Gökçek tek suçluyu buldu!

Haberin Devamı

Melih Gökçek Perşembe akşamı ekrandaydı. Bize de izlememiz için kendisi tarafından haber verilmişti, izledik.

Bana göre bu konuşmanın tek bir nedeni vardı; bütün suçu küresel ısınmanın üzerine yıkmak. Gökçek tezini güçlü şekilde savunmak için Manavgat şelalesinin eski ve yeni halinin fotoğraflarını da gösterdi.

Oysa Manavgat’ın ve kuruyan göllerin, barajların sorumluluğu da tüm uzmanların yıllardır yaptığı “Küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor” uyarılarına kulak asmayan yönetimlere aittir.

Uluslararası uzmanların, bizde Hayrettin Karaca ve TEMA’nın “Türkiye çöl olacak, uyanın” çağrılarını masal gibi dinlediler. Havayı, nehirleri, gölleri çıkardıkları karbondioksitle, atıklarla kirleten fabrikalara göz yumdular. Şehirlerin ve tüm ülkenin yeşil alanlarını yok ettiler. Metropollerin, hatta İstanbul gibi dünya harikası bir şehrin bile (Boğaz tepeleri dahil) ormanlarının acımasızca kesilerek yerine siteler, gecekondu apartmanlar dikilmesine izin verdiler.

Evet Gökçek haklı, artık küresel ısınma nedeniyle göller kuruyor, Manavgat’ın suyu dahi azalıyor ama bu öncelikle Türkiye’de oluyor. Yine ihmallerden dolayı...

Diğer ülkeler ellerinden gelen önlemi aldılar. Çin bile karbondioksitin küresel ısınmayı tehlikeli şekilde arttırdığını görerek koskoca ülkeyi baştan başa oksijen kaynağı yeni ormanlarla donattı.

Melih Gökçek tam 13 yıldır Belediye Başkanı, yine TV’lere çıkıp bu 13 yılda yeşilin hangi oranda yok edilip yerine milyonlarca gecekondu yapılmasına izin verdiklerini de -dürüstçe verilen rakamlarla- açıklayabilir mi?

İzmir, İstanbul, Ankara, Adana ve diğer illerin eski,

yeni belediye başkanları açıklayabilir mi?

Oy deposu olarak gördükleri gecekondulara “Tapunuzu biz vereceğiz, onlar vermediler” demeye devam ederseniz çok değil 10 yıl içinde bu ülkenin halkını dünyanın başka ülkelerine göç etmek zorunda bırakırsınız ki onlar da almazlar. Filmleri yapıldı bu konuların!

Tabii susuzluk tehlikesini bildiği, ısrarla uyarıldığı halde yıllar önce önlemini almaması, şehir sakinlerini seçim öncesinde bile uyarmaması daha da somut bir suç.

Ama o yine “asıl suçlu”yu bulmuş, “Sırf bana inat olsun, Gökçek gitsin diye fazla su kullananlar var” diyor.

Ne bilimsel bir tablo var ortada görüyor musunuz?

*****

AKP’de başka aday yok mu?
Fransa’nın Liberation’ından, İngiltere’nin BBC’sine, Katar’ın El Cezire’sine kadar dünya medyası hâlâ bizim medyadan beter Türkiye’nin Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimine kilitlenmiş vaziyetteler.

Bazıları, sık sık yaptıkları gibi çok da cahilce yaklaşımlarda, yorumlarda bulunuyorlar.

Örneğin Liberation, Köksal Toptan’ın Meclis Başkanı seçilmesini (bu arada tebrik ediyorum) Başbakan Erdoğan’ın “laiklere jesti” olarak yorumlamış. Arkadan gelen cümle daha da ilginç; “Ancak bu, devlet başkanı olarak kendilerinkilerden birini daha kolayca empoze etmeye yönelik klâsik bir manevra olabilir” diyor.

“Kendilerinkilerden biri” ile neyi kastediyor acaba?

“İslâmcı kökenli”yi mi?

Herhalde bazı okurlarımızın ve bazı (!) siyasetçilerin yaptığı hatayı yaparak “eşi türbanlı olan dindar, diğerleri değil” demeye getiriyor olamazlar. Yani Köksal Toptan’ın eşinin başı açık olduğu için o “kendilerinkinden değil” olamaz.

Peki Abdullah Gül’ü neden “kendilerinkinden” sayıyorlar acaba?

Abdullah Gül, Köksal Toptan, Vecdi Gönül, Mehmet Aydın veya bir başka AKP’li milletvekili arasında onlara göre ne fark var?

Gerçekten kafası karışıyor insanın... Bugüne kadar eşi türbanlı olanlar da her mevkiye geldiler. Cumhurbaşkanlığı devletin zirvesi olduğu, tüm toplumu temsil ettiği ve türban “devlete dinsel kimlik” anlamına geleceği için bu laiklik ilkesi bağlamında sorun yaratıyorsa, laiklik üzerine yemin edilerek girilen Meclis’te, verilen söze sadık kalmak neden bu kadar zor onu da anlamak mümkün değil.

Ne “laiklere jest”le ilgisi vardır bunun, ne “dindarlara saygısızlık”la, ne de “parti tabanına karşı gelmek”le... Tek anlamı “devlet kurallarına uymak”tır ve madem ki artık olayları bu eksene taşıdılar; Müslümanlık’ta “devlete itaat” de vardır.

O zaman neden bu kadar çözümsüz bir noktada kilitleniyoruz ve dünya medyasının kendini bilirkişi saymasına fırsat veriyoruz?

Abdullah Gül’den başka aday yok mu? Olamaz mı?

*****

Kimsesiz çocuklara yardım!
Bolluca Çocuk Köyü’ndeki çocukların gıda, eğitim ve sağlık giderlerine katkıda bulunmak için Turkcell hatlı cep telefonlarından 4717’ye boş mesaj atmanız yeterliymiş. Vakfın bildirdiğine göre mesajlar 5 YTL olarak çocuklara ulaşacakmış.

Dans, şarkı yarışmalarına ve hatta “Biri Bizi Gözetliyor” türü programlara tercihinizi bildirmek için mesaj gönderebiliyorsanız bunu da yapabilirsiniz.

Haydi şimdi alın telefonlarınızı, hiç zor değil!
(Not: Sevgili okurlarım, dün yayımlanan “Büyüklerden akıllı bir çocuk” başlıklı yazıda bilgim dışında yapılan bir hata nedeniyle “8-10 milyar” yerine “8-10 milyon” yazılmış. Özür dileyerek düzeltiyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR