Kısa bir süre annemin kaybının acısını yazılarımda, satır aralarında, gözlerimde okuyabilirsiniz. Ne kadar çabalasam da hayatımın hemen her gününü birlikte geçirdiğim ve gerçekten çok az insanda görülebilecek kadar güçlü bağlarla bağlı olduğum, her şeyi paylaştığım bir sevgili varlığı kaybetmenin sıkıntısını çok fazla saklayamayacağımı biliyorum.
Bunda duygularımı fazla gizlememeye, doğallığa alışmışlığın da etkisi var. Keşke gizleyebilseydim...
Cumartesi günkü yazımda da söz ettiğim gibi sizlerden gelen destek mektupları, telefonları bana büyük güç verdi, çoğu gözlerimi yaşartacak kadar duygulu satırlarla doluydu. Camide çocukluğumdan beri görmediğim mahalle arkadaşlarımı, annemin öğrencilerini, sevgili dostlarımı ve hiç tanımadığım ama bu zor günümü paylaşmak için kalkıp gelen okurlarımı, izleyicilerimi görmek de beni çok, çok mutlu etti.
Şunu gayet iyi anladım ki, o günde “kaybı yaşayanın” yanında olmak, acısını paylaşmak bambaşka bir anlam taşıyor. Hiçbir nedenle dostlarınız için bu günü kaçırmamak gerekiyor. Önümden geçen ve bana başsağlığı dileyen her yüzü, o en acı anda bile beynime yazdığımı hatırlıyorum şimdi... Ve tüm mesajları...
Ben, hayattayken de onunla yaşadığım her anın değerini takdir edebildiğim için huzurluyum, hiçbir şey sevdiklerimden daha önemli olmadı. Bunu yapmanın anlamını fark etmeyenlere iyi düşünmelerini önerebilirim, yarın ne olacağını hiçbirimiz bilemediğimize göre sonradan pişmanlık duymamak için her gün yakınlarımızla “sevgi ve ilgi paylaşımı”nı ertelemeden yaşamamız ve onları hiç kırmamamız gerekiyor.
ÜÇÜNCÜ BOYUT
Şimdi siz sevgili okurlarımdan gelen mektuplar arasından seçtiğim bir mektubu ve şiiri o yüzlerce başsağlığı mektubuna içten teşekkürlerim olarak sizinle paylaşmak istiyorum. Beni ağlatanlardan biri...
“Sevgili Ruhat Mengi,
Ne söylesem acınızı mikrogram düzeyinde bile azaltamayacağımı biliyorum. Değerli annenizin nur içinde yatmasını ve sizin gözünüzün ışığında hep yaşamasını diliyorum. Size de dayanma gücü ve sabırlar diliyorum. Acınızı tüm kalbimle Adnan Benk’in ana baba acısı için güzel dizeleri ile paylaşıyorum.
Saygılar, sevgiler. Sibel İpek
Anasını babasını kaybedenler, ansızın geriye,
Onların bıraktığı boşluğa çekilirler. O güne kadar, yaşın ne olursa olsun,
Yüzüne vuran aydınlık, arkanda duran gölgenden beslenirdi.
Üçüncü boyutun elinden alınmış gibisin.
Gölgeleşme sırası şimdi sende.
Evet, gene sahnedesin kuşkusuz.
Ama nesi var bu tiyatronun?
Salon niçin bu kadar aydınlık da sahne karanlıklar içinde?
Sen yine sensin, seyirciler de hep o seyirciler.
Peki kimin aklına esmiş de, sırtları sahneye dönük oturtmuş onları böyle?”
Doğduğu andan itibaren arkasında olan gölgesini kaybeden insanın dünyasının nasıl ters yüz olduğu bundan daha iyi anlatılabilir mi?
Annesiyle benden daha az zaman geçirebilenleri düşününce şanslı olduğumu biliyorum. Ama yine de... “Ateş düştüğü yeri yakar” değil mi?
Gölgeni kaybetmek...
Haberin Devamı

