Ortada devamlı askerle uğraşan ve ona mutlaka bir şekilde “kendisini indirmek üzere darbe girişiminde bulunma” suçunu yapıştırmaya çalışan bir iktidar partisi var. Biz tekrarlamayalım, açıp Bülent Arınç’ın yerel seçim öncesi “İyi ki bu generallerle bir savaşa girmemişiz” sözünden başlayarak belge sayılmayan fotokopi ile ilgili tüm sözlerine, geceyarısı çıkardıkları ve önde gelen bütün hukukçuların da, AB’nin de tepkisi çeken yasaya ve onunla ilgili açıklamalarına, Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini, askeri yargının kararını taraflı gösteren konuşmalarına kendileri dikkatle baksınlar.
Orduyla resmen çatışmaya girdiklerini, hatta polisi de orduya rakip bir güç olarak sunduklarını unutturmaya ve hatta başkalarının üstüne yıkmaya çalışmazlar belki o zaman... Zira bütün olanlardan sonra Başbakan’ın (veya bir başka partilinin) çıkıp kendi yaptıklarını olduğu gibi, bunlara tepki gösteren ana muhalefet partisine mal etmesi gerçekten “güler misin, ağlar mısın” bir durum yaratıyor.
“Askerin üstünden elini çek, asker-polis üstünden bir ayrıştırma gayreti içine girme, yargıdan elini çek, sivil siyaset yap vs. vs...”
Bunların hepsi haklı olarak AKP’ye söylenen sözler ve zaten bir kısmı aynen Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ’un konuşmasında bile söylendi. (Sahi yeri gelmişken yargıdan elini çekmeyen kim?)
Peki bu yanıltmacaya ne gerek var? En azından iktidar olarak icraatlarının, söylemlerinin arkasında durmaları gerekmez mi? Böyle çocuk gibi başkasının üstüne atınca unutturmuş mu oluyorlar?
Türk milletinin hafızası zayıfsa, bir hafta öncesini hatırlamayacak kadar da zayıf değildir zahir!
*****
“TÜRKÂN SAYLAN’A HAKSIZLIK” BİR AÇIKLAMA!
ÇYDD’nin yeni başkanı Aysel Çelikel Milliyet Pazar’a verdiği röportajda “türbanlı öğrencilere burs” konusunda da açıklama yapmış ve:
“Ben türbanlı türbansız gibi bir ayırım kesinlikle yapmıyorum. Demokratik bakış açısı içinde olmalıyız, çalışkan bir öğrenciyse veririz” demiş.
Okuyan anında “Demek ki önceki başkan rahmetli Türkân Saylan ayırım yapıyordu, demokratik bakış açısı içinde değildi” sonucuna varıyor. Ve her ne kadar Prof. Çelikel bunu kasıtlı olarak, bu anlamda söylemiş olamaz ise de çıkan sonuç Türkân Saylan için yanlış ve haksız bir kanı oluşturuyor demektir.
Zira ÇYDD’nin daha önce türbanlı öğrenciye burs vermemesinin nedeni muhakkak ki “kişisel bir isteğe, ayırıma” dayanmıyordu. Türbanlı öğrencilerin okul ve üniversitede türbanla okuması devletin; laik rejim gereği olarak bu kurumlarda “kamusal alanda dini kıyafet yasağı” uygulamasına, bu kıyafetle eğitimin zaten mümkün olmamasına dayanıyordu.
Bazı siyasi partilerin ve medyanın bir kesiminin tekrarlayıp durduğu gibi bu yasağı ne ordu icat etmiştir ne de bir parti veya kesimin dayatmasıyla ortaya çıkmıştır, bu “devletin koyduğu bir kural” dır; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olduğu için de AİHM tarafından onaylanmaktadır.
Devlet kurumlarında dinin-inancın siyasi baskı (ve herhangi bir başka baskı) altında kalmaması ve devletin tarafsızlığının korunması için konmuş bir kuralın kişiden kişiye, özel isteklerle değişebileceği anlamı çıkarılan açıklama bu nedenle yanlıştır.
Aysel Çelikel bir düzeltmeyi her şeyden önce merhum Türkân Saylan’a borçludur kanımca!
*****
ÜZMEZ’E DE AYNI CEZAYI VERİN!
Antalya’nın Manavgat ilçesinde 14 yaşındaki öğrencisine 2 yıl boyunca “ders çalıştırma bahanesiyle” alıkoyarak tecavüz eden utanmaza, alçağa (öğretmen diyecek değilim ya) 52 yıl hapis cezası vermişler.
Bir de kameraya kaydettiği bu rezilliği kendi öz kızı görerek polise anlatmış. O çocuğun şokunu da düşünün, tecavüz mağduru çocukla birlikte...
Şimdi kendi kızını bu vahşinin hışmından korumak için de, onun gibi diğer rezillere-sapıklara ibret olsun diye de, adalet yerini bulsun diye de bu cezaya asla indirim yapmadan uygulanması gerekiyor. Zaten nesini indireceksiniz ki? “İyi hal” indirimi mi yapacaksınız; düpedüz sapık, toplum bunlardan korunmalı.
Hem ona hem de tıpatıp aynı cezanın Hüseyin Üzmez denen yaratığa uygulanması lâzım. Tecavüz ettiği çocuk ağır ruhsal travmayla hastanedeyken, bir ailenin hayatı toptan mahvolmuşken o neden halâ dışarıda; biri millete açıklasın.
O çocuk tecavüzcüsü serbest, dayanamayıp şemsiyesiyle vuran vicdanlı kadın “7 yıl hapis” istemiyle yargılanıyor. Buna adalet mi diyeceğiz yani?
Suçlara hak ettiği cezaları tereddütsüz (ve indirimsiz) vermeden suçun azaldığı hiçbir ülkede görülmemiştir!

