Görücü usulü evliliğe alternatif

Önemli mevkilere gelmiş kişilerin konuşmalarına bazen şaşırırsınız. Öyle garip şeyler söylerler ki "Bu da nereden çıktı" der insan. Der, çünkü o kişiler aslında çağdaş, tarafsız ya da sadece toplumun gelişmesinden, mutluluğundan yana taraf olmaları gereken yerlerdedirler

Haberin Devamı

Önemli mevkilere gelmiş kişilerin konuşmalarına bazen şaşırırsınız. Öyle garip şeyler söylerler ki "Bu da nereden çıktı" der insan. Der, çünkü o kişiler aslında çağdaş, tarafsız ya da sadece toplumun gelişmesinden, mutluluğundan yana taraf olmaları gereken yerlerdedirler.

Sonra bir gün ağızlarından kaçan sözcükler bu merakınızı gideriverir. O masum ve meslekî görünen konuşmaların arkasında çağdışı, kabul edilemez bir anlayış veya "siyaset yapma", "siyasetçiye yaranma" çabası olduğu ortaya çıkar.

İşte Adalet Bakanı'nın danışmanı Prof. Doğan Soyaslan'ın TV konuşması aynen böyle oldu. Daha önceden de, söylediği hemen her cümle ile halkın tepkilerini üstüne çeken Profesör konuştukça beyninin derin köşelerinde saklamaya çalıştığı İranvari görüşleri ortaya döküldü.

Biraz daha derinlere inilebilse aynı anlayışın belki cumhuriyeti ve onun kadınlara verdiği hakları da beğenmediği görülebilirdi, kim bilir? Çarşamba günkü Vatan'da aynı zamanda bu konuşma haber olarak verilmiş ve ne düşündüğüm bana da sorulmuştu. Uzun bir cevap kısaltılınca maalesef cümleler kesik kesik olmuş, anlamını yitirmiş. Orada böyle bir anlayışın Adalet Komisyonu'nda yeni olmadığını, FP ve RP çizgisini değiştirdiğini söyleyen AKP'nin bu konuşmayı sorgulaması gerektiğini, zira Bakan'ın danışmanı olarak bu kişinin aynı zamanda onu temsil ettiğini de belirtmiştim.

Prof. Soyaslan dünkü haberle ilgili olarak Vatan'ın sorduğu soruya da "Ekonomik özgürlüğünü alan kadın aile baskısının dışında kaldığı için dinden uzaklaşıyor" cevabını vermiş.

Gördüğünüz gibi her cevap yeni bir soru aslında. Kadınlar ailelerin yaptığı baskı sonucu mu dindar oluyorlar?

Programın bir "Prof. cevabı"da şöyleydi: "Rızasıyla evlenen kadın oranı nedir söyler misiniz? Zaten Türk toplumunun önemli kesimi görücü usulüyle, kendi seçmediği kişilerle evleniyor."

Beyefendi bu sözlerle geleneklerimize görücü usulünden sonra bir de tecavüz usulü evliliğin girmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyor... Enteresan değil mi? Daha neler var bilseniz. Dünkü yazımda 'O program yeniden gösterilmeli' demiştim. Basın Kulübü'nden Melih Meriç arayarak büyük ihtimalle Cumartesi akşamı programın tekrar yayınlanacağını söyledi. İnanın bana kaçırılmayacak bir olay.



Trafik böyle kurtulur!
Bir süre önce bir halk otobüsü ile belediye otobüsünün durağa önce yanaşmak için yaptıkları aşırı süratten dolayı yaşadığım korkuyu anlatmıştım.

Kazadan kıl payı kurtulduğum bu olayı yazmamın üzerinden iki ay geçtiği için bunun da trafiği yeteri kadar ilgilendirmediğini düşünmekteydim ki cevap geldi.

İl Emniyet Müdürlüğü sözcüsü ve Emniyet Müdür Yardımcısı Halil Yılmaz'in gönderdiği bilgide 'Halk otobüsü dehşetini yaşadım' başlıklı yazımın incelendiği, 154 Alo Trafik telefon hattına yaptığım ihbar da değerlendirilerek halk otobüsünün sürücüsüne 32 milyon TL. ceza uygulandığı belirtiliyor.

Ben TCK'yı hazırlayan bazı yıllanmış uzmanlar gibi "Ceza suçu azaltmaz" düşüncesinde değilim. Avrupa ülkeleri ve ABD de onlar gibi düşünmüyor olmalılar ki (ve bu inanış da yanlış olmalı ki) oralarda cezalar çok yüksek ve ceza arttıkça suç azalıyor. Almanya'dan gelen işçilerimizin geçtikleri ülkelerde trafiğe harfiyen uyup Türkiye'ye sağlam gelmeleri ve sınırdan girdikten sonra genellikle Türkiye'de kaza yapmaları da bunu destekleyen bir başka gösterge.

Yaptırım olmadığı için kimse takmıyor, trafik keşmekeş hale geliyor ve buyursun doğal afetten beter ölümlü trafik kazaları.

Verilen her cezanın mutlaka trafiğe ve insan yaşamına bir getirişi olacaktır. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne dikkat ve ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR