Gizli kameracının son çaresi!

Son 10-15 yıldır aralıksız olarak TCK ve Medeni Kanun'la ilgili yazılar yazdığımda belki bir çoğunuz neden kadın haklarına bu kadar taktığımı zaman zaman merak ettiniz...

Haberin Devamı

Son 10-15 yıldır aralıksız olarak TCK ve Medeni Kanun'la ilgili yazılar yazdığımda belki bir çoğunuz neden kadın haklarına bu kadar taktığımı zaman zaman merak ettiniz. Ama biz ve kadın örgütleri üzerine gitmeseydik, her maddeyi mercek altına almasaydık iki yasada da sağlanan olumlu değişiklikler yapılamayacaktı. Şimdi de mevcut yasalardaki boşlukların, hukukçuların "kilit noktalardaki tıkaçlar" dediği hataların düzeltilmesi gerekiyor.

Düzeltilmediği ve suçlular tek bir yalanla serbest bırakıldığı takdirde ne gizli kamera, cinsel taciz ve tecavüzler, ne de cinayetler bitecek. Çocuk yuvalarında minicik çocukları taciz eden yuva ve yurt görevlileri bile ceza almadan bir başka yuvaya müdür tayin edilecek.

İmam nikahı kıydığı erkek tarafından vücuduna jiletle isim kazınan, bin türlü işkenceye uğrayan 17 yaşındaki M.K'ya 3 aylık evlilikte bile "beni aldattı" iftirası atılabilecek.

Gamze Özçelik'in görüntülerini çeken ve Internet'e veren kişi "Dayanamadığını için izlemedim", "Zaten sevgilimdi, niye çekeyim" yalanlarının ardından belki son çare olarak "İlişkiyi ve kameraya almayı kendisi istedi" diyerek kurtulabilecek.

Bakın Hülya Avşar'dan ayrıldığı gün sevgilisinin yanına koşan ve onunla tatile çıkan Kaya Çilingiroğlu ne diyor: "Bir erkekle görürsem ona aile demem"... Kendisinin anında bir kadınla olmasında mahzur yok ama kadın bir başkasıyla olursa "aile" değil... İşte kadının Türkiye'deki durumunun özeti budur.

Bu anlayışın ve aynı anlayışla yapılan yasaların değişmesi için mücadeleden vazgeçmemek gerekiyor. Röportaja devam ediyorum.

Canan Arın: Bir kadının kırmızı mont giymesi, erkekle yemeğe gitmesi veya bir çocuğun erik ağacına çıkması hafifletici neden olarak kullanılıyor. "Çıkmasaydı" deniyor meselâ... "Ne demek çıkmasaydı?" Yani ne yaparsan yap "sen suçlusun, önce suçsuzluğunu kanıtlayacaksın"... Mağdur durumdaki kadın suçsuzluğunu kanıtlayacak. Bu klâsik bir yaklaşımdır ve Türkiye bunu uyguluyor. Bu korkunç bir şey... Medeni Kanun "kadın boşanma sırasında katılma payı ister" diyor. Nafaka kaldırıldı, katılma payı oldu. Hakimin kafası karışıyor, diyor ki "Git mahkemeye, yeniden dava aç, harç yaür, o dava içinde bunu işte"... Kadınların bunu yapacak gücü yok. Çok zengin erkeklerin eşleri bile paraya sahip değildir, para adamdadır. Adam kadını parayla terbiye eder. Kendi isteğine göre davranıyorsa kesenin ağzı açılır.

Kadınla konuşamayan erkekler

Gençleri taciz, tecavüz ve erken cinsel yaşamdan nasıl korumak gerekiyor?
Hülya Gülbahar: Bilinçlendirerek... Kendini korumayı, doğru kararlar vermeyi öğreterek. Kimsenin bedeninin sahibi bir başkası değildir. Ahlâk kavramını kadın cinselliğine indirgediğinizde, sadece kadının cinselliğini her olayın, her kararın temeli olarak aldığınızda okumuş, yazmış gazeteci sıfaü olan bir adam bile bir başka kadın meslektaşıyla tartışmak istediği zaman fikir düzeyinde konuşamıyor, belden aşağı konuşuyor. Ne yapıyor bu adam; bir insan hakları savunucusu avukat için "Türkiye'ye döndüğün zaman sana cinsel tacizde bulunmazsam namerdim" diyor. Tanınmış bir kadın yazara cinsel ayrımcılık yaparak saldırıyor. Çünkü aklı henüz belinden yukan çıkamamış; kadından gelen eleştiriye eleştiriyle, fıkire fikirle cevap veremiyor. Ahlâkı ve namusu kadın bedeniyle sınırlamak ve onun dışına çıkamamak...

Demek ki hâlâ düzeyimiz bu!

DİĞER YENİ YAZILAR