Malatya Çocuk Yuvası'ndaki şiddet skandalı toplumu kasıp kavurduktan ve de ruhlarımızı toz toprak savurduktan çok sonra gördük Bakan'ı.
Olayı takibeden birkaç gün Londra'daydı ve "duyduğumuza göre" Başbakan da kalmasını istemişti. Nitekim Tayyip Bey yurda döndüğünde "Bakan hemen gelse farklı bir şey mi olacaktı, zaten turistik seyahatte değildi" tarzında anlamlı bir açıklama yapmakta ve yine medyayı suçlamakta hiç vakit kaybetmedi.
"Yargısız infaz, siyasi linç" gibi sözler mebzul miktarda tekrarlandıktan sonra bir yuva çocuğuna sarılarak fotoğraf çektiren, bu fotoğrafla birlikte "Bir çocuğun gözyaşına tüm makamları feda ederim" cümlesiyle duyguları doruğa çıkaran Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Nimet Çubukçu "Olayın bir linç kampanyasına dönüştürülmesini siyasi tavır olarak görüyorum" dedi.
Bakanın emriyle yuvadaki 41 çocuk İstanbul'a getirildi, psikolojik tedavi görecekleri söylendi ve... Olay bitmiştir.
Bir sonraki skandala kadar...
Dünyaya gelmiş geçmiş ünlü ve akıllı siyasetçilere soracak olursanız "siyasette 15 gün uzun bir zamandır"... Bize ise aylar, yıllar yetmez.
Bu hükümet 3 yıldır iktidarda. Üç yıl içinde Türkiye'nin çeşitli illerinde bulunan çocuk yuvalarında taciz, tecavüz olayları ortaya çıktı. İzmir'de Barbaros Çocuk Köyü'ndeki tecavüz olayları sırasında Bakan Güldal Akşit de aynı şekilde tepki görmüş ve değiştirilmesinin nedenlerinden biri de sanıyorum bu olmuştu.
SUÇLULAR "GÖREVDE"!
Sonuçta, Barbaros Çocuk Köyü'ndeki olayın soruşturmalarında suçlu olduğu belirlenen SHÇEK görevlisi 9 kişi Ağrı, Urfa, Bingöl, Kars gibi Doğu ve Güneydoğu illerindeki yuvalara gönderildiler. Dikkatinizi çekerim, suçlular başka yuvalarda görevlendiriliyor. Ve her olayda bu tekrarlanıyor. Malatya'da birçok atamayı (nasıl oluyorsa) kendisinin yaptığı iddia edilen AKP Milletvekili Ali Osman Başkurt, SHÇEK İl Müdürü'ne referans veriyor. Skandal patlayınca da "Şimdi yakalasam onu boğarım" diyor. Tepki de normal değil;
Şiddete karşı şiddet!
İl Müdürü tavsiye etmek AKP milletvekillerinin görevi midir? Ve sonra o milletvekili böyle mi savunma yapar?
Görüldüğü gibi bütün olay ilgili bakanın ilgilenmemesinden, araştırarak en uygun, en uzman kişileri göreve getirmemesinden çıkıyor. Bunun dışında, asıl sorun yine Başbakan'in bulduğu "erkek ve kız çocukların ayrı yuva ve yurtlarda kalmasından çok SHÇEK yuvalarında dürüst ve deneyimli elemanların çalıstırümamasıdır. (Erkek çocuklara erkekler tarafından taciz olayı da az görülmüyor, hatırlatayım.)
Yine hatırlatayım; İmren Aykut'un kurduğu ÇESAV yurtlan gibi örneklerin geliştirilmemesidir... Devletin bütçe, mekân, kadro vererek vakıflar, özel kuruluş ve şahıslarla ortak çalışması bütün sorunları ortadan kaldırabilir. ÇESAV'da olduğu gibi kadın sığınma evlerinde de birkaç gönüllünün harikalar yarattığı biliniyor. O zaman bu model neden geliştirilmesin?
Bu arada yazının başlığına dönelim; biliyorsunuz Malatya olayından sonra 25 bin gönüllü anne yuvalarda çalışmak için başvurdu. Peki neden hiç 'gönüllü baba' başvurmadı merak ettim. Bu çocukların akıllı, ruh sağlığı yerinde, neşeli babalara da (hiç değilse ara sıra) ihtiyacı yok mu sizce?
Ebeveyn rolü sadece kadınların mı?
Gönüllü babalar yok mu?
Malatya Çocuk Yuvası'ndaki şiddet skandalı toplumu kasıp kavurduktan ve de ruhlarımızı toz toprak savurduktan çok sonra gördük Bakan'ı
Haberin Devamı

