Görülmemiş bir yanlış!

Maaşallah öyle bir hükümetimiz var ki artık hiç "kılıf" sıkıntısı çekilmeyecek gibi görünüyor memlekette

Haberin Devamı

Maaşallah öyle bir hükümetimiz var ki artık hiç "kılıf" sıkıntısı çekilmeyecek gibi görünüyor memlekette.

Belediye Başkanlığı döneminden gelen ve önlerine dikilecek sorunlar mı var; acele bir yasa çıkarılır sorun ortadan kalkar.

Bakan beylerin kaçak villaları, Hazine'ye ait orman alanlarında arazileri mi var; şıpın işi bir yasa çıkarılır mesele hallediliverir. Devlet garantili Hazine bonoları, el konan bankalardaki mevduat hesapları mı ödenemiyor; Başbakan çıkar "Bize mi sordunuz paranızı yatırırken" der, problem bitiverir.

Kaynak sıkıntısı mı çekiyor yeni iktidar, ek vergiler ne güne duruyor? Söyleyiniz millet ne için vardır?

Hükümetin milletvekili aynı oylamada iki kez oy mu kullanır; Meclis Başkanı bizzat avukatlığı üstlenir ve "Hata olmuş, kasıt aramayın" der. Afedersiniz Türkiye demokratik bir yönetime geçmiş miydi, yoksa hâlâ Osmanlı Padişahlığı döneminde miyiz, biraz karıştırır oldum ben son zamanlarda... Demek ki demokrasi çoğunluğun baskısı anlamına da geliyor. Meclis'te (üstelik hatalı bir seçim sistemiyle, aslında çoğunluğun oyunu almadan) yeterli koltuk sayısını ele geçiren parti topluma istediği hapı gırtlağına basa basa yutturabiliyor. Kimsenin gıkı çıkamıyor, çıkanlan da zaten takmıyor.

Bazen merak ediyorum, nerede bu ülkenin sivil toplum kuruluşları? Bu kadar hukuk dışı oyunun oynandığı, toplumun alenen enayi yerine konduğu ve resmen zorla, baskıyla istenen sonuçların alındığı bir dönemde sesleri sedalan çıkmayacaksa ne zaman çıkacak acaba?

AKP milletvekili Zeynep Karahan Uslu, aynı oylamada iki kez oy kullanmasını önemsememiş. "Bir ara dışarı çıkmıştım, başka oylamaya geçildi sandım" demiş. Ohh, ne kolay açıklama. Karşısında da 70 milyon çocuk var zaten inanacak. Üstelik inanmasalar kim takar? Yargıya gitsinler isterlerse... Hanımların, beylerin dokunulmazlığı var; hesap vermezler. Eh, bir de Arınç gibi güvenilir biri kefil olunca... Daha ne istiyonuuz?

Böyle bir yanlış görülmemiştir ve başka bir ülkede asla kabul edilmez. Birçok batı ülkesinde bu tür hataların cezası vardır. Ülke yöneten insanlar böyle hata yapamazlar.

Bülent Arınç bir yandan olayı açığa çıkardığı için Hürriyet Gazetesi'ne teşekkür ederken, diğer yanda "Kasıt aramayın, aceleden hata olmuş" diyor. Hangi sözü samimi? Ve milletvekilinin ne acelesi var? Bu sorulan cevaplaması gerekiyor. Aksi takdirde kimseyi ciddiyetine inandıramaz.




Düşene gülünür mü?
Ben düşecek olsam kızlarım kesin gülerlerdi, hiç şüphem yok. Hele küçük kızım Yasemin'i kimse tutamaz. Düşünce kafamı patlatacak olsam dayanamaz güler o... Ama tabiî ki ben gülmem. Çoğumuz ciddi, tehlikeli düşüşlere gülmeyiz.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın geçirdiği kazaya da hepimiz üzüldük, geçmiş olsun.

Düşmesine değil ama düştükten sonra yazılanlara ve söylenenlere çok güldüm ben. Ne yapayım ki bunu engellemek benim de elimden gelmiyor. Trajikomik bir durum mutiaka her olayımızda var.

Yani hale bakar mısınız, düşmekte olan Erdoğan doğal olarak, herkesin yapacağı gibi dizginlere yapışmış, gazete şöyle diyor; "Bir rodeocu gibi dizginlere yapışan..."

TV'de izledik, attan düşüyor, korumalar koşup kaldırıyor. Resimlerin altındaki yazılar şöyle: "Sportmen olmasa kurtulamazdı..."

"Sportmen bir yapıya sahip Başbakan..."

Yağcılığın da bir sının vardır. Aslmda bir tek özelliği var Başbakan'ın; kemikleri sağlam. Yere düştüğünde kolu, kalçası kırılabilirdi. Kırıksız kurtuldu.

Kendisinin sözleri de komik doğrusu: "Damdan düştük hayat bir başka tanıdık. Attan düşünce daha bir başka tanıdık" demiş, iyi ki Nasreddin Hoca gibi "Ben zaten orada inecektim" dememiş. Neyse şaka bir tarafa ucuz atlattı gerçekten. Hele o atan arka ayağı? Aman aman!

Bu arada... Demirel ve Özal'ın korumaları çok haklı. Siyasiler, hele bu kadar önemli görevdekiler canının istediği şekilde hareket etmemeli. Korumalar "Diğer ülkelerde isteseler de program dışına çıkamazlar. Güvenlik görevlilerini dinlemek zorundadırlar" diyor. Bizimkiler neden böyle gösteriş meraklısı ve başına buyruktur bilinmez. Başbakan gerçekten bir zarar görseydi ne denecekti o zaman; "Türkiye Başbakanı ne şehittir ne gazi..." mi?

DİĞER YENİ YAZILAR