyor" diyorlar.
Meclis bu isteğe cevap vermek, gizli oylamayı kaldırmak zorundadır. Halk iradesi çok önemlidir, değil mi?
Güleryüzlü kadın milletvekillerimiz
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref kısa süre önce Türkiye'ye geldiğinde şu açıklamayı yapmıştı:
Haberin Devamı

