“Göğüs çatalı”ymış, saygısızlar!

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü binasına yazı asılmış. “Orkestra sanatçılarının dekoltelerinin sazdan ön plâna çıktığını, göğsün çatalı görünen elbiseler giydiklerini” söyleyen, sonra daha da avamlaşarak “Bir mini etek giyip donunun görünmesi uygun değil” diyen Arzu Hanım’ın dekolte uyarısı kısa süre içinde kaldırılmış

Haberin Devamı

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü binasına yazı asılmış. “Orkestra sanatçılarının dekoltelerinin sazdan ön plâna çıktığını, göğsün çatalı görünen elbiseler giydiklerini” söyleyen, sonra daha da avamlaşarak “Bir mini etek giyip donunun görünmesi uygun değil” diyen Arzu Hanım’ın dekolte uyarısı kısa süre içinde kaldırılmış.

Ama anlaşılan kendisi aynı sözleri tekrarlamaya devam ediyor.

Ne kadar haksız, saçma bir davranış olduğunun garantisini ben verebilirim.

Opera orkestralarını dinlemeye, opera izlemeye 7 yaşında başladım. Operaya, baleye ve tiyatroya o kadar meraklıydım ki çocuk yaşlarımda bile ailemin gidemediği operalara tek başıma gider, en ön sıraya oturur ve opera kadar dikkatle orkestrayı da izlerdim.

Aynı ilgim bugüne kadar sürmüştür. Bütün klasik müzik orkestralarında da, operalarda da ne Türkiye’de, ne diğer ülkelerde hiçbir zaman orkestradaki kadınların kısa kollu ve standart bir V yaka siyah elbise dışında açık giyindiklerini, hele de Sugüneş Hanım’ın dediği gibi “donu görünecek mini etek” giydiğini göremezsiniz.

Hepsi işlerinin ciddiyetine uyma sorumluluğunu taşıyan sanatçılardır. Bu hanım kendi reklâmını mı yapmak istemektedir, yoksa son dönemde sık sık görüldüğü gibi birilerine yaranma amacı mı taşımaktadır bilinmez. Ama sanatçılara büyük saygısızlık yaptığına hiç şüphe yok. Acaba orkestradaki kadınlar siyah kısa kollu tuvalet yerine siyah yere kadar pardesülerle çıksalar Arzu Sugüneş’e göre daha mı uygun olurdu merak ediyorum.

*****

Bu canileri asla bırakmayın!
Artık onun fotoğraflarını görmeye yüreğimiz dayanmıyor. 17 aylık bebeğe yapılan tecavüzlerin yanında bir de üstelik bacakları ısırılarak, vücudunda sigara söndürülerek canavarca işkence yapıldığı belirlenmiş. Suçlu anneye toplam 23 yıl, yaşları 40 ile 69 arasındaki diğer üç suçluya da (utanmazlar, vahşiler) 24’er yıl hapis cezası istenmiş.

Dün duyulan bir haber de 2,5 yaşındaki bir bebeği, üvey oğlunu yaramazlık yaptığı için duvara çarparak öldüren bir başka katilin haberi (birinci olaydakileri de katil sayabiliriz, hiç farkları yok ve zaten Avrupa’da ABD’de olsalar cezaları direkt ömür boyu hapis)...

Bu canilere EN AZ 25-30 yıl ceza verilmeli ve asla hiçbir indirim ve aftan yararlanamayacak şekilde cezalarını son gününe kadar çekmeleri sağlanmalı.

Devlet, eğer çok istiyorsa ancak kendine karşı işlenen suçları affedebilir. Vatandaşlarla ilgili suçları affedemez. İnsanların, adaleti kendilerinin sağlamasını istemiyorlarsa vicdanları rahatlatacak ve toplumu da koruyacak cezaların verilmesini sağlamak zorundalar.

Artık polisler bile canından korkar oldu, hakimlerin görevlerini hakkıyla yapmasının sağlanmasını istiyoruz. Bu olayların hepsinin takipçisiyiz!

*****

Kafa atmışlar!
Bu okur mektuplarına bayılıyorum inanın... Bakın şimdi, bir tanesini çekelim hemen; Onur Gülsem’den gelmiş. “Konu: İstemiyorum!!!” Diyor ki (kısaltarak alıyorum):

“Ben Konya Ereğlisi’nde yaşıyorum, bu hafta sonu bir iş için Yozgat’a geldim. Yozgat’ın biraz değişik bir kent olduğunu biliyordum fakat bu kadar değil. Gittiğim her yerde insanlar tokalaştıktan sonra normalde yanak yanağa değdirmeleri gerekirken bana tabiri caizse -ki öyle- kafa attılar. İnanmayacaksınız belki ama bugün en azından 20 kere kafa yedim. Tabii birbirine kafa atan binlercesi de caba (...) Allahtan Yozgat’ta falan yaşamıyorum, iyi ki Ereğli’deyim.”

Söyleyin Allah aşkına, siz olsanız gülmez misiniz? Bu ülkede hayat fıkra gibi değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR